Atılım Avrupa
Tutsakların Sesi Platformu (TSP), Fransa’nın Strasburg kentinde sohbetli bir kahvaltı etkinliği düzenledi.
Kahvaltı ailelerin kollektif emeğiyle hazırlandı. Kahvaltıdan sonra sohbete geçildi.
TSP adına Türkiye ve kürdistan hapishaneleri üzerine bir sunum yapıldı.
Sunumda “Sınıf mücadelesi varlığını sürdürdüğü müddetçe, hapishaneler de varlığını sürdürecektir. Ezen sınıfın kendi geleceğini garantiye almak için başvurduğu baskı mekanizmasının saçayaklarından biridir hapishaneler. Ülkede var olan hukuksuzluğu ve adaletsizliği gördükçe bu konuya yoğunlaşmak daha da önem kazanmaktadır.” denildi.
Sunumda, cezasını bitirmiş tutsakların serbest bırakılmamasına dikkat çekilerek; tutsaklara pişmanlığın dayatıldığı vurgulandı. S ve Y yani kuyu tipi olarak bilinen hapishanelerindeki haksız ve hukuksuzluğa vurgu yapıldı. ESP’nin MYK üyesi Okan Danacı ile yapılan bir röportajdan şu aktarımlar yapıldı: “Günün 22 saatini hücrede geçiriyorsun. Hücrenin havalandırması yok. Neredeyse güneş yüzü görmüyorsun. Hücrenin küçük penceresi teneke levha ile kapatılmış. Hücrenin kapısı otomatikman açılıp, kapanıyor. Olası bir afet sırasında kimsenin kurtulma şansı kalmıyor. Gardiyanlarla dahi nadiren karşılaşıyorsun. İnsanlarla iletişimi ya pencereden ya da havalandırmaya çıktığında seslenerek iletişime geçebiliyorsun. ‘Kişide unutuldum burada kaldım’ hissi uyandırmak için yapılmış hapishanelerdir. Tamamen bireyi yalnızlaştırmak içindir.”
Sunum, “Tutsaklarla dayanışmayı büyütmek için, her bir tutsağa yılda birkaç mektup ya da kart atmamanın izahı yoktur. Maddi ve manevi desteğimizi, yurt dışında tutsakların sesi ve soluğu olmak, eylemlerine destek vermek bir insanlık görevidir. Özgür bir dünya için savaşıp tutsak düşen her bireye sahip çıkmak geleceğimize sahip çıkmak anlamına gelir. Çıplak bedeniyle her gün düşmana karşı savaşan ve boyun eğmeyen tutsaklara sahip çıkmak, onurumuza sahip çıkmaktır.” vurgusu yapılarak bitirildi.
Etkinlikte, Dostluk ve Kültür Evi, adına kısa bir konuşma yapıldı. Yapılan konuşmalarda tutsakların sorunlarının sahiplenilmesinin önemi üzerinde duruldu. Ardından sorulan sorulara cevap verildi. Son olarak kadınlardan oluşan bir grup şiir dinletisi ve müzik ile etkinlik sonlandırıldı.











