Atılım Berlin
Doğu Almanya’nın Leipzig, Berlin, Magdeburg ve Dessau kentlerinden ZORA’nın çeşitli yerel grupları ortak bir eğitim günü için bir araya geldi.
Genç kadınlar ve non-binary kişiler, kendilerini geliştirmek ve tartışmak için bir araya geldi. Almanya genelinde artan faşist tehdit karşısında, bu tür paylaşım anları daha da önem kazanıyor. Çünkü faşist hareketlerin gelişmesiyle birlikte, ev içi şiddetten geleneksel rol modellerinin pekiştirilmesine ve mevcut hükümetin şiddet mağdurlarına yönelik yardımların kesilmesine kadar, tüm alanlarda kadınlara yönelik şiddet artıyor.
FAŞİST HAREKET KADINLAR, “GÖÇMEN TEHDİDİNDEN” KURTARILMASI GEREKEN KİŞİLER OLARAK GÖSTERİYOR
Kadınlar, “göçmen tehdidinden” kurtarılması gereken kişiler olarak gösteriliyor. Eski Doğu Almanya kentleri ayrıca, Doğu Almanya’nın yıkılışından bu yana büyük bir sorun teşkil eden faşizmle mücadelede önemli deneyimler sahibidir. Bu nedenle, bugünün amacı, Doğu’yu şekillendiren tarih temelinde mevcut tarihi aşamayı anlamak ve kadınlar olarak nasıl birlikte örgütlenebileceğimizi tartışmak için birlikte bir adım atmaktı.
İlk eğitim turunda, Doğu Almanya’da kadının konumu ve Doğu Almanya döneminde hangi kazanımların elde edildiği ve edilmediği somut olarak tartışıldı. Doğu Almanya’nın birçok açıdan kadınlar için bir ilerleme olduğu ve o tarihsel dönemde Batı Almanya ve diğer Batı ülkelerinden daha ilerici olduğu ortaya çıktı. Aynı zamanda, Doğu Almanya özellikle toplumda kadınların eşitliğine odaklanmıştı. Bu, üretken iş ve siyaset için geçerliydi. Ancak özel alan, özellikle aile içindeki üreme işleri söz konusu olduğunda, dokunulmaz kalmıştı.
ALMANYA’DA NİHAİ BİR NAZİLERDEN ARINDIRMA HİÇ GERÇEKLEŞMEDİ
İkinci eğitim turunda, Doğu Almanya’nın yıkılışından sonrası dönem ele alındı. O dönemde sağcı hareketler ve ağlar, halkın çaresizliğini ve öfkesini kullanarak bunları göçmenler ve solcular gibi düşman imajlarına yönelttiler. 90’lı yıllar, kısmen Batı’dan gelen militan faşistler ve kadrolar tarafından sağcı şiddeti tırmandırdı. Almanya’da nihai bir Nazilerden arındırma hiç gerçekleşmedi. Bu nedenle Doğu’daki bu toplumsal durumu, halkı kendilerine çekmek ve onay almak için kullanabildiler. Punkçular öldürüldü, beyzbol sopası yılları olarak adlandırılan dönem yaşandı, göçmenlere ve mülteci kamplarına yönelik pogromlar düzenlendi. 2015/2016 döneminde sağcı şiddette yeniden bir artış kaydedildi. Şu anda faşist hareketlerin güçlendiği gözlemleniyor ve bu tesadüf değil. AfD’nin en güçlü olduğu ve en fazla seçmen kitlesine sahip olduğu yerlerden biri eski Doğu Almaya kentleridir.
Doğu Almanya’nın yıkılışından sonraki dönemde, DDR’nin tüm sol yapıları Treuhandanstalt denen devlet kurumu tarafından sürekli olarak tasfiye edildiği için sağcı şiddete karşı neredeyse hiçbir direniş gösterilememişti. Şu anda ise sağcı şiddete bir cevap bulmak bizim sorumluluğumuzdur. Üçüncü eğitim ünitesinde, genç kadınlar arasında siyaset ve kadın hareketinin perspektifi hakkında tartışmalar yürütüldü. Şu anda genç kadınların giderek daha fazla siyasallaştığını görüyoruz. Almanya’daki son seçim sonuçları, gençlerin sadece sol ve sağ olarak kutuplaştığını değil, aynı zamanda cinsiyete göre de kutuplaştığını gösterdi: Erkeklere göre çok daha fazla kadın sol partilere oy veriyor, erkekler ise daha çok sağ partilere oy veriyor.
Son yıllar, dünya çapında dünyayı alt üst eden kadın hareketleriyle şekillendi. Birçok kadın, kendilerine yönelik şiddet nedeniyle harekete geçti, ancak şu anda kadın hareketinde bir tıkanıklık yaşıyoruz. Kendini savunma, artan kadın cinayetleriyle mücadele, kadınlar tarafından yürütülen antifaşist mücadele ve kadın grevleri, Doğu Almanya’da ve genel olarak kadın mücadelesinin kalitesini artırabileceğimiz ve artırmamız gereken araçlardır.











