Atılım Hamburg
Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen Anmaya Kiel, Hildesheim, Desaau, Magdeburg ve Berlin’den Otobüsle gelen Aileler ve Gençler de katılım sağladı.

Açılış, genç komünistlerin bayraklı ve sloganlarla salona girmesiyle başladı. Katılımcılar selamlanırken sık sık “Yaşasın Partimiz MLKP”, “Parti’nin Yıldızı Komünist Gençlik Örgütü” sloganları atıldı.
Ardından Devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Saygı duruşunun ardından Ölümsüzlerimizin resimlerinin olduğu ve MLKP’nin mücadele tarihini anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı.
MLKP ve KKÖ adına yapılan konuşmada şunlar kaydedildi:
Ölümsüzlerimizin sevgili aileleri, tutsak yakınları, yoldaşlar, siper yoldaşları, dostlar! Sizleri, Türkiye ve Kürdistan’da, Avrupa’da emperyalizme, kapitalizme ve faşist sömürgeciliğe karşı savaşan, direnen tüm yoldaşlarımız ve partimiz MLKP adına selamlıyorum. Hoş geldiniz, Hun be her hatin!
Bugün burada, özgürlük, adalet, halklara ve cinslere eşitlik için bir araya geldik. Bugün burada devrim ve sosyalizm için mücadelede ölümsüzlüğe yürüyenleri anmak için bir araya geldik.
Devrim şehitleri sömürülenlerin, ezilenlerin, yoksulların, inkar edilenlerin, hor görülenlerin umudu ve öncüleridir. Devrim şehitleri faşizme, sömürgeciliğe, erkek egemenliğine, kapitalizme karşı mücadelede toprağa düşen, yeniden filizlenerek ölümsüzleşenlerimizdir. Onlar, barikatlarda, işkencehanelerde, dağlarda, zindanlarda, savaş hazırlıklarında, bedel kapılarından tereddütsüzce geçen ve partimizin kızıl bayrağını feda ruhuyla bugüne kadar dalgalandıranlardır.
Değerli dostlar, yoldaşlar,
Ölümsüzlerimizin idealleri sizin emeğinizde, sizin mücadelenizde cisimleşiyor. Ölümsüzlerimizin kalpleri sizin pratiğinizde, sizin gayretinizde atıyor.
Yaşananlara tanıksınız. İnsanlığa ve doğaya karşı çok acımasızca planlar yapılıyor. Kapitalist-emperyalist sistem bir varoluşsal kriz içinde ve yeni bir dünya ekonomik krizin eşiğinde.
Dünyamızı 3. emperyalist savaşa doğru sürükleyen emperyalistlerin paylaşım ve rekabetleri giderek kızışıyor. Tekeller daha güçlü olsun, kasaları parayla dolsun diye dünya halklarına, Ortadoğu’da ezilenlere savaş, acı ve gözyaşı yaşatılıyor.
Avrupa emperyalistlerinin biz işçilerin, emekçilerin yarattığı tüm değerleri savaşa, kardeş halkların kanını dökmek için militarizme, silahlanmaya yatırdığını görüyoruz. Egemenler, geçmiş yüzyılda nasıl ki dünya ekonomik krizi dönemlerinde faşizme ihtiyaç duyduysa bugünde Avrupa’da yeni faşist hareketlerin gelişimine ihtiyaç duyuyor ve güçlendiriyorlar. Avrupa’da faşist partilerin oy oranları arttı, yakında tüm Avrupa’da faşist partilerin iktidara gelme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Öyle laf olsun diye söylenen sözler değil bunlar. Faşist partiler, klasik sağcı partiler gibi davranmayacak. Onlar başta burjuva parlamentosunu yok ederek, tek adam şefliklerini inşa edecek, en gerici, en ırkçı, en şiddetli, en erkek egemen iktidarlarını devreye sokacaklar. Faşist partiler öyle bugünkü Alman hükümetinin sağcı partileri gibi de olmayacak. Faşist partiler en ırkçı, mülteci, göçmen düşmanı, en maço erkek egemen kadın düşmanı, en LGBTİ+düşmanı hallerini, yüzlerini en keskin biçimde gösterecekler. Faşist hareketlerin göçmen düşmanı söylemleri, özellikle buralarda ömür tüketmiş, işçilik yapmış göçmenlerin dilini bile etkiliyor ve göçmenlerden faşist partilere oylar akıyor. Bu bir tehlike. Türkiyeli, Kürdistanlı göçmen işçi, emekçiler bu tehlikenin bir parçası olmamalıdır, manipülasyonuna gelmemelidir, antifaşist mücadelede yer almalıdırlar, yer almalıyız. Tramp’ın antifaşist grupları antifa’ları yasadışı ilan etmesinin ardından, Avrupa’da da antifa’ların yasadışı hale gelmesi durumu söz konusu olabilir. Antifa’ların yasadışı olmasına izin vermeden antifaşist mücadele güçlerinin içinde yer almalı, milyonlar olup faşizme karşı durmalıyız.
Yoldaşlar, dostlar,
Emperyalizmin mali-ekonomik sömürgesi olan Türkiye’de tablo farklı değil. Bugün AKP-MHP faşist şeflik rejimi hem devleti hem de toplumu politik islamcı çizgiden restore etmeye devam ediyor. Artan yoksulluk, kronik işsizlik, kadın kırımı, LGBTİ+ düşmanlığı, doğanın talanı, ırkçı, şoven, erkek egemen çizgisini pekiştirerek toplumsal çelişkileri derinleştiriyor.
Faşist Bahçeli’nin tokalaşmayla başlattığı sürecin ardından tam bir yıl geçti. PKK kendisini fesh etmesine, silahları yakmasına, gerillalar Bakur Kürdistan’ından Başur Kürdistan’a çekilmesine rağmen bir komisyon dışında atılan adım yok. Kaldı ki komisyonda Kürt halkının demokratik, onurlu barış taleplerinin karşılanmadığı sömürgeci inkarla karşılık verildiği, Kürtçe konuşan ananın konuşmasına dahi tahammül edilmediğini gördük. Türk faşist sömürgeciliği Kürt kazanımlarına tahammülsüzce saldırıyor. Bunun için Rojava devrimini boğmak istiyor. Kürt hareketini Ortadoğuda bir direniş merkezi olmaktan çıkartmak bölgede silahsız hale getirmek istiyor. Demokratik Suriye Güçleri olan SGD’yi Suriye’de çeteci HTŞ’nin denetimi altına koyarak bölgesel özerkliğini yok etmek, silahsızlandırmak istiyor. Aleviler gibi inanç topluluklarını katlederek, kadın devrimini, halkların demokratik yönetim deneyimini yok etmek istiyor. ABD emperyalizminin de Ortadoğu’da silahlı tüm güçleri etkisiz hale getirme girişimleri, saldırıları, ABD, İsrail ve AB emperyalistlerinin sorunsuz hegemonya alanlarını genişletmeye dönük olduğunu görüyoruz. Kardeş Filistin halkının katledilmesi, soykırımdan geçirilmesi, Gazze’den sürülmesi siyonist iktidarın ekonomik, askeri işbirliğiyle güçlendirilmesi bunun göstergesidir. Türkiye ve Kürdistan’da dün Gezi, Haziran ayaklanmasında nasıl ki milyonlar sokağa çıktıysa, bugünde Mart ortasında milyonlar demokrasi talebiyle sokaklara çıktıysa umut var, direniş var, umudumuzu yitirmeden korkuyu değil, umudu ve örgütlü mücadeleyi büyüterek insanlığımızı koruyabiliriz.

Dostlar, yoldaşlar;
AKP-MHP faşist iktidarı, faşist şef Erdoğan halklarımızda, özellikle Türkiye, Kürdistan’a gidip gelenleri gözaltına alarak, sorgudan geçirerek, ajanlık teklif ederek, devrimcilerden uzak dur diye tehtid ediyor, korku yaymaya çalışıyor. Salt devrimci mücadeleden değil, Alevi derneklerine gitme, 1 Mayıs, 8 Mart, Newroz eylemlerine gitme, demokratik derneklere, panellere, etkinliklere gitme diyerek tehtidler savuruyor. Avrupa’da yaşayanları mücadeleden, devrimci saflardan, hak mücadelesinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu ideolojik ve politik bir saldırıdır. Bu bir onursuzlaştırma ve kişiliksizleştirme saldırısıdır. Bu saldırılar boşa çıkartılmalıdır. Havalimanlarında, evinizde nerede karşınıza çıkarsa çıksın başınız dik, yanıtınız net saldırıyı püskürten tarzda olmalıdır. Bu saldırıları, kuşatmayı yarmanın yegane yolu devrimci mücadeledir. Onurlu ve insanca bir yaşamı, özgür bir geleceği kazanmanın, faşist şefi alaşağı etmenin yegane yolu devrimci mücadeledir diyerek halklarımıza anlatalım.
Faşist devlet, itirafçılaşan, düşkünleşen ve alçaklaşanları kullanarak tutsakların yıllarca mahpus yatmasını sağlıyor. Tarih, bu lanetli ihanetçilerden intikamını eninde sonunda alacaktır. Tarih, zulmü görmezden gelenleri, seyirci kalanları, özveriden kaçanları, umudunu yitiren, korkan ve susanları asla affetmeyecektir.
Bugün işçi haklarından, kadın ve lgbti haklarından, doğa ve insan haklarından, Kürt halkı ve farklı ulustan halkların, Alevi emekçilerin haklarından bahsediyorsak devrimcilerin, yurtseverlerin, ölümsüzlerin ödedikleri bedeller sayesindedir. Devrim şehitleri zulme karşı ezilenlerin yanında mücadelede canlarını verdiler. Bugün onlar bu salondalar, yanı başımızdalar. Onları daima yanı başımızda hissedelim, anılarını daima yaşatalım!
Sevgili dostlar, yoldaşlar
Ölümsüzlerimizi anmak, bizim için tören değil eylemdir. Ölümsüzlerimize bağlılığın sadece tören konuşmalarında kalmasının elbette hiçbir kıymeti yoktur. Onlara hakiki bağlılığın sınanacağı yerin yalnızca ve yalnızca eylemimiz olduğunu hiç unutmayalım.
Devrim şehitlerine bağlılığımızı, uğruna hayatlarını verdikleri mücadeleye işçileri ve ezilenleri seferber etmek için daha çok çalışarak gösterelim.
“ÖLÜMSÜZLERİMİZİN İZİNDE DÖVÜŞEN MLKP’YE DAHA FAZLA GÜÇ VERİN”
Devrim şehitlerine bağlılığımızı, devrimci görevlere daha sıkı sarılarak gösterelim.
Şehitlere bağlılığımızı, partiyi büyütmek için daha fazla özveride bulunarak gösterelim.
Faşist şeflik rejimini yerle bir etmek için, Türkiye ve Kürdistan birleşik devriminin zaferi için ölümsüzlerin izinde dövüşen MLKP’ye daha fazla güç verelim.
Sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz ve cins ayrımsız bir dünya için savaşan, bu devrimci mücadelenin bedellerini sonuna değin göğüsleyecek olan partimize daha fazla omuz verelim.
Daha fazla güç verelim ki, devrim şehitlerimizin yeşerttikleri onuru birlikte paylaşalım. Daha fazla omuz verelim ki, haramilerin saltanatını birlikte yıkalım.
Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!
Şehit Namirin! Tek Yol Devrim!
Devrimin Zaferi İçin Yaşasın MLKP!
Komünist Gençlik Örgütü (KGÖ) adına yapılan konuşmada da şunlar kaydedildi:
“Yunanistan Gençliğinin 17 Kasım 1973’te Atina sokaklarında başlattığı ve diktatörlüğü alaşağı ettiği gençlik isyanıyaşandı. Temmuz 2015’te Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın farklı bölgelerinden sayısız genç, Gezi’nin isyankâr gençliğiyle,Kobanê’nin çocukları arasında bir köprü yaratmak için Kobanê’ye doğru yola çıktı. Eylül 2025’te çoğunluğu genç olan yüzlerce kişi Filistin halkı için Gazze’ye doğru yola çıktı.
“Bütün bu hareketler, içinde doğduğu koşullara itiraz eden, hayal eden ve hayalleri uğruna mücadele eden gençliğin isyankâr ruhunu birleştiriyor.
“Bu ruh İbo’ların, Mahirlerin, Denizlerin, Şengüllerin, Ceboların, Pavellerin ruhudur. Bu gençliğin ruhudur, egemen sınıflar gençliği geleceksizleştirmek istiyor, tutukluyor, katlediyor.
Komünist Gençlik Örgütü (KGÖ) adına yapılan konuşmada son olarak “Biz gençler olarak birleşmeli ve bu sisteme karşı birlikte mücadele etmeliyiz.” çağrısı yapıldı.
ŞEHİT AİLELERİ KARANFİLLERLE SELAMLANDI
Şehitlerimiz Ali Duman, Hüseyin Duman, Süleyman Yeter ve Özgür Namoğlu’nun Aile bireylerinin Sahneye davet edilerek kızıl karanfillerle selamlanması duygulu anlar yaşattı. Ardından söz alan Özgür Namoğlu’nun babası ölümsüzlerimizi anarak, Özgür’ü anlatırken duygulu anlar yaşandı.
Tutsakların Sesi Platformu (TSP) adına yapılan konuşmada; Türkiye ve Kuzey Kürdistan başta gelmek üzere Avrupa’daki ve dünyadaki devrimci tutsakların yaşadığı koşullar anlatılarak, kuyu tipi hapishanelerinin kapatılması gerektiğini söyleyen konuşmacı, devrimci tutsakların maddi ve manevi her bakımdan daha fazla sahiplenilmesi çağrısı yaptı.
Kurum ve yazarların açtığı kitap stantları oldukça kalabalık ve ilgi gördü.
Partizan, Maoist Komünist Parti (MKP) Anmaya dayanışma mesajı gönderirken, Komünist inşa (KA), Kızıl Bayrak anmaya katıldı
Kiel, Hildesheim, Desaau, Magdeburg ve Berlin’den otobüslerle gelen yaklaşık 250 genç ve Ailenin katıldığı anmada Grup Vardiya, Senem Arin-Malte ve Ez Rap grubu sahne aldı.
Etkinlik müzik dinletisi ve halaylarla sona erdi.











