Emperyalistler yeni bir paylaşım savaşına hazırlanırken artık savaş borazanları hayatın her yerinde duyulmaya başladı. Postalların sesi her gün daha da yaklaşıyor. Öyle ki, dün kimilerine göre hikayelerden ibaret olan savaş gerçekliği Avrupa’yı derinden sarsıyor.
Kapitalizmin varoluşsal krizinin derinleşmesiyle birlikte, yeni bir emperyalist paylaşım savaşı kaçınılmaz hale gelmiştir. Ayrıcalıklı bir azınlığın çıkarları uğruna yürütülecek bu savaşı mümkün kılabilmek içinse sosyal bütçeler eritiliyor, okullar, üniversiteler, hastaneler yerine kışlalar inşa ediliyor. Savaş çığırtkanları 100 milyarları savaş bütçelerine tahsis ederken savaşın yükü ve bedeli ise işçilere, kadınlara, LGBTİ+’lara ve en çok da gençliğe ödettirilecek.
Almanya’da zorunlu askerlik tartışmaları ve zorunlu askerliğin yeniden yasaya sokulmasıyla tekrar alevlenmesi, İsviçre’de kadınların zorunlu askeri hizmete katılması üzerine oylamalar, Fransa’da SNU’nun başarısızlığı ardında gönüllü askeri hizmetin genişletilmesi ve Genelkurmay başkanın “çocuklarımızı savaş için feda edemiyor oluşumuzu” üzgünlükle dile getirmesi bizleri şaşırtmıyor. Çünkü onlar savaşı istiyorlar, oysa ki gençlik bir gelecek istiyor.
Savaş çağrılarını apaçık bir şekilde yapıyorlar. Almanya’da 5 Aralık’ta gönüllü askerliğe karşı 50.000’den fazla öğrenci devletin bütün korkutma çabalarına rağmen sokakları kuşattı, “Ne bizim savaşımız, ne de bizim ordumuz, yıkılsın Bundeswehr (Federal ordu)” sloganlarıyla yürüdüler. Fransa’da ise liselerde ordunun girişini engellemek için Grenoble’da sosyalist militanlar blokajlarla yanıt verdiler. Ordu propagandacılarının içeri girmesi engellendi. 30 Kasım’da İsviçre’deki oylamada ise halk %80’in üzerinde “Hayır” cevabını verdi.
Savaşa yaklaşırken toplumu yeniden şekillendirmek ve krizlerine çözüm bulabilmek içinse sermayenin bir aleti de faşizmin kapısını çalmaktan geçiyor. Gençlik nezdinde bunun en çarpıcı örneği ise faşist AfD’nin gençlik örgütü ‘Generation Deutschland’ın 30 Kasım’daki Kuruluş Kongresidir. Bu Kongrenin gerçekleşmiş olması Almanya’da yeni faşist hareketlerin niteliksel bir sıçrayışını yansıtmaktadır. Ancak antifaşist gençlik buna karşı da sessiz kalmamıştır. Daha gün doğmadan 15 bini aşkın antifaşist Giessen kentine giden yolları işgal etti. Bu eforlar sonucunda Kongre 2,5 saatlik bir gecikmeyle başladı ve salona varan delegeler boş sandalyelerin manzarasıyla karşılaştılar.
Gençliğin ortaya koyduğu tepki açıktır; hem ezenlerin çıkarı için yürütülecek bir savaşın cephesinde ölmek istemiyoruz, hem de faşistlere geçit vermeye göz yummuyoruz.
Her gün daha da yaklaşan savaşa ve her gün yükselen faşizme karşı genç komünistlere düşen görev de daha açıktır; savaş karşıtı eylemleri daha çok gündemimiz yapmak, örgütlülüğümüzü yükseltmek, lise ve üniversitelerde antimilitarist mevzileri güçlendirmek, gençliğin çarpıcı ihtiyaçlarını bulmak ve onlara çözüme doğru ilerlemeye, sosyalizm için mücadele etmeye çağırmaktır.
Eğer ki emperyalistler gençliğe “ana vatanı savunma”, “vatana fayda” yalanlarıyla saldırıyorsa o zaman biz de gençlik içindeki çalışmalarımızı büyütmeli, tam da onların saldırdığı yerden cevap vermeliyiz.
Fanon’un dediği gibi: “Her kuşak, görece bir belirsizlik içinde kendi görevini keşfetmeli, onu yerine getirmeli ya da ihanet etmelidir.” Görevini yerine getirecek o kuşağı birlikte inşa edelim!
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 12 Aralık 2025 tarihli Sosyalist Gençlikköşesi











