Kasım ayı, dünya genelinde iklimsel bir geçiş ayıdır; doğanın geri çekildiği, hasatların tamamlandığı ve kış gibi soğuk bir mevsime hazırlık yapıldığı bir dönemdir.
Komünistler için kasım ayı, şehitler ayıdır; mücadelemizin ve tüm dünyanın devrimcilerini anma ayıdır. Sosyalist gençlik için kasım, aynı zamanda ideolojik bir gelişim ayıdır; devrimci miras ve geleneklerimizin ayıdır.
Günümüzde silahlı mücadele merkezleri, Filistin, Hindistan veya Türkiye/Kuzey Kürdistan’da olduğu gibi, emperyalist güçlerin tasfiye saldırılarının en büyük odağı halinde. Bu saldırılar her geçen gün daha da yoğunlaşmakta, emperyalistler arasındaki rekabet bize yeni bir paylaşım savaşı yolunu gösterirken, bunun yanında militarizasyon, yoksulluk, ekolojik yıkım ve toplumsal çürüme gibi sonuçları da beraberinde getirmektedir. Devrimci mücadelenin koşulları her geçen an zorlaşırken bizlerden önce bu mücadeleyi vermiş ve uğruna ölümsüzleşmiş olanların tecrübelerini öğrenerek kendimizi geliştirmenin zorunluluğunu görüyoruz.
Şehitler ayı, bizler için sadece devrimci irade ve mücadeleyle düşen ölümsüzleri anma ayı değildir çünkü sıradan bir anmanın yanı sıra bu ay ideolojik gelişmenin, mücadeleyi daha sıkı kavramanın zamanı.
Rojava Komutanı Baran Serhat bir konuşmasında şöyle demiştir: “Mütevazı bir kuvvetle büyük bir amaç için toplanmış bulunuyoruz. Bu mütevazı kuvvet, geleceğin ordusudur. Şehitlere bağlılık, değerlere bağlılık, partiye bağlılık somut bir şeydir; lafzi değildir, eylemseldir.” Bu sözün izinde, şehitler ayını ölümsüzleşenlerden öğrenerek ideolojik olarak güçlenmek, mücadele pratiğimizi yükseltmek için değerlendirmeliyiz. Gençlik olarak ölümsüzlere, onların mücadelesini zafere götüreceğimizin sözünü vererek, bizlere bıraktıkları kızıl bayrağı yükseklere taşıma görevini üstlenmeliyiz.
Bu amaç ve irade ile Gece çalışmalarına seferberlikle katılmalı, yoldaşlarımızla birlikte aileleri ziyaret ederek bilet dağıtmalı, çevremizi, iş ve okul arkadaşlarımızı davet etmeliyiz. Şehit ailelerini önceden ziyaret ederek aramızdaki bağları kuvvetlendirmeli ve Geceler haricinde de sürekli etkinliklerimize çağırarak onlarla mücadele arasındaki bağı yitirmememiz gerek. Bu çalışmayı sadece gecelere davet olarak görmemeli, çevremizle ideolojik tartışmalar yürüterek pasif dayanışmayı aktif bir mücadeleye çevirelim.
Lojistik hazırlıklara, deneyimli yoldaşlarımızla koordinasyon içinde katılmalı ve Gecelerin başarısında kendi emeğimizi görmeli, bu sorumluluğu üzerimizde hissetmeliyiz.
Etkinliklerimizin görkemli bir şekilde geçebilmesini sağlamak, genç komünistlerin görevidir. Hazırlık sürecinde ve etkinlik günü militan disiplin şarttır. Emperyalizme, kapitalizme, faşizme ve erkek egemenliğine karşı mücadele kararlılığı, hem sloganlarımızda hem de davranışlarımızda gösterilmelidir.
Baran Serhat biraz önce bahsettiğimiz konuşmasını şu sözlerle bitirmiştir: “Biz, insanın iradesi olduğunda ve bir amacı bulunduğunda, o amaca bağlanmış bir iradeyle yenilmez olduğuna inanıyoruz. Devrimci amaçlarımız var, güçlüyüz. Devrimci amaçlarımız var, kuvvetliyiz. Devrimci amaçlarımız var, haklıyız. Bu nedenle, bu amaçları bir an bile aklınızdan çıkarmadan, bir an bile zihninizden uzak tutmadan, büyük amacın neferleri olma görevi omuzlarınızdadır.”
Başımızı dik tutalım, iki adım öne çıkıp ve öncü komünist savaşçılar olduğumuzu gösterelim.
Yaşasın Devrimci Mücadele!
Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 14 Kasım 2025 2025 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











