1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde faşist diktatör Trujilio’ya karşı özgürlük için savaşırken
tecavüz ve işkenceyle katledilen Mirabel Kardeşlere atfen her yıl kadınlar dünyada 25 Kasım
gününde sokakları boş bırakmıyor. Kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası
Mücadele Gününde dünya çapında erkek egemen kapitalist sisteme ve erkek şiddetine karşı
mücadeleyi yükseltiyorlar.
Dünya genelinde her üç kadından biri, hayatları boyunca en az bir kez fiziksel veya cinsel şiddete
maruz kalmaktadır. BM verilerine göre 2023 yılında 85 bin kadın ve kız çocuğu, partnerleri veya
ailedeki en yakın erkekler tarafından öldürüldü. Aynı verilerin küresel tahmini ise günde 140 kadın
ve kız çocuğunun katledildiğini gösteriyor. Erkek egemen emperyalist-kapitalist sistemden
kaynaklanan savaşlarda katledilen kadınları da göz önünde bulundurursak, dünya çapında bir cins
kırımının yaşandığını söyleyebiliriz. Gazze’de yaşanan soykırımda 34 bine yakın kadının
katledilmesi, Sudan’da süren savaşta katledilen kadınlar, kadın kırımı gerçeğini yansıtmaktadır.
Emperyalizme, kapitalizme, faşist ve gerici iktidarlara karşı mücadele eden devrimci, ilerici
kadınların gözaltı ve hapishane süreçlerinde şiddete maruz kaldıklarını biliyoruz. İsrail’in Filistin’e
uyguladığı soykırıma karşı mücadele içinde olan emekçiler ve onun öncüleri devrimciler,
komünistler, doğa savunucuları dünyanın her yerinde tutuklanarak hapishanelere dolduruluyor.
Tutuklanan kadın ve LGBTİ+ tutsaklar hapishanelerde başta cinsel şiddet olmak üzere, her türlü
devlet-erkek şiddetine, işkencesine maruz kalıyorlar. Buna rağmen politik tutsak kadınlar mücadele
iradelerinin kırılmadığını açıklayarak, soykırıma, zulme karşı örgütlenmeye ve mücadeleye
çağırıyorlar. Dünya çapında ezen sınıfın, devletlerin tüm baskı ve şiddetine karşı kadın özgürlük
mücadelesi büyümeye devam etmektedir.
Türkiye’de ise, her gün haksızlığa, hukuksuzluğa karşı özgürlük mücadelesi yürütenler baskı, gözaltı
ve tutuklamayla karşı karşıyalar. Mücadelede aktif olan kadınlar tutsak edilerek, uzun hapis
cezalarına mahkûm ediliyor. Kobani kumpas davasından 9 yıldır tutuklu bulunan önceki dönem HDP
Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’a verilen 30 yıllık hapis cezası ve son olarak faşizmin her zaman
hedefinde olan ESP ve onun Eş Genel Başkanı Hatice Deniz Aktaş ve ESP Parti Meclisi üyesi Ebru
Yiğit’in aldığı 17 yıllık hapis cezası da faşizmin devrimci kadınlardan korktuğunu gösteren
örneklerdir. Politik, devrimci kadınları tutsak eden faşist şeflik rejimi diğer yandan kadın katillerini
koruyor veya göstermelik cezalar vererek kadın katliamlarının artmasını teşvik ediyor.
Türkiye ve dünyada hapishanelerdeki işkencelere, çıplak arama saldırısına, tutsakların onurlarını
kırmayı hedefleyen saldırılara karşı mücadeleyi büyütelim. Tutsak kadınlara dönük şiddete hayır
diyerek onlara sahip çıkalım, direnişlerini güçlendirelim. Mektuplarımızla hücrelerine konuk olalım.
TSP olarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, erkek şiddetine ve onu besleyen politikalara ve
uygulamalara karşı 25 Kasım’da tüm kadınları sokağa, erkekleri ise toplumsal cinsiyetçi erkeklikle
yüzleşmeye çağırıyoruz.
Tutsakların Sesi Platformu (TSP)
www.prisonersvoice.org info@prisonersvoice.org











