Bedia Ergün, Ölüm orucu gazisi
Kasım Şehitler Ayı’nda ölümsüzlerimizi sadece anıp geçmekle yetinmemeliyiz. Ölümsüzlerin uğruna tereddüt etmeden yaşamlarını ortaya koydukları gerçekliğini bizler de kendi yaşamlarımızda bir gerçekliğe dönüştürüp yaşamalıyız.
Devrim ve komünizm kavgasında ölümsüzleşenler, kapitalist sistemi gerçek anlamda ret etmiş ve sömürü rejiminin en küçük hücresi olan aile ile bağlarını koparmışlardır. Onlar, Marksist ideoloji ve devrimci bilinç gerçekliğiyle kendilerini özgürleştirmiş ve bütün yer yüzündeki başta insanlar olmak üzere bütün canlıların ve doğanın düşmanı olan emperyalist-kapitalist sistemi ortadan kaldırmak için savaşmış, bu idealleri uğruna tereddütsüz ölüme yürümüş yoldaşlarımız ve siper yoldaşlarımızdır. Bizler, Marksist önderler başta olmak üzere, devrim ve sosyalizm zaferini koparıp almak için bilinçli ve fedai bir ruhla yaşamlarını ortaya koyan komünist ve devrimci şehitlerden öğrenmeye devam edeceğiz.
Devrim ve sosyalizm uğruna tereddüt etmeden ölümsüzleşenlerin devrim ve sosyalizm ideallerini on binlere, on binlerden yüzbinlere ve milyonlara taşıdığımız zaman, onların ideallerini, gerçek devrim ve sosyalizm ideolojisini içselleştirmiş oluruz. Devrim ve sosyalizm zaferini koparıp almak kararlılığı devrimin ve sosyalizmin gerçek savaş örgütlerini, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve ezilenlerin savaş ordusunu büyütür. Paranın zavallı uşağı kapitalist ve emperyalist sistemi yenecek olan da bu ordudur.
Devrim ve sosyalizm kavgasında ölümsüzleşenlerimizin bize talimatları, büyük insanlığın ve ekolojinin kurtuluşu için, yaşamı yaratan işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, çocukların ve ezilenlerin kurtuluşunu sağlamak için, milyonların devrim ve sosyalizm saflarında örgütlü hale gelmesini sağlayarak, bu erkek egemen sömürü sistemini yerle bir edebiliriz.
İşte Kasım ayında şehitleri anmak ve onların ideallerini yaşamsallaştırmak bu anlama geliyor. Yoksa kuru kuru anma yapıp geçmek değildir.
Şehitlerin mücadelesini içselleştirmek, düşmanın her türlü ideolojik saldırısına karşı çelikten barikat olmaktır.
Şehitlerin gerçekliğini içselleştirmek, sınıf düşmanının en küçük embriyonlarına kadar mücadele etmekle olur.
O nedenle, devrim ve sosyalizm şehitlerini anarken çağrımız, en ilerisinden en gerisine kadar, azıcık devrimci bilinç alan herkesin kendisini sorgulaması, ideolojik bir kavgaya tutuşması ve mücadeleye tereddütsüzce katılmasıdır. Ölümsüzlerimizin bize talimatı budur.











