Faşist şeflik rejimi direnen işçi ve emekçilere, tüm ezilenlere ve onların politik öncülerine dönük tasfiye amaçlı saldırılarına devam ediyor. Bugün, başta Kürt halkının ulusal demokratik mücadele ve taleplerine Rojava’da olduğu gibi saldırı ve kuşatmalarla tasfiye dayatırken, Türkiye’nin batı metropollerinde ve Kuzey Kürdistan kentlerinde de devrimci ve sosyalistlere dönük gözaltı ve tutuklama terörünü yoğunlaştırarak uyguluyor.
Bu saldırıların son örneğini Türkiye ve Kürdistan’da örgütlü devrimciliğin, sosyalist alternatifin merkezinde duran, tasfiyeci saldırı ve burjuva oyunlar karşısında direniş geleneğini bayraklaştıran ESP, SKM, SGDF, DİSK/LİMTER-İŞ, BEKSAV, Polen Ekoloji gibi kurumlara ve çalışanlarına dönük İstanbul, Ankara, Dersim, Antalya, Samsun, İzmir vb. gibi 22 ilde gerçekleştirilen eşzamanlı operasyonlarda gördük. 102 sosyalistin zor kullanılarak, işkencelerle gözaltına alındığı söz konusu siyasi soykırım operasyonuna, beklendiği gibi 77 kişinin tutuklanması eşlik etti.
Faşist rejimin gerçekleştirmiş olduğu bu siyasi soykırım operasyonu hiç şüphesiz ki efendileri emperyalistlerin dünyanın değişik bölgelerindeki devrim ocaklarını söndürme plan ve çabalarından bağımsız düşünemeyiz. Filistin’de, Kürdistan’da, Hindistan’da, Filipinler’de ve dünyanın sayamadığımız çeşitli bölgelerinde askeri operasyonlar, katliamlar, siyasi saldırılarla bitirilmeye, dize getirilmeye ve emperyalist dünyaya biat ettirilmeye çalışılan direniş ocakları, emperyalistler arası rekabet ve hegemonya mücadelesinin giderek daha fazla askeri alana yoğunlaşması sebebiyle, “dikensiz gül bahçeleri” yaratma arzusunun sonuçları olarak ortaya çıkmakta.
Bu genel politikayı Türkiye ve Kürdistan özelinde düşünecek olursak, faşist rejimin işçi ve emekçileri daha fazla yoksullaşmanın pençesine ittiği, Kürt halkının onurlu barış talebini “görüşme masası” adı altında beklemeye sokarak, çürütme girdabına sokmayı amaçladığı, kadın katillerini koruyup, “aile yılı” adı altında kazanılmış kadın haklarına dönük saldırılarını ayyuka çıkardığı, gençliğin daha fazla geleceksizliğe sürüklendiği vb. politikalarına karşı gerçek devrimci alternatifi oluşturan, ezilenlerin öfkesini örgütlü kılmaya çalışan devrimci ve sosyalist öncüleri hedefe koyması hiç de şaşırtıcı değil. Operasyonun içeriği ve kapsamı faşist devletin tutarlı örgütlü öncü güçlerden duyduğu korkunun resmi aynı zamanda.
Ancak tüm geçmiş siyasi soykırım operasyonlarında olduğu gibi bu operasyonda da faşizmin hüsrana uğrayacağı şimdiden apaçık. Her şeyden önce gözaltına alınan ve tutuklanan sosyalistlerin mahkeme salonlarındaki direniş haykırışları, faşist rejimin yaratmak istediği yılgınlık ve korku iklimini boşa çıkartan ilk hamle oldu. Ardından Türkiye, Kürdistan ve Avrupa’ya uzanan protesto eylemleri, başta komünistler olmak üzere ilerici, antifaşist ve devrimci güçlerin dayanışmayı önceleyen ileri çıkışları siyasi operasyonu boşa çıkartan ikinci adım oldu. Bugün ESP ve bilumum diğer kurumlar etrafında örülen ve gittikçe güçlenen bu ruh, faşizmin sevincini kursağında bırakacak nitelikte ilerliyor.
İlk günden itibaren hızlı refleksle sokağa çıkan, enternasyonal dayanışma örgütleyen Avrupa’daki komünistler, bugün bu dayanışma ruhunu daha da canlandırma, ileri taşıma ve kurumsal inşayı güçlü örgütleme göreviyle karşı karşıya. Yasal, fiili meşru eylemlerle faşist şeflik rejimine karşı öfkeyi süreklileştirmek, en geniş enternasyonal güçlerin yazılı, sözlü, görsel tepkisini örgütlemek, kapıları kırılan, bilgisayarları talan edilen kurumlara maddi ve teknik desteği seferber etmek, tutsaklarla mektuplaşmanın örgütlenmesi gibi adımlar faşist rejimin siyasi soykırım gayesini boşa düşürecek adımlar olacaktır.
Boşalan yerlerin doldurulması, kurum çalışmalarında gazetecilik, çevirmenlik vb. gibi yeteneği olanların birer doğal muhabir gibi hareket ederek saldırıya maruz kalan ETHA ve Atılım gazetesine emekleriyle katkıda bulunması, Atılım’ın daha fazla kitleyle buluşması için dağıtım gruplarında yer almak vb. söz konusu dayanışmanın Avrupa’dan örgütlenebilecek somut adımları oluşturmakta.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 13 Şubat 2026 tarihli Perspektif köşesi











