İngitere’de “Filistin için Eylem” yasağı – Atılım Avrupa / Avrupa Gündemi*
Geçtiğimiz haftalarda emperyalist İngiliz devleti ve mahkemeleri, Filistin’de İsrail siyonizminin gerçekleştirdiği katliamlara karşı meşru mücadele çizgisinde eylemler gerçekleştiren Filistin için Eylem isimli örgütlenmeyi anti-terör yasaları kapsamında terörist örgütler listesine alarak yasakladı. Yasağa karşı sokağa çıkan onlarca eylemci ise Filistin yanlısı slogan attıkları, tişörtler giydikleri gerekçesiyle tutuklandı.
Şüphesiz ki Filistin için Eylem içerisinde yer alan aktivistleri onurlu bir şekilde doğrudan eylem geleneği içinde Britanya’nın mülkiyet yasalarını çiğnediklerini biliyorlar. Yine sözkonusu aktivistler arasında silah üreticilerinin muazzam karlarını koruyan yasaları olduğu kadar, İngiliz devletinin tüm ulusal ve uluslararası yasaları çiğneyerek savaş suçlarında gizli anlaşmalar yaparak suç işlemesine karşı suç işlediklerini de bilenler var. İsrail saldırganlığının destekçilerinden İşçi Partili başbakan Starmer’ın kendisi de bu durumu iyi biliyor. Çünkü avukatlık yaptığı dönemde, 2003 yılında Irak’a giden İngiliz bombardıman uçaklarını durdurmaya çalışan aktivistleri savunurken tam da bu argümanı kullanmıştı.
O dönem bir RAF uçağını sadece boyamakla kalmayıp ateşe vermeyi de planlayan Starmer’ın savunduğu Josh Richards iki kez yargılanmasına rağmen yasadışı bir savaşı durdurmaya çalıştığını ileri sürerek serbest kaldı. Ancak Starmer’ın şu anki görevi soykırımı durdurmaya çalışan insanların yanında yer almak değil. Görevi, İsrail soykırımının tamamlanmasına giden yolu döşemek.
Gazze’deki soykırım son hız devam ederken, Glastonbury müzik festivalinde görüldüğü gibi Britanya’nın suç ortaklığına yönelik karşı çıkışlar gittikçe dahada artıyor. İşte bu nedenle ilkeden yoksun Starmer’ın savaş hatlarını kendi işine gelecek şekilde yeniden çizmesi gerekiyor. Soykırım karşıtlarını ahlaksız, terörist olarak sunmaya çalışıyor. Ve yine bu hamleler, Britanya’nın haydut devletler ve terörizmle dolu daha tehlikeli bir dünyada olduğu izlenimini güçlendirmek ve Starmer hükümetinin “savunma harcamaları” olarak adlandırdığı harcamalar için gerekiyor.
NATO tarafından açıklanan yeni taahhütler doğrultusunda İngiltere, savaş makineleri ve “iç güvenlik” harcamalarını iki katına çıkararak 2035 yılına kadar GSYİH’nin yüzde beşine çıkarmaya hazırlanıyor. Filistin için Eylem üyelerinden Glastonbury’de soykırımı eleştiren müzikseverlere kadar herkes potansiyel terörist olarak gösterilebiliyorsa, sindirme ve baskı yapısının güçlendirilmesi gerekiyor. İşte Starmer’ın görevi de bu.
Gerçek şu ki en büyük haydutları, en büyük teröristleri uzaklarda aramak gerekmiyor. Batı emperyalistlerinin başkentlerindeki havadar ofislerde oturuyor, rakip ülkelere zarar vermek ve sonu gelmeyen kaynak savaşlarına yatırım yapan şirketlerin kârını arttırmak için çalışıyorlar. Ve bu kârlar burjuva politikacılara bağış ve daha sonraki yaşamlarında rahatlık olarak geri dönüyor.
Oysa Washington merkezli küresel hakimiyet politikasını desteklemek için ne kadar çok şiddet yayarsa, ezmek istediği dış ülkelerdeki direniş de o kadar büyük oluyor. Benzer şekilde, İngiliz devleti kendi vatandaşlarına boyun eğdirmeyi sağlamak için onları zorbalık ve tehditle sindirmeye çalıştıkça, direniş de en beklendiği yerden yükseliyor.
Nitekim mücadele devam ediyor, etmeli. Hepimiz savaş endüstrisinin ölümcül pençesinin kurbanı olmak istemiyorsak, onun yaşam üzerindeki boğucu hakimiyetine karşı daha güçlü meydan okumalı, direnişi her alanda yaymalıyız.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 18 Temmuz 2025 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











