Devrimci sosyalistler, faşizmi yakından tanıyor.
Onlar gece yarılarında, sabaha karşı parti binalarını, haber merkezlerini, sendikaları, kadın ve gençlik derneklerini, kültür-sanat, ekolojik direniş kurumlarını basanlardır. Kapıları kıran, kütüphaneleri dağıtan, bilgisayarları, teknik araç-gereçleri çalan-çırpan, talan edenlerdir. Onlar, ellerinde koçbaşı, yüzleri maskeli halka karşı kimliksiz, suçlu, terör makineleridir.
Onlar, milyonlarca işçinin, kadının, gencin sesini boğmaya, örgütsüzleştirmeye çalışan, sömürü düzeninin bekçileridir. Onlar, ipleri sarayın ellerinde zulüm aparatlarıdır. Onlar, bin odalı saraydaki faşist şef ve temsil ettiği işbirlikçi burjuvazinin iktidar ve çıkarlarının zavallı bekçileridir.
Biliyoruz, kanun da nizam da politik İslamcı saray cuntasının paylaşılmaz iktidarı, hırsı, kibri, kirli zenginliğidir.
Ve yine iyi biliyoruz ki, sarayın ipleri de efendisi Trump-Epstein kirli düzeninin ellerinde!
***
Emperyalist ABD ve Fransa haydutları, Siyonist İsrail ve Saray’ın soytarıları bir masa kurdular Paris’te. Aparatları, eli kanlı HTŞ’nin yeri müstesna orada.
Katil sürüleri Paris’ten aldılar işareti. Ateş Halep’e Kürt mahallelerine düştü, Rojava Devrimi’nin kazanımları saldırı altında. Şêxmeqsûd ve Eşrefyê’deki fedai direniş işaret fşeği.
Rojava’nın her metrekaresinde…
Kadınlar, gençler, çocuklar, yaşlılar, devrimciler, komünistler siperlerde. Bakûr’da sınırları yıkan direniş, Rojhilat, Başûr nehirler gibi akmakta. Kürt milleti ayakta! Türkiye’de, Avrupa’da ve her yerde direniş. Her yerde Rojava Devrimi’ni savunmaya…
Devrimci sosyalistler Rojava’da, Türkiye’de, Avrupa’da, her yerde Rojava Devrimi’nin kazanımlarını savunma mevzilerinin en önündekilerle omuz omuza!
***
Egemenlerin aparatlarını Filistin’den, Sri Lanka’dan, Hindistan’dan, Libya’dan, Venezuela’dan, Lübnan’dan tanıyoruz. Emperyalist haydutlar ve onların işbirlikçileridir. Dünyayı paylaşan, yakan, yıkan, kana bulayanlardır.
İşçi sınıfını, kadınları, gençleri ve bütün ezilenleri öncüsüz, örgütsüz, kendini savunma iradesi ve araçlarından yoksun bırakmayı varlığının temeli yapanlardır.
Onlar, dünyadaki devrimci ocakları söndürme, ezilenleri savunmasız ve iradesiz bırakma politikalarının karar vericileri ve uygulayıcılarıdır.
***
“İç cephe”, “Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz Bölge” politikalarını terörle yürütüyorlar. Öncü devrimci güçler, kadınlar, Kürtler, Aleviler, gençler, sosyalist partiler, sendikalar, dernekler, basın üzerinde terörü, zulmü arttırarak amaçlarına ulaşabileceklerini, “iç cepheyi” güçlendirebileceklerini sanıyorlar.
Korkuyorlar!
İşçi sınıfı ve emekçilerin, ezilenlerin sınırları yıkan öfkesinin büyüdüğünü seziyorlar. Gezi-Haziran direnişi, 19 Mart çıkışı, serhildanlar bir an olsun akıllarından çıkmıyor. Belli ki bu saldırganlık zayıfıklarından kaynaklanıyor, korkuları büyüdükçe büyüyor. Yaklaşan 8 Mart, Newroz, 1 Mayıs günleri de korkutuyor onları. Belli ki, NATO zirvesinde efendileri “güvenlik dersinden” iyi not versin istiyor. Terörle mezar sessizliği yaratmaya kalkışmalarının bir nedeni de bu. Devrimci sosyalistlere yönelik bu saldırılarla, bütün topluma, bütün ezilenlere, mücadele etmek isteyenlere gözdağı vermek istedikleri çok açık.
Ama nafle!
Devrimci sosyalist irade, önceki saldırılarda da teslim olmadı, bu saldırıda da teslim olmayacak. İşçi sınıfına, kadınlara, gençliğe, Kürt halkına, Alevi halkına, LGBTİ+’lara boyun eğdiremediler, biat ettiremediler ve ettiremeyecekler. Birleşik devrim yolunda birleşik direnişi büyüterek işçi sınıfı ve halkların, ezilenlerin kurtuluşu, özgürlük ve mutluluğu için inatla zafer taşlarını döşemeye devam edecek devrimciler, sosyalistler.
Her yerde dayanışmayı, her yerde direnişi karşılarında bulacaklar. Ta ki sarayları, saltanatları, sömürü düzeni yıkılana dek.
*Yeni Yaşam gazetesinin ücretsiz eki olarak yayımlanan Atılım Gazetesinin 5 Şubat 2026 tarihli Başyazısı











