Suruç katliamının 10. yıldönümü Türkiye ve Kürdistan’dan Avrupa’ya çok çeşitli, kitlesel eylem ve etkinliklere sahne oldu. Sosyalist gençliğin öncülüğünde yapılan yaygın eylemler dizisi başta Suruç katliamı olmak üzere faşist rejimin işlediği tüm katliamlara karşı adalet mücadelesini gündeme taşıyarak hesap sorma bilincinin gelişim yoluna dair özgün bir deneyim biriktirdi. Suruç’un açtığı yoldan ilerleyen Avrupa’daki sosyalist gençlik de Suruç adalet mücadelesini kendi kent ve ülkelerinde empeyalist devletlerin paravanlığında göçmenler ve antifaşistlere dönük işlenen katliamlarla birlikte ele alarak, aynı hesap sorma bilincini geliştirmeye ve ezilenlerin adalet mücadelesini birleştirmeye çalıştı.
Hiç şüphesiz bir aya yayılan eylemler dizisi Avrupa’da faaliyet yürüten sosyalist gençliği aynı topraklar içerisinde kitlelere dönük politik çalışmalar yürüten yerli ve göçmen antifaşist gençlik örgütleri içerisinde bir adım öne çıkardı. Bu politik eylem canlılığı farklı ülkelerdeki sosyalist gençliği benzer gündemler etrafında birleştirerek, aynı yöne bakma, hedefe kilitlenme, farklı zamanlarda ya da eşgüdümlü aynı saatte gerçekleştirilen eylemlerle “10. yılında Suruç için adalet, herkes için adalet” sloganını en geniş kitleler nezdinde görünür kıldı.
Flash mobdan (Bir anda bir araya gelip belirli bir eylemi gerçekleştirdikten sonra hızla dağılan eylemciler topluluğu)pankart asmaya, stant çalışmasından yaygın bildiri dağıtımına, fiili-meşru sokak eylemlerinden kitle toplantılarına, belgesel gösterimlerinden sosyal medya görsellerine, yelpazesi geniş farklı eylem ve araçlarla yürütülen kampanya, gençliğin dışındaki kuvvetleri de harekete geçiren, birşeyler yapma duygusunu besleyen sonuçlar ortaya çıkardı. Yapılan ikili görüşme ve davetlerle, yerli sosyalist, antifaşist, anarşist, ilerici gençlik kuvvetlerin gündemi haline getirilme çabası, görünür kılınan sokak eylemleriyle de beslenerek sonuç almada önemli rol oynadı.
Avrupa’da değişik düzeylerde faaliyet yürüten komünistlerin aynı gündemle eşgüdümlü hareketi 10. yılında Suruç eylemlerinin güçlü geçmesine katkıda bulunmakla birlikte, farklı kesimler, cepheler arasındaki koordinasyon, birlikte çalışma potansiyelini geliştirdi, güçlendirdi. Belli periyodlarla gençliğimizin motor güç olduğu ve fakat politik öncünün farklı cephelerinin katıldığı iç toplantılar, hem çalışmaların denetimiyle aksayan yanlara kolektif müdahale olanaklarını arttırdı, hem de yeni planların devreye sokulması ve deneyimlerden yararlanma olanaklarının da kapısını aralamış oldu.
Özellikle katliamın yıldönümü olan 20 Temmuz birçok Avrupa kentinde yapılan görece kitlesel gösteri ve yürüyüşlere tanıklık etti. Gençliğimizin katliamın yaşandığı saatte 33 Avrupa kentinde aynı anda gerçekleştirdiği eylemler dizisi katillerden hesap sorma ve meşruluk bilincinin yanı sıra birlikte hareket ve aidiyet duygusunu pekiştiren ideolojik eylemlere de dönüşmüş oldu. Öğleden sonra hayata geçirilen kitlesel yürüyüş ve protestolar ise katliamın unutulmaması, hesap sorma bilincinin güçlenmesi ve farklı kuvvetlerin katılımıyla birleşik mücadelenin gelişimi bakımından örnek oldu.
Yaz dönemine girmiş olmanın dezavantajları tabi ki yok değildi. 20 Temmuz eylemlerinde daha fazla kitleselliğin yakalanamamış olmasında bunu bir faktör olarak görmek bir yana, genel olarak geniş kitle çalışmasına paralel ev ziyaretleriyle yüz yüze görüşmelerin zayıf kalması da bir başka etken olarak söylenebilir. Bir kısım Türkiye ve Kürdistanlı kitlede faşist rejimin ülkeye giriş ve çıkışlarında yaşattığı sıkıntıları göğüsleyememesinin başka bir gerekçe olduğu bilince çıkartılarak, bunun aşılmasının da ancak ve ancak ikili görüşmelerle sağlanacağı bir an bile unutulmamalıdır.
Sonuç olarak Türkiye ve Kürdistan’da olduğu gibi Avrupa’da da katliamın sorumlularından, dolayısıyla katillerden hesap sorma bilinci Suruç’un 10. yıldöneminde de canlılığını korumaya devam etmiş, 33 düş yolcusunun hayallerini gerçekleştirme azmi ve çabası yeni kitlelerle, yeni güçlerle buluşarak gelecek mücadele döneminin manivalası haline gelmiş oldu. Bugünün deneyimlerini incelemek, gelecek mücadele döneminin yapı taşı haline getirmek bütün kolektif bireylerin ve organların önünde duran temel görevler arasındadır.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 1 Ağustos 2025 tarihli Perspektif köşesi











