Bu sabah saatlerinde, Türkiye’nin farklı şehirlerinde, 100 e yakın devrimci ve sosyalist ev baskınlarıyla, işkence edilerek göz altına alındı. Aralarında ESP başkan vekilleri, sosyalist kadın meclisi üyeleri SKM, SGDF li gençler, Polen ekoloji savunucularının da olduğu onlarca devrimci ve sosyalist faşist rejimin kolluk güçleri tarafından hukuksuzca göz altına alındı.
Bu baskı, yıldırma politikalarını biliyoruz. On yıllardır süren devrimci mücadelenin tarihi bunun sayısız örnekleriyle dolu.
Ezilenlerle, emekçilerle, kadınlarla, yok edilmek istenen halklarla dayanışan, onların sesi olan devrimci ve sosyalistler, tarihin bütün dönemlerinde faşizmin hedefi olmuştur. Bugün yaşanan bu saldırılar da bunun son örneğidir.
Bu saldırının Rojava Kadın devrimini savunmak amacıyla, günlerdir alanlarda olan, susmayan, pes etmeyen başta kadınlar olmak üzere devrimci ve sosyalistlere, böylesi bir çapta yapılması elbette bizim için şaşırtıcı değil.
Emperyalist krizin vardığı boyut, faşizmin elindeki tüm baskı sindirme araçlarına rağmen mücadeleyi engelleyememesi, halklar ve kadınlar arasındaki dayanışmayı yok dememesi onu çılgına çeviriyor.
Bunun son örneği, Rojava kadın devrimine yapılan son saldırı ve bu saldırıya karşı geliştirilen halklar arasındaki dayanışma ve sosyalistlerin Rojava kadın devrimini sahiplenerek verdikleri mücadeledir. Bu faşist saldırının bir nedeni de faşist Türk devletinin tüm çabasına rağmen istediği gibi sonuçlanmamasında da yatıyor.
Devrimci ve sosyalistler yalnız değildir.
Faşizmin baskı politikalarını biliyoruz ve yılmıyoruz.
Yaşasın onurlu mücadelemiz
Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) Avrupa











