Kadın mücadelesi 25 Kasım’da Avrupa sokaklarında yükseldi
“Şiddete ve Sisteme Karşı Kolektif Mücadele” – Atılım Avrupa / Sosyalist Kadın*
25 Kasım’da Avrupa’nın farklı ülkelerinde sokağa çıkan kadınlar, yalnızca kadına yönelik şiddete değil, bu şiddeti mümkün kılan siyasi, ekonomik ve kültürel yapılara karşı da seslerini yükseltti. Eylemler, erkek egemen sistemi doğrudan hedef alırken, onlarca ülkeden yükselen sloganlar hükümetlerin yasaları ve sendikaların talepleriyle birleşerek ırkçılığa, göçmen karşıtı politikalara, emperyalist savaşlara ve işgallere karşı ortak bir tepkinin zemini haline geldi.
Eylemler, ağır bir istatistiki tablonun eşliğinde gerçekleşti. BM, 2024 yılında dünyada her on dakikada bir kadının en yakınındaki bir erkek tarafından öldürüldüğünü açıkladı; bu, yılda yaklaşık 50 bin kadının hayatını kaybettiğini gösteriyor. Avrupa’da her üç kadından biri şiddet, taciz veya tehditle karşı karşıya kalıyor. Fransa’da 2024’te 272 bin kişi, neredeyse tamamı kadın, aile içi şiddete maruz kaldı. Bu rakamlar yalnızca resmi şikayetlere dayanıyor; gerçek sayıların çok daha yüksek olduğu biliniyor. Tüm Avrupa’da temel talepler, “kadın cinayetlerini durduracak gerçek önleme mekanizmaları” etrafında toplandı. Şiddetin bireysel bir suç değil, patriyarkal sistem, ekonomik bağımlılık, devlet politikalarındaki yetersizlik ve militarizasyonla beslenen yapısal bir sorun olduğu güçlü biçimde vurgulandı.
2025’te yürürlüğe giren bazı düzenlemeler; İtalya’nın feminicide yasası, Fransa’nın aile içi şiddeti ağırlaştırma tasarısı ve AB’nin ortak tanımlar getiren direktifi, sokaktaki taleplerin hukuki alana taşındığını gösterdi. Ancak eylemlerin ortak mesajı “yasalar var, ama uygulanmıyor” oldu.
Bu yılın eylemlerinde öne çıkan diğer odak nokta, militarizasyon ve savaş politikalarının yarattığı gündelik baskı; ırkçılık ve cinsiyetçiliğin kesişiminde şiddet yaşayan göçmen kadınların deneyimleri ve dijital şiddetle mücadeleydi. Fransa’da 2026 bütçesi tartışmaları, kamu hizmetlerinin daha da tahrip edileceğini ve savaş hazırlıklarının hızlanacağını gösterirken, bu durumun en çok kadınları ve toplumsal cinsiyet azınlıklarını etkileyeceği açık. Devletler devasa askeri bütçeler açıklarken, kadınların eylemlerde öfkesini yönlendirdiği başlıca nokta, ekonomik kriz ile kadına yönelik şiddet arasındaki bağ ve dijital şiddet oldu.
Bu yılın bir diğer önemli noktası, kadın mücadelesi ile sosyal hak mücadelelerinin birleşmesiydi. Belçika, İspanya, Fransa ve İtalya’da sendikalar, 25 Kasım’la aynı hafta düzenledikleri eylemlerde kadın yoksulluğunu, güvencesizliği ve işyerindeki ayrımcılığı, erkek şiddetinin devamını sağlayan ekonomik zemin olarak tanımladı. Kamu hizmetlerinde kesintilerin durdurulması, sosyal korumanın güçlendirilmesi ve şiddet mağduru çalışanlar için güvence ve izin hakkı sendikaların temel talepleri oldu.
Avrupa’da kadın hareketi, artık yalnızca reformlarla yetinmeyip patriyarkal düzeni ve eşitsizliği üreten siyasal yapıları hedefleyen bir mücadele hattına doğru ilerliyor. Sendikalar, gençlik hareketleri, LGBTİ+ yapıları ve göçmen dayanışma ağları, daha kolektif, sınıfsal ve politik bir dönüşüm hattı oluşturarak, şiddete ve eşitsizliğe karşı sistemli mücadeleyi
yükseltme kararlılığıyla, kadın hareketi yeni bir hareket etme momentinde.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 5 Aralık 2025 tarihli Sosyalist Kadın köşesi











