Geçtiğmiz Cumartesi günü onbinlerce kitle Trans+ Onur yürüyüşü kapsamında Britanya’nın birçok kentinde sokağa çıkarak başta iktidardaki İşçi Partisi olmak üzere, egemen sınıfların transfobik saldırılarını protesto etti. Bu yılın başında Yüksek Mahkeme’nin almış olduğu karara karşı eylemsel yanıt içeriği de taşıyan onur yürüyüşü binlerce Trans+ insanı ve destekçilerini bir araya getirdi.
Yıl başında Yüksek Mahkeme almış olduğu kararla kadının yasal tanımının “biyolojik cinsiyete” dayandığına hükmetmişti. Kararı egemen sınıfların hukuk yoluyla işlediği saldırıların bir parçası olarak gören kitleler, kararın yol açacağı başta sağlık hakkı olmak üzere, kazanılmış değişik hakların tırpanlanmasının yolunu açacağından da endişe duymaktalar.
Kararın yıllara yayılmış trans haklarına dönük saldının bir parçası olduğu çok açık. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl Britanya’da cinsiyet kimliklerini sorgulayan veya cinsiyet uyumsuzluğu yaşayan çocuklara ve gençlere sunulan hizmetlere yönelik politika önerilerinde bulunan “bağımsız” bir kurum olan Cass Review raporunun ardından Sağlık Bakanı Wes Streeting’ın, 18 yaş altı trans+ bireyler için ergenlik engelleyicilerin yasaklanmasını kalıcı hale getirmesinin ardından Trans+ sağlık hizmetleri için bekleme listeleri hızla artmıştı.
Yine 2023 yılında Muhafazar Parti’nin iktidarı döneminde İskoç parlamentosunun cinsiyet tanıma sertifikası alma sürecinin kolaylaştırılması ve tıbbi teşhis gerektirmemesi yönünde aldığı reform kararını aynı parti tarihi bir ilke imza atarak durdurma kararı almıştı.
Dolayısıyla artan saldırılara karşı tepkiyle birleşen Cumartesi günkü Onur yürüyüşünün kitleselliği saldırılar karşısında trans+ bireylerin sessizce beklemeyeciğini olduğu kadar, etraflarında örülen desteğin de derinliğine tanıklık etmiş oldu. Ancak geçmiş deneyimlere bakıldığında –özellikle 2023 deneyimi- ortaya çıkan hareketin bir süreklilik kazanmaması, saman alevi tarzı hızlıca yanıp sönmesi hareketin genel zayıf yanına işaret etmekte.
Hareket bu kez aynı olumsuz deneyimi yaşamak zorunda değil. Mücadeleyi süreklileştirmek, örgütlülüğe kavuşturmak ve eylemli karşı koyuşta derinleşme görüş açısıyla; farklı kitlelerin, işçi ve emekçilerin, sendikaların gündemi haline getirme çabası ve farklı gündemlerle birleştirme egemenlerin saldırılarının durdurulması ve yeni hak kazanımlarının önünü açabilir.
Muhafazakârlar ve şimdi de İşçi Partisi transfobiyi giderek artan bir şekilde bir tartışma konusu olarak kullanmaktalar. Sözkonusu saldırılarla işçi ve emekçiler içerisinde yarılmalar yaratmaya çalışan egemen sınıflar, demogojik ve iki yüzlüce trans+ bireyleri de kadın haklarına yönelik bir tehdit olarak resmetmeye çalışmaktalar.
Dolayısıyla ezilenlere dönük bu yönlü ideolojik, politik saldırıların eylemli reddedilmesi ve trans+ bireyler de dahil olmak üzere işçi sınıfının tüm unsurları arasında dayanışmayı güçledirme ihtiyacı kendisini hissettirmekte. Cumartesi günü yaygın bir şekilde görülen RMT, UCU, PCS, Unison ve diğer sendika şube pankartları, gelişmekte olan bu birlikte mücadele deneyimine olumlu örnekler olarak yansıdı.
Unutmamak gerekir ki Trans+ hareketi tek başına bu saldırıları göğüsleyemez. Ayrıca bu alanın kendisi yalnızca trans+ bireyler için değil, baskıya ve sisteme karşı mücadelede birleşen tüm kesimler için bir alandır. Dolayısıyla son eylemi daha geniş çaplı ve süreklileşmiş bir mücadele için sıçrama anına dönüştürmek hareketin önünde duran temil görevdir.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 1 Ağustos 2025 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











