Rheinmetal’i silahsızlandırma kampı yaklaşık 10 yıldır düzenlenen bir kamp. Değişik sol ve sosyalist grupların katıldığı eylemler dizisi, özellikle 3. Dünya savaşına hazırlıkların yoğunlaştığı ve buna bağlı olarak silahlanmanın alabildiğine arttığı bir süreçte daha güçlü ve kitlesel bir kampanyaya dönüştü. Gelinen yerde Rheinmetal’e karşı gerçekleştirilen kampanya özellikle devrimci örgüt ve kurumların bir araya geldiği etkin bir çalışma oldu.
Geçen yıl Almanya’nın Kiel kentindeki Rheinmetal fabrikalarını hedefe koyan bu çalışma, bu yıl ise merkez üs olarak Köln kentini seçti. Sadece silah fabrikalarının önünde değil, halkla buluşmayı esas alan, silahlanmaya karşı direnişi kitleselleştirme ve çeşitlendirme hedefi güden devrimci kuvvetler Köln merkezini eylem üssü olarak belirledi. Şüphesiz ki sadece fabrika önlerinin benimsenmemesinde, Alman parlamentosunun son dönemde eğitim, sağlık vb. gibi kamu bütçelerinden kesintilere giderek silahlanmay daha fazla para aktarımına girmesi, zorunlu askeriliği gündeme taşıyarak, bu kapsamda kamuoyunu hazırlamaya dönük yaptığı çalışmalar da, bir haftaya yayılan kamp çalışmasının şehir merkezlerine taşınmasında ayrıca rol oynadı.
Hafta boyunca sadece Köln’de değil, ayrıca Köln’ü çevreleyen diğer büyük kentlerde de eylemler gerçekleştirildi. Bu eylemler sol adına hareket eden değişik kesimlerin buluşmasına vesile oldu. Almanya’nın birçok kentinde eylemlere katılım olduğu kadar, İsviçre gibi değişik Avrupa ülkelerinde de, özellikle gençlik gruplarından katılımlar oldu ve bugüne kadar gerçekleştirilen “Rheinmetal’i silahsızlandır” kamplarının en geniş kampına dönüştü. Tatil dönemine denk gelmesine rağmen hergün katılım sayıları artarak devam etti ve son gün yapılan yürüyüşe ise 3 bini aşkın kitle katıldı.
Özel olarak 7 Ekim sonrası Filistine dönük İsrail katliamlarına karşı gelişen eylemlerle beraber Alman devletinin hak arama mücadelelerine karşı baskı ve saldırganlığının oldukça arttığı, antifaşist ve devrimci hareketlere karşı baskının son iki yıldır yoğunlaştığı, hemen hemen tüm sokak eylemlerine karşı polis şiddetinin en üst sınırda uygulandığı başkent Berlin pratiğinin tüm Almanya çapına yayılmaya çalışılması, yalan ve demogojiyle emperyalist politikalara karşı mücadele edenlerin hedefe konduğu bir süreçte Alman devleti Rheinmetal’e karşı düzenlenen kampı yasaklamak için elinden geleni yaptı. Devrimcilerden duyulan korkunun bir yansıması olan bu yasaklama girişimi, antifaşist ve devrimcilerin kararlı duruşu sonucu geri püskürtüldü. Buna rağmen hafta boyunca polis şiddeti bir tehdit olarak katılımcılar üzerinde estirildi.
Özellikle son gün düzenlenen eylemde görülen polis şiddeti, esasında devletin korkusuna delalet oldu. Polisin tüm saldırganlığına karşı eylemcilerin militan duruşu, polis şiddetinin kitlelerce daha fazla görünür olmasına ve halkın değişik biçimlerde kitleyle dayanışmasına vesile oldu. İttifakın kamp yasaklansa dahi gerçekleştirme iradesinde kararlı duruşu ise, gelecek süreç bakımdan yürünecek hat bakımından örnek oldu.
Devletin tüm saldırganlığına rağmen onlarca kitlesel eylemin yanı sıra, bölgede bulunan ordu binaları ve silah fabrikaları bloke edildi, İkiyüzlü burjuva parti, SPD’nin Köln binası işgal edildi. Aslında devletle devrimci ve antifaistler arasında bir irade mücadelesine de dönüşen kamp, başarıyla gerçekleştirilmiş oldu. İrade savaşını kazanan devrimciler, sosyalistler ve antifaşitler oldu.
Bu başarının görülmesi ideolojik açıdan devrimci kuvvetlerin kendi gücünü görmeleri, haklı mücadelelerine sarılmaları bakımından önemli bir yerde duruyor. Şüphesiz ki devletin çok sayıda kolluk gücüne ve saldırganlığına rağmen devrimci iradenin kırılamamış olması da bir başka ideolojik kazanıma işaret etmekte. Yine eylemin birleştirici gücü, her hangi bir zamanda yan yana gelmeyen kimi kuvvetlerin bir araya gelmesine ve devlet-polis şiddetine karşı omuz omuza direnişi örgütlemesi de kampın bir başka kazanımı olarak öne çıktı.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 5 Eylül 2025 2025 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











