19 Mart halk ayaklanması günümüz gençliğine direnişin ve ayaklanmanın en zor sonuçlarından birini tanıtmış oldu. Tutsaklık ve işkenceler.
Devrimci mücadeleye ilişkilenmiş olan olmayan her kesimden insanın karşılaştığı bir saldırı türü olan tutsaklık koşulları ağırlaşmakta ve hapishaneler her an önem kazanan bir alan haline gelmekte. Bunun biz gençler için anlamı gayet açık. Her kurulan yeni bir hapishane, bizlerin karşılaşacağı yeni ve zorlu bir saldırı şeklidir. 2000‘li yılların F tipinden günümüzün Kuyu (Y ve S) tipi psikolojik işkencehanelerine kadar hepsi devrimci gençliğin önünde bir sınav olarak durmakta.
Tutsaklık, sosyalizm için savaşmayı kendine yol belirleyen her kesimden insanın hayatının elbet bir parçası olacak. Her ne kadar faşist rejimler hapishaneleri psikolojik şiddet alanları ve sosyalist kavgadan caydırma aracı olarak kullansa dahi biz sosyalistler bunu reddediyoruz. Bizler için hapishaneler terör devletlerinin zulüm aracından ziyade bizlerin devrimci duruşunun sertleştiği, ideolojimize bağlılığımızın keskinleştiği bir mücadele alanı, bir okuldur. Gençlik olarak bu perspektife sahip olmalı ve faşizmin tutsaklık, baskılar, saldırılar gibi araçlarını dik bir duruş ile karşılamalıyız.
Bu perspektifin yanı sıra gençliğin sorumluluklarından biri tutsaklar alanı ile dayanışmayı en yüksek noktaya taşımak, genç kitleler içerisinde bu bilinci yaymaktır. Devrimci savaşımlarından dolayı hapishanelerde cezaladırılmış olanlarla dayanışmak sadece bu bilince sahip olmaktan oluşmuyor. Tutsaklarla dayanışmak demek, onların sesi olabilmek için gerekli her adımı atabilmek; bulunduğumuz alanlardaki Tutsakların Sesi Platformu (TSP) örgütüne destek olmak, yerel politik tutsak örgütleri ile bağlantılar kurarak ortak eylem, panel, söyleşi ve benzeri etkinlikler gerçekleştirmek demektir. Bu etkinliklere kesinlikle tutsak yakınlarını davet etmeli, ilişkilerimizi taze tutmalıyız. Onların sesi olmanın yanı sıra onlara bir ses olmak için şehirlerimizde düzenli bir şekilde politik tutsaklarla mektuplaşma günleri düzenleyerek rejimin kurmak istediği izolasyon duvarını yıkalım. Özgür Düş Postası’nı takip ederek tutsak yoldaşların yazdıklarını okumalı, güncel hapishane koşulları ve üretilen politikaları takip ederek aramızda tartışmalar yürütüp onların mücadelesine daha sıkı bağlanmamız gerek.
Yakın zamanda gençlik olarak dayanışmamızı gösterebileceğimiz etkinliklerden birisi Paris’te 20-21 Aralık’ta gerçekleşecek olan Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Konferansı. Konferans biz gençler için hem desteğimizi sunarak kendi dayanışmamızı gösterebileceğimiz hem de tutsaklar alanındaki politikamızı geliştirmemiz için çok büyük bir olanak. Her alanda konferansın çağrılarını yapmalı, ilgilenecek herkesi davet etmeli ve şehirlerimizden kitlesel katılımlar örgütlemeliyiz. Konferans sonrası çıkacak olan sonuç bildirgesindeki perspektifler somut kararlara çevrilip alanlarımızdaki tutsak çalışması güçlendirilmeli. Biz gençler en gür sesimizle kuyu tipinde hapsolanların sloganlarını atmalı, adımlarımız sokaklardan meydanlara yankılanmalı!
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 28 Kasım 2025 2025 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











