red. media ve gazeteci Hüseyin Doğru’ya uygulanan AB yaptırımları derhal geri çekilmelidir!
20 Mayıs’ta Avrupa Birliği Konseyi tarafından yayımlanan ve seyahat kısıtlamaları,
mal varlıklarının dondurulması ile fon ve diğer ekonomik kaynaklara erişimin
yasaklanmasını içeren Rusya’ya yönelik 17. yaptırım paketi, bu baskı politikasının
son örneğidir.
Türkiye kökenli Türk-Kürt devrimci gazeteci Hüseyin Doğru ve sahibi olduğu,
İstanbul merkezli AFA Media’ya bağlı uluslararası haber portalı red. media da bu
yaptırım paketine dâhil edilmiştir.
Kurulduğu günden bu yana dünyanın dört bir yanında sömürgeciliğe, ırkçılığa,
baskıya ve her türlü sömürüye karşı kesintisiz habercilik yapan red. media ve onun
kurucusu Hüseyin Doğru’ya yöneltilen suçlamalar, sanki Brüksel’deki AB
bürokratları tarafından değil, Almanya istihbarat kurumlarıyla bağlantılı karanlık bir
odak tarafından kaleme alınmış izlenimi vermektedir.
Yöneltilen sözde suçlamalar şunlardır:
- Red. media’nın Almanya ve Avrupa’daki toplumsal protestoları
haberleştirmesi, Rusya propagandasına destek olarak değerlendirilmiştir.
- Ortadoğu’daki aktörlerle – Filistinli, Yemenli, Lübnanlı, Kürt ve hatta Asya’daki
Maoist gerillalarla – yapılan röportajlar, “terör örgütü propagandası” olarak
damgalanmıştır.
- Almanya’daki Filistin yanlısı protestoları ve Alman polisinin uyguladığı şiddeti
haberleştirmesi, Avrupa Birliği üyesi Almanya’nın “iç huzuru”nu ve “güvenliği”ni
tehdit ettiği şeklinde yorumlanmıştır.
Avrupa Birliği’nin bu gerekçeleri öne sürmesi, basın özgürlüğüne doğrudan bir
saldırı olduğu gibi, devlet yanlısı olmayan tüm medya kuruluşlarını hedef almanın
ve susturmanın açık bir örneğidir.
AB Konseyi’nin yaptırım açıklaması dikkatle incelendiğinde, bunun Almanya’da
aylardır red. media ve kurucusu Hüseyin Doğru’ya karşı yürütülen sistematik karalama kampanyasının resmi ve kurumsal bir yansıması olduğu açıkça görülmektedir.
Sözde liberal çizgide yayın yapan Tagesspiegel gazetesi ile “sol” kimliğiyle öne çıkan
fakat fiilen İsrail devletinin Filistin’de işlediği savaş suçlarını ve soykırımı aklayan taz
gazetesi, uzun süredir red. media’yı itibarsızlaştırmak için ortak bir kampanya
yürütmektedir.
Bu yayınlarda üretilen iftira ve manipülasyonlar, red. media ve Hüseyin Doğru’yu
“Rusya yanlısı” ve “terör destekçisi” gibi temelsiz suçlamalarla damgalamayı
amaçlamaktadır. Eski ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in hiçbir somut delile
dayanmadan yaptığı açıklamalar da bu kara propagandanın uluslararası düzeye
taşınmasına katkı sağlamıştır.
Bu durum tam anlamıyla “bozacının şahidi şıracı” atasözünü hatırlatmaktadır: Aynı
çevrelerce ortaya atılan suçlamalar, yine aynı çevrelerce “kanıt” gibi
gösterilmektedir. Avrupa Birliği bürokratlarının böylesine zayıf, taraflı ve çarpıtılmış
bilgiler üzerinden yaptırım kararı alması, demokrasiyi değil, kurumsallaşmış sansürü
temsil etmektedir.
Oysa yalın gerçek şu:
- red. media ve Hüseyin Doğru, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini açıkça “haksız”
bir savaş olarak nitelendirmiş, NATO’nun müdahil olmasıyla bu savaşın “emperyalist
bloklar arası bir çatışma”ya dönüştüğünü vurgulamıştır. Buna rağmen AB, bu açık
tutumu yok sayarak, onları “Rus propagandası” yapmakla suçlamaktadır.
- red. media, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’deki katliamları yerinden,
mağdurların sesiyle ve gerçeklere dayanarak haberleştirmiştir. Avrupa medyasının
büyük ölçüde sustuğu bir ortamda, red. gerçekleri görünür kıldığı için “terör örgütü
propagandası” gibi absürt suçlamalara maruz kalmıştır.
- Almanya’da İsrail’i eleştirmek 2023’ten itibaren fiilen suç sayılmaya
başlanmıştır. Soykırıma karşı ses çıkaran Yahudi aydınlar, öğrenciler ve göçmen
kökenliler dâhil olmak üzere geniş bir muhalefet bastırılmakta, kriminalize
edilmektedir. red. media’nın bu muhaliflere mikrofon uzatması ve Berlin’deki
üniversite işgalini yayınlaması, “iç güvenliği tehdit” bahanesiyle cezalandırılmasına
yol açmıştır.
Tüm bu gelişmeler, 1968–1990 arasında Avrupa’da muhalif gazetecilere ve
sanatçılara uygulanan baskı politikalarını hatırlatmaktadır. Göçmen kökenli bir
gazeteci olan Hüseyin Doğru’ya bugün yapılanların, yarın başka gazetecilere,
sanatçılara ve düşünen herkese yapılmayacağının hiçbir garantisi yoktur.
22 Mayıs’ta Junge Welt gazetesinde Nick Brauns’un kaleme aldığı yorumdaki uyarı
gayet yerindedir:
“Bu yaptırım sadece mahkeme kararı olmaksızın, bürokratik bir işlemle sivil geçim
kaynağından mahrum bırakılan sol görüşlü bir medya portalına ve kurucusuna
yönelik bir saldırı değildir. AB’nin resmi anlatısını sorgulayan eleştirel gazeteciliğin,‘dezenformasyonla’ mücadele adına mahrum bırakılması, tehlikeli bir emsal teşkil
etmektedir.”
Gazeteci Hüseyin Doğru’nun ve onun sahibi olduğu red. media’nın kriminalize
edilmesi, susturulması ve yaptırıma tabi tutulması kesinlikle kabul edilemez.
Avrupa Demokratik Güç Birliği olarak, Hüseyin Doğru ve red. media’ya uygulanan
yaptırıma karşı, basın özgürlüğü ve halkın doğru haber alma hakkını savunan
herkesi bu hukuksuzluğa karşı sesiz kalmamaya çağırıyoruz.
Yaşasın enternasyonal dayanışma!
Yaşasın basın özgürlüğü!
Avrupa Demokratik Güç Birliği (ADGB)












