Portekiz’de Pazar günü yapılan erken genel seçimin galibi muhafazakar sağ olurken, seçimler Güney Avrupa ülkesinin daha da fazla siyasi krize gömülmesine vesile oldu. Seçimlerde Muhafazakar Demokratik İttifak (AD) oyların yüzde 33’ünü alarak birinci olurken, gerçekte burjuva sosyal demokrat olan Sosyalist Parti (PS) ise yüzde 23,4 ile ikinciliğe tutundu.
Ülkede son üç yılda yapılan üçüncü seçim olmasına rağmen kayıtlı seçmenlerin yüzde altmış dördü seçime katılırken, bu oran 2024’te yüzde 59’du.
PS lideri Pedro Nuno Santos, partisinin 1987’den bu yana en kötü performansı göstermesinin ardından istifa etti. Irkçı faşist Chega partisi desteğini artırarak yüzde 22,6’ya ulaştı ve yurtdışından gelen oylar sayıldıkça PS’nin önüne geçme ihtimali artıyor. Seçim sonrası kameraların önüne geçen Chega lideri Andre Ventura “tarihi” sonucun Portekiz’deki iki parti egemenliğinin sonu olduğunu söyledi.
İki ana sol parti ise parlamentoda 230 sandalyeden sadece dördünü alabildi. Portekiz Komünist Partisi’nin hakimiyetindeki Üniter Demokratik Koalisyon (UDC) oyların yüzde 3’ü ile üç sandalye kazanırken, bir zamanlar Avrupa solunun umudu olarak gösterilen Sol Blok ise yüzde 2 oy alarak bir sandalye kazanabildi.
Pazar günü yapılan seçimler 2022’den bu yana yapılan üçüncü genel seçim olmakla birlikte, hem bu yılki hem de geçen yılki seçimler dönemin başbakanının adının karıştığı yolsuzluk skandallarıyla tetiklendi. Böylelikle Portekiz, faşistlerin göçmen karşıtı ırkçılık dalgası ve ana akım burjuva partilere karşı hayal kırıklığı yaşayan diğer Avrupa ülkelerinin yaşadığı “kaderi” paylaşmış oldu. Irkçı-faşist Chega 2022’de sadece yüzde 7 oy alabilmişti. Ancak 2024 yılında yapılan bir önceki son seçimde PS oyların yüzde 28’ini, Chega ise yüzde 18’ini kazanmıştı.
Seçim sonuçları Portekiz egemen sınıfları için siyasi krize işaret ederkene, Portekiz işçi sınıfının ise Batı Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden birinde sosyal bir krizle karşı karşıya olduğunu resmetti. Uygun fiyatlı konut sıkıntısı 2008’deki mali krizden bu yana gençlerin Portekiz’i terk etmesine neden oldu. Bu çerçevede, insanlar AD’nin ya da Sosyalistlerin hayat pahalılığı krizini çözme vaatlerini yerine getirebileceklerine dair inançlarını kaybettiler. Hem AD’nin hem de SP’nin zedelenen imajı faşistlerin ekmeğine yağ sürdü.
AD’nin görevdeki başbakanı Luís Montenegro, oy çoğunluğunu elde edemediği için azınlık hükümeti kurmak zorunda kalacak. SP’nin yeni lideri kim olursa olsun, faşist Chega’yı hükümet dışında tutmak için muhafazakarla ittifakı destekleyeceği tahmin ediliyor.
Söz konusu siyasi kriz soldan yana politika oluşturduğunu iddia eden tüm yapılar için ciddi bir sınav anlamı taşıyor. Sol Blok ve Komünist Parti, 2015-2021 yılları arasında PS ile bir “güven ve destek” anlaşması yapmıştı. Bu sayede hükümete resmen katılmadan sosyal demokrat partiyi desteklediler. Ancak PS geniş işçi ve emekçilerin yaşam standartlarının daha da düşmesine yol açan burjuva politikalara onay verirken ve grevci işçilere karşı polisi kullanırken dahi söz konusu sol partiler PS’den kopmayı reddettiler. Zira solun PS’ye verdiği destek, yıllarca onun işçi sınıfına yönelik ihanetlerine karşı bağımsız bir sosyalist duruş ortaya çıkmaması anlamı taşıdı.
Tüm Avrupa’da gördüğümüz gibi Portekiz’de de muhafazakar sağ ve faşistler, insanların burjuva sol politikalara olan hayal kırıklıklarını ve düzene olan öfkelerini sömürdü. Bizzat düzenin ürünü olarak ortaya çıkan yeni faşist hareket, kendini ırkçılıkla perdeliyor. Oysa umut, kemer sıkma politikalarına ve ırkçılığa karşı sokaklarda ve işyerlerinde aşağıdan mücadelede ve buna dayanan mücadeleci bir devrimci gücü açığa çıkartmakta yatıyor.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 23 Mayıs 2025 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











