ABD emperyalizminin Venezuela’ya yönelik askeri saldırısı, başkent Caracas’ın bombalanması ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşinin kaçırılması, kapitalist-emperyalist sistemin dünya emekçilerine ve ezilen halklara karşı başlattığı yeni saldırı dalgasının ilanıdır. Bu saldırı ne münferittir ne de yalnızca Venezuela’yı hedef almaktadır. Emperyalizm, derinleşen yapısal krizinin faturasını savaşla, işgalle ve açık zorbalıkla halklara ödetme yolunu seçmiştir. Uluslararası hukuk, halkların egemenliği ve barış söylemleri bir kez daha çöpe atılmıştır.
Trump’ın saldırıyı övünerek sahiplenmesi ve “sıradaki hedef ülkeleri” açıkça ilan etmesi, Ortadoğu’dan Ukrayna’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar tırmanan savaşlarla birlikte değerlendirildiğinde, sermayenin yeni bir emperyalist paylaşım savaşını başlatmakta kararlı olduğunu göstermektedir. Bu savaşların gerçek nedeni demokrasi ya da güvenlik değil; petrol, madenler, ticaret yolları ve pazarların yeniden paylaşımıdır. Bedelini ise yine işçi sınıfı, yoksullar, göçmenler ve ezilen halklar kanlarıyla, yoksullukla ve zorunlu göçle ödemektedir.
Emperyalist saldırganlık yalnızca askeri cephelerde yürütülmemektedir. Aynı zamanda dünya genelinde yükselmesi muhtemel ezilen halklar ve işçi sınıfı mücadelelerini bastırmak için aşırı sağcı, faşist, otoriter ve totaliter rejimler sistemli biçimde iktidara taşınmaktadır. Trump ve benzerleri, bu yeni dönemin istisnası değil, kuralıdır. Irkçılık, şovenizm, militarizm ve göçmen düşmanlığı, sermayenin savaş politikalarını meşrulaştırmak için bilinçli olarak körüklenmektedir.
Venezuela’ya dönük bu saldırı, yalnızca bir ülkenin değil, bütün halkların geleceğini hedef almaktadır. Emperyalizmin amacı açıktır: Direnen, boyun eğmeyen, doğal kaynaklarını sermayeye teslim etmeyen halklara gözdağı vermek; onları teslim almak.
Bu karanlık gidişata karşı tek gerçek güç, işçi sınıfının ve ezilen halkların örgütlü öz gücüdür. Bunu en canlı olarak Rojava’da yaşamaktayız. Her türlü sömürgeci, tahakkümcü plana karşı Kürt halkının en önemli gücü öz örgütlülüğü oldu.
Emperyalist savaşa karşı barış, faşizme karşı özgürlük, kapitalist sömürüye karşı eşitlik mücadelesini buluşturmalı, enternasyonal dayanışma ve mücadeleyi her alanda güçlendirmeliyiz. Emperyalizmin tüm dünyayı bir paylaşım savaşına doğru sürüklediği bu süreçte, anti-faşist, anti-kapitalist ve anti-emperyalist mücadele hatlarını birleştirmek, bugün dünya devrimci hareketinin tarihsel sorumluluğudur.
Avrupa Demokratik Güç Birliği olarak bulunduğumuz her yerde, emperyalist saldırganlığa, savaşlara ve faşizme karşı mücadelenin aktif bir parçası olacağımızı ilan ediyoruz. Tüm ilerici, devrimci, demokratik güçleri; sendikaları, emek örgütlerini, kadınları, gençleri ve göçmenleri bu saldırganlığa karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Venezuela halkı yalnız değildir; emperyalizme karşı hep birlikte direneceğiz!
Emperyalistler, sömürgeciler yenilecek, direnen halklar kazanacak!
Yaşasın enternasyonal dayanışma ve mücadelemiz!
Avrupa Demokratik Güç Birliği (ADGB)











