Faşist saray rejimi, 20 Temmuz Suruç katliamıyla Rojava devriminin tasfiyesini amaçlayan çöktürme planı adlı savaş konseptini devreye soktu. AKP-MHP işbirlikçisi ve faşist islamcı çete DAİŞ’in Suruç’ta SGDF’ye yönelik yaptığı gençlik katliamı, halkların birleşik devrim fikri ve mücadelesine yönelik stratejik saldırının başlangıç eylemidir.
Suruç; Rojava devrim topraklarına adım atmak, dokunmak isteyen sosyalist gençliğin birleşik devrim çabasının bayraklaştığı bir andır. Gezi ayaklamasının ruhuyla akan bir nehirin Rojava devrimi ile birleşme anıdır, devrimle bütünleşme eylemidir.
Onlar, faşizmin savaş çığırtkanlığına ve şovenizmine inat kardeşlik elini uzatarak Deniz’ler, Mahir’ler, İbo’lar ve Mazlum’ların yolundan yürüdüler. İşte tam da bu nedenle faşist rejim ve onun işbirlikçi faşist çetesi DAİŞ, Suruç’ta sosyalist gençliğe ve devrimcilere karşı vahşi katliama girişti. Faşist Türk burjuva devleti DAİŞ vasıtasıyla halkların birleşik devrim fikrini ve eylem hattını parçalamak istedi. Fakat aynı amaçla gerçekleştirilen seri kitle katliamları, bombalamalar kararlılıkla örülen halklarımızın birleşik devrim iradesini kıramadı.
Faşist çetelerin sosyalistlere yönelik saldırı ve katliamları geçtiğimiz yıl mahkeme salonlarında kendi ağızlarıyla telafuz edilerek ifşa olurken, Suruç katliamına ilişkin adalet talebi sağlanmıyor. Faşist çete üyelerinin ESP’li sosyalistlere yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, faşist rejim için bir ‘aklama’ aparatı oluyor. ‘Devleti için kurşun atan’ onurlandırılmaya çalışılıyor. Halbuki bu faşist saldırılarda Suruç’ta katledilen devrimciler hedeflenmiş, Suruç katliamının bir devlet organizasyonu olduğu gerçeği bir kez daha gözler önüne serilmişti.
Bugün 10 yıllık “Suruç için adalet herkes için adalet” şiarıyla kazanılan birleşik politik direniş çizgisi hiçbir biçimde antifaşist gençliğin öncü iradesini kıramadı. Aynı irade halklarımıza güç ve umut taşıyor, birleşik mücadeleyi geliştirmenin zeminlerinden biri olarak yol gösteriyor.
Bugün Suruç’un 10. yılında işçi sınıfı ve ezilenlerin adalet isteği katlanarak büyüyor. Devlet ve kapitalist düzeninin durmadan üretip büyüttüğü adaletsizliklere karşı işçi sınıfı ve ezilenlerin öfkesi artıyor. Faşist saray rejimi ekonomik ve politik saldırı konseptiyle emekçi sınıfları yoksulluk krizinin sefalet, açlık ve ölüm uçurumuna itiyor. Faşist şeflik rejiminin zulmüne uğrayan, politik adalet ve hak-hukuk arayan ezilen toplumsal kesimlerin süren adalet arayışının yanına, yoksulluğu derinleştiren ekonomik eşitsizlik ve toplumsal adalet istekleri yer alıyor.
Faşist saray rejimi yoksulluk kriziyle boğuşan ve her tür adaletsizliğe, faşist baskı ve zulme, politik özgürlük yoksunluğuna, yaşam tarzı dayatmalarına karşı ırkçı ve faşist politikalar devreye sokuyor.
Suruç katliamının sorumluları, özgürlükleri için sokağa çıkan gençleri tutuklayarak, hapishanelerde insanlık dışı uygulamalarıyla, tutsakların infazlarını yakarak, kayyumlarla halkın iradesini gasp ederek, hak ve özgürlükleri için direnen işçi ve emekçilere karşı gözaltı ve tutuklama saldırılarıyla, kadınlara ‘makbul’ olanı ‘Aile Yılı’ dayatmalarıyla sürdürüyorlar.
Suruç katliamı, halkların barış eline savaşla yanıt verilmesidir. Suruç katliamına karşı vereceğimiz tek yanıt: Direniş ve mücadelede ısrardır!
Katliamın 10. yılında ölümsüzlerimizi anarken, mücadele kararlılığımızı 20 Temmuz etkinliklerimizde sokakta göstermeye çağırıyoruz.
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AVEG-KON)











