Filistinli örgütlerin 7 Ekim 2023 direniş saldırısı sonrası on yıllardır uygulaya geldiği soykırım ve etnik temizlik saldırılarını topyekûn savaş düzeyine çıkartan Siyonist İsrail, dünyanın gözü önünde katliamlarına devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda emperyalist ABD’nin öncülüğünde, işbirlikçi Arab devletlerinin ve sömürgeci faşist Türk devletinin desteğiyle ilan edilen sözde ateşkese rağmen bu tablo değişmiş değil.
Bugüne kadar Siyonist İsrail, Filistin halkına karşı gerçekleştirdiği soykırım saldırılarında her türlü insanlık dışı muameleyi sergiledi. Sokak ortasında katliamlardan on yıllara varan tecrit hapishanelerine, sürgüne zorlamaktan toprak işgallerine, keyfi gözaltılardan çocuklara, kadınlara ve erkeklere dönük işkence, cinsel taciz ve tecavüzlere kadar; insanlığa karşı işlenebilecek ne kadar suç varsa, bütün bunları işledi ve bu çürümüşlüğünde devam ediyor.
Şüphesiz ki Siyonist İsrail devletinin işlediği bu suçların tek sorumlusu kendisi değil. Filistinli çocuk ve yaşlıların, erkek ve kadınların oluk oluk akan kanlarından, Siyonist devletin koşulsuz arkasında duran, askeri, politik ve ekonomik olarak onu destekleyen; saldırıların planlanmasından hayata geçirilişine, uluslararası düzeyde meşruiyet kazandırma çabasından burjuva siyasetçileri ve egemen sınıfların borazanı medyaları aracılığıyla gerçekleri tersyüz etme ve dünya halklarının gözünde katili mağdur gösterme çabasına; tüm bu insanlığa karşı işlenmiş suçlardan ABD ve AB gibi emperyalistler de sorumlu.
Filistin halkına karşı uygulanan siyonist soykırımın başta bu emperyalist ülkeler olmak üzere, dünyanın değişik bölgelerindeki halklar, işçi sınıfı ve ezilenler tarafından görülmesi ve protesto edilmesinin önünü almak için ifade özgürlüğü, gösteri özgürlüğü gibi temel insan haklarını da ortadan kaldırarak, Filistin halkıyla dayanışmanın önünü almaya çalışılıyorlar. Zaten birer polis devletine dönüşmüş olan bu devletlerde yasaklar, tutuklamalar, polis şiddeti ve terörü en üst düzeye çıkartılarak akıl ve vicdanla hareket etmek isteyen tüm toplumsal kesimler kriminalize edilmeye, ölüm sessizliğine itilmeye çalışılıyor.
Ancak halkların vicdanı kolay teslim alınmıyor. Tüm emperyalist metropollerde irili, ufaklı –bazen yüz binlerin katıldığı eylemlerle, bazen 10 kişilik gruplar halinde gerçekleştirilen şimşek eylemleriyle- halklar siyonist soykırımı ve emperyalist saldırganlığa boyun eğmiyor, Filistin halkının özgürlüğünü talep ediyor. Bu vicdanın son örneği olarak Global Sumud Flotilla, siyonizmin Gazze’ye dönük uyguladığı ablukayı parçalamak, soykırıma dur demek için çıktığı yolda; siyonistlerin korsanca saldırlarına, işkencelerine rağmen başeğmez bir direniş göstererek, dünya halklarına ilham kaynağı olmuştu.
Geçtiğmiz haftasonu Tutsakların Sesi Platformu’nun Paris’te düzenlediği iki günlük “Politik Tutsaklarla Uluslararası Dayanışma Konferansı”na katılan genç kadın örgütü ZORA sözcüsü gazeteci Anna Liedtke, siyonizme ve erkek egemen sisteme duyduğu öfkeyi kuşanarak, büyük bir cesaretle Global Sumud Flotilla bileşeni olarak gözaltına alındığı İsrail’de kadın gardiyanlar tarafından cinsel şiddet ve tecavüze uğradığını açıkladı. Söz konusu saldırıyı kişisel algılamadığının altını çizen Anna, tüm dünyaya kendi yaşadıklarının, siyonist zulüm altında Filistinli çocuk ve kadınların her gün yaşadığı bir gerçeklik olduğunu haykırdı.
Şimdi devrimci ve komünistler olarak, işçi ve emekçiler olarak, genç, kadın ve LGBTİ+’lar olarak Anna’nın kuşandığı cesareti kuşanma ve siyonist katillerden ve tecavüzcülerden hesap sorma zamanı. Filistin halkının başeğmez direnişini arkalayarak, emperyalistlerin yüzüne insanlığa karşı işlenen suçları tek tek haykırma zamanı. Direnişi süreklileştirerek bedel ödetenlere, bedel ödetebileceğimizi unutmadan, tüm suçları mahşere bırakmama kararlılığını sokağa, eyleme dökme zamanı. Erkek egemen, cinsiyetçi, soykırımcı İsrail Siynonizmine ve emperyalist destekçilerine karşı direnişi büyütme zamanı.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 26 Aralık 2025 tarihli Perspektif köşesi











