Geçtiğimiz hafta Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İran’a hava saldırıları düzenleyen Siyonist İsrail’e “Hepimiz adına kirli işleri yapıyor” diyerek teşekkür etti. Kullanılan “kirli iş” (Drecksarbeit) ifadesiyle Alman ‘hikmet-i hükûmeti’ (Staatsräson) ve savaş çığırtkanlığı, bu sefer de Merz’in bu sözleriyle gündeme yeniden oturdu. ‘Kirli işi’ üstlenen Siyonist İsrail’in Dışişleri bakanlığı ve Berlin Büyükelçiliği açıklamayı desteklerken, Merz’in koalisyon ortağı SPD’den Yeşiller’e ve Sol Parti’ye kadar geniş bir kesim ise başbakanın sözlerini eleştirdi. Hatta aralarında sanatçılar, aydınlar ve eski milletvekillerinin de olduğu çok sayıda kişi, başbakan Merz hakkında “Alman anayasasına aykırı hareket ettiği” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.
Eleştirilere konu olan Merz’in bu “saldırgan dili”, aslında Alman devletinin son yıllarda gittikçe gün yüzüne çıkan “saldırgan” tavrının bir dışavurumu. Yani “skandal”, “Trump’vari” veya “tehlikeli” olan şey, aslında Alman emperyalizminin güncel sözcüsü Merz’in sözleri değil, Alman emperyalizminin ta kendisi.
Özellikle Ukrayna savaşıyla birlikte, Alman devleti başta olmak üzere Avrupa devletleri, askerileşme ve savaş çığırtkanlığını çok daha açık bir şekilde dile getirir oldular. “Putin tehlikesi” ve “Avrupa değerlerini Ukrayna’da savunmak” adı altında, uzun süredir görülmemiş bir silahlanma yarışına giriştiler. Almanya’da savunma harcamaları yaklaşık üç katına çıktı, eski Scholz hükümeti altında 100 milyar Euro, henüz çiçeği burnunda yeni Merz hükümeti altında 500 milyar Euro’luk askeri bütçeler yasadan geçti, zorunlu askerlik tartışmaları yeniden alevlendi, farklı sanayi sektörlerinde durgunluk derinleşirken ve toplu işten çıkarmalar artarken, askeri sanayide kârlar katlanarak arttı, bütün bir toplumsal atmosfer ve siyasal arena, askerileşme üzerinden şekillendi. Eski başbakan Olaf Scholz’un sözleriyle, Almanya bir “dönüm noktasından” geçti.
Alman emperyalizminin savaş politikasının bir yanını Ukrayna oluştururken, diğer yanını kuşkusuz Siyonist İsrail’le kurduğu ilişkiler oluşturuyor. Almanya’nın İsrail’le kurduğu “koşulsuz destek” ilişkisinin tarihsel bir arka planı var. Alman devleti, Holokost’ta milyonlarca Yahudi’nin sistematik olarak öldürülmesinden üç yıl sonra kurulan Siyonist İsrail’e karşı “özel bir sorumluluk” duygusunu “hikmet-i hükûmet” veya “devlet aklı” (Staatsräson) kavramı ile tarif ediyor. Kendi soykırımcı geçmişini, başka bir soykırımcı devlete koşulsuz destek sunarak kapamaya çalışıyor. Siyonist İsrail’in işlediği bütün suçlar, Gazze’de süregelen soykırım, Lübnan’a, Suriye’ye ve şimdi İran’a yönelik askeri saldırganlık, bu biçimde Alman devleti nezdinde meşrulaşıyor. İçte ise İsrail’e yönelik herhangi bir eleştiri anında “antisemitizm” olarak damgalanıyor. “İthal antiesmitizm” propagandasıyla özellikle Müslüman göçmen ve mültecilere dönük saldırganlık artıyor. Filistin halkıyla dayanışan herkes, ilk olarak polis copu ve gözaltılarla karlışaşıyor. Özellikle başkent Berlin, her Filistin eyleminde bir OHAL kentine dönüştürülüyor. Bütün burjuva yasalar, Batı’nın baş üstünde tuttuğu bütün o sözde “medeni” değerler kolayca, sanki hiç varolmamışlar gibi bir anda rafa kaldırılıyor. Konu Siyonist İsrail olunca çokça bahsettikleri o “Alman devlet aklı” devreye giriyor.
Başbakan Merz, bir ay önce Siyonist ordunun Gazze’de yürüttüğü yeni ilhak operasyonunun ardından yaptığı açıklamada İsrail’in “sınırları aştığını”, “İsrail ordusunun eylemlerinin hangi hedefe yönelik olduğunu artık anlayamadığını” dile getirmişti. Dün hangi hedefle yapıldığını anlayamadığı o “kirli işleri”, belli ki şimdi yeniden anlamış gözüküyor.
Egemenler bütün pervasızlıklarıyla ezilenlere yönelik düşmanlığını gösterirken, işledikleri insanlık suçlarını “kirli iş” olarak tanımlayarak bizle pişkince alay ederken, bizlere de bu eli kanlı katiller tarih önünde hesap verinceye kadar mücadele etmek, soykırımcı Siyonist devleti koşulsuz destekleyenlere karşı ezilen halkların yanında koşulsuzca saflaşmak kalıyor.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 27 Haziran 2025 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











