25-27 Eylül tarihleri arasında Almanya’nın Hamburg kentinde savaş sonrası dönemin en büyük askeri tatbikatlarından biri gerçekleştirildi. Red Storm Bravo adı altında, binlerce asker, polis ve sivil, Rusya’ya karşı savaş görünümü altında doğuya doğru askeri birlik ve teçhizat nakli seferberliği gerçekleştirdi. Alman devleti bu askeri tatbikatlarla birlikte bir yandan büyük çaplı yeniden silahlanma gerçekleştiriyor, diğer yandan ise Bundeswehr’in (Silahlı Kuvvetler) yurt içindeki yetkilerini genişletirken, devletin otoriter yeniden yapılandırılmasını da hızlandırıyor.
Dolayısıyla, Trump Amerika’sında olduğu gibi, Almanya’da da egemen sınıflar sadece yeni bir dünya savaşı için silahlanmakla kalmıyor, aynı zamanda işçi sınıfının direnişini acımasız bir şekilde ezmek için de hazırlanıyorlar.
Her ne kadar burjuva medya, Red Storm Bravo tatbikatını büyük ölçüde önemsiz göstermeye çalışsa da, haftalık haber dergisi Der Spiegel, bu tatbikattan “deneme savaşı” ve “Silahlı kuvvetlerin halka mesaj vermek için bilinçli bir karar” aldığının altını çizdi. Nitekim tatbikat esnasında olası savaş karşıtlarının oluşturulması ve askerlerin buna karşı önlem alışının canlandırılması devletin aynı zamanda halka; savaş karşıtı protestoları ve grevleri bastırmak için orduyu kullanmaya açıkça hazırlandığını da gösteriyor.
Red Storm Bravo tatbikatından sadece birkaç gün önce, Alman hükümeti silahlı kuvvetlerin yetkilerini büyük ölçüde genişleten bir yasayı kabul ederek, askerlerin sadece kışlalarda değil, aynı zamanda kamuya açık alanlarda da sivillere karşı operasyon yapabilmesine izin verdi. Yani, “terörle mücadele” bahanesiyle, insansız hava araçları, dijital gözetim sistemleri ve silahlı kuvvetler günlük kent yaşamının bir parçası haline getiriliyor.
Tüm bunlar, 1930’lardan bu yana en büyük yeniden silahlanma hamlesiyle el ele yürüyor. Sol Parti ve Yeşiller dahil tüm partilerin desteğiyle 1 trilyon Eurol’uk savaş kredisini onayladıktan sonra, hükümet milyarlarca Eurol’uk silahlanma projesini hızla uygulamaya koydu. Politico tarafından yayımlanan bir belgeye göre, Almanya’da hükümet sadece önümüzdeki 15 ayda 80 milyar Euro üzerinde savunma harcaması planlıyor. Yeni tanklardan dronlara ve modern fırkateynlere kadar toplam 154 büyük proje gündemde.
Tüm bu projelerin odak noktası, her şeyden önce Avrupa silah sanayiinin güçlendirilmesi. Oluşturulan fonların sadece yüzde 8’i ABD’ye gidiyor. Bu, Almanya ve AB’nin aynı zamanda bağımsız, büyük bir askeri güç olma kapasitesini geliştirme niyetinde olduğunun da açık bir işareti. Nitekim Hamburg tatbikatı da bunun bir parçası oldu. Almanya bir kez daha Ukrayna’nın kontrolü, Rusya’nın hammadde kaynaklarına erişim ve Avrasya kıtasında hakimiyet için kendini örgütlüyor.
Yukarıda belirttiğimiz gibi Almanya’da da egemen sınıflar sadece Rusya’ya karşı silahlanmıyor. Bugün Almanya’da artan işsizlik, bütçe kesintileri, artan fiyatlar ve yükselen sosyal eşitsizlik büyük bir kitle hareketini ve karşıtlığını da besliyor. Yapılan bütün anketler, milyonlarca işçi ve emekçinin Alman hükümetinin savaş politikasını benimsemediğine işaret ediyor.
Dolayısıyla Red Storm Bravo gibi tatbikatların, silahlı kuvvetlerin yeni yetkilerle donatılmasının ve iç siyasetin militarizasyonunun arka planında bu gerçekler de var. İkinci Dünya Savaşı arifesinde, egemen sınıfların Hitler’i iktidara taşımalarında olduğu gibi, savaş ve kemer sıkma politikasının ancak diktatöryal yöntemlerle uygulayabileceğinin farkındalar. Ve kuşkusuz ki bu yeni durumda da, ancak işçi sınıfı ve emekçi halklar büyütecekleri devrimci mücadelelerle sözkonusu gericileşmenin önüne geçebilirler.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 3 Ekim 2025 2025 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











