Emmanuel Macron 7 Mayıs Çarşamba günü, gerçek adı Ahmed al-Charaa olan Suriye’nin geçici devlet başkanı Abu Mohammed al-Golani’yi Élysée Sarayı’nda kabul etti. Böylece Fransa, cihatçı grup Heyet Tahrir el-Şam’ın eski liderini resmi olarak kabul eden ilk Batılı ülke ve Suudi Arabistan, Türkiye, Katar’dan sonra onu kabul eden dördüncü ülke oldu.
Bu adım Fransız dış politikasında önemli bir dönüm noktasını simgeliyor. Paris, artık Golani’nin iktidarını pekiştirmesini desteklemek konusunda oldukça kararlı görünüyor. Bu kabulün arkasında açık bir arzu yatıyor: Fransa’yı Suriye’deki bölgesel oyunda yeniden konumlandırmak, diğer emperyalist güçlerle rekabet etmek ve savaş sonrası kazanımları ele geçirmek.
Ocak ayında Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Alman mevkidaşı Annalena Baerbock ile birlikte Şam’a gitti. Bu görüşme sırasında Alman bakan, Alman şirketlerinin Suriye’nin yeniden inşasına dahil edilmesi gerektiğini defalarca vurguladı ve özellikle Siemens’i stratejik bir ortak olarak gösterdi.
Emperyalist güçler arasındaki rekabetin arttığı bu ortamda Macron, Şansölye’nin Paris ziyaretinden sadece bir gün sonra Joulani’yi ağırlayarak yeni Alman mevkidaşı Friedrich Merz’in bir adım önünde yer aldı. Bu zamanlama hiç de önemsiz değil: Golani’nin ziyaretinden hemen önce, Suriye kökenli ve Macron’a yakın Rodolphe Saadé’nin başında bulunduğu Fransız CMA CGM şirketi, stratejik Lazkiye limanı imtiyazını 30 yıl daha uzattığını açıkladı.
Ancak bu sadece bir başlangıç. Fransa’nın önde gelen grupları, leş yiyiciler gibi Suriye’nin üzerine çullanmaya hazırlanıyor. Kaosa yatırım yapan Paris, şimdi de yeniden yapılanmanın meyvelerini toplamaya niyetli. Özellikle TotalEnergies, Esad rejimi döneminde imzalanan sözleşmeleri yeniden aktif hale getirmek için bastırıyor. Diğer Fransız tekelleri de diplomatik destek ve yaptırımların hafifletilmesi karşılığında Golani’nin yeni hükümetinin açtığı pazarlara göz dikmiş durumda.
Paris’teki basın toplantısında Golani uluslararası yaptırımların kaldırılması çağrısında bulundu:
“Yaptırımları sürdürmek için hiçbir gerekçe yok. Yaptırımlar artık Suriye halkını etkiliyor, onları katledenleri değil”.
Ancak Alevi topluluklara yönelik zulümden ya da Golani’nin geçmişte El Kaide ile olan bağlantılarından hiç söz edilmedi. Bu seyahati gerçekleştirebilmesi için BM kendisine istisnai bir muafiyet tanımıştır zira adı hâlâ terörist faaliyetler nedeniyle yaptırım uygulanan kişiler listesinde yer almaktadır.
Fransa, Golani’yi destekleyerek İsrail’in zayıflamış ve parçalanmış bir Suriye’yi muhafaza etmeyi amaçlayan stratejisini de dengelemeye çalışıyor. İstikrarlı bir Suriye devleti, Fransız sermayesinin genişlemesi için çok daha elverişli bir ortam sağlayacaktır. Son olarak Paris için kilit konulardan biri de Suriyeli mültecilerin akıbeti ve Fransız vatandaşları da dahil olmak üzere halen bölgede bulunan Avrupalı cihatçıların yönetimi. Dolayısıyla Golani rejimi ile güvenlik iş birliği, siyasi ve ekonomik bir anlaşmanın zımni karşılığı gibi görünüyor.
Eski IŞİD cihatçısının, 2015 yılında Charlie Hebdo ve Bataclan’a yapılan İslamcı saldırıların iz bıraktığı ülkeye yaptığı ziyarete soldan çok az tepki geldi ya da hiç gelmedi. Sadece neo-faşist ve gerici hareketler bu ziyarete karşı çıkmıştır.
Hepimizin görevi, IŞİD cihatçı rejiminin suçlarını ifşa etmek, ülkelerin Şam’la ittifak kurma ihtimalini deşifre edip engellemek ve Golani Avrupa’ya gittiğinde sokaklara çıkmak olmalıdır.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 16 Mayıs 2025 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











