Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) Almanya tarafından yapılan değerlendirmede, son dönemde artan saldırılarla yeniden gündeme gelen Rojava Kadın Devrimi’nin çoğu zaman yalnızca silahlı mücadele boyutuyla ele alındığına dikkat çekiliyor. Özellikle YPJ (Kadın Savunma Birlikleri) savaşçılarının IŞİD’e karşı verdiği direnişin sembolleştiği belirtilirken, devrimin bundan ibaret olmadığı vurgulanıyor.
KADIN BAKIŞ AÇISIYLA İNŞA EDİLEN BİR SİSTEM
Rojava’da oluşturulan yönetim modeli, “Toplumsal Sözleşme” adı verilen anayasal çerçeveye dayanıyor. Yerel demokrasi ve çok kimlikli temsili esas alan sistem; Cizire, Fırat ve Afrin gibi kantonlara ayrılmış bir yapı üzerine kurulu. Sokak komünlerinden başlayarak köy, mahalle ve bölge meclislerine uzanan doğrudan demokrasi modeli uygulanıyor. Tüm idari birimlerde eş başkanlık sistemi zorunlu tutulurken, Kürtçe, Arapça ve Süryanice resmi diller arasında yer alıyor.
Model, kadınların toplumsal ve siyasal yaşamın kurucu öznesi olarak konumlandırılması nedeniyle “Kadın Devrimi” olarak tanımlanıyor. Yüzde 50 cinsiyet kotası, bağımsız kadın meclisleri ve veto hakkı gibi mekanizmalarla kadınların karar süreçlerine tam katılımı sağlanıyor.
HUKUK VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM
Rojava’da hukuk sistemi, merkezi cezalandırma anlayışından ziyade toplum temelli bir adalet yaklaşımı üzerine kurulu. Kadınların ağırlıkta olduğu adalet meclisleri, özellikle şiddet ve aile içi sorunlarda belirleyici rol oynuyor.
“Kadın Yasası” ile çok eşlilik, çocuk yaşta ve zorla evlendirme yasaklanırken; boşanma ve miras konularında eşitlik güvence altına alınıyor. Mala Jin (Kadın Evleri) ise şiddet gören kadınlara hukuki, sosyal ve psikolojik destek sunan ilk başvuru merkezleri olarak işlev görüyor.
EĞİTİM VE EKONOMİDE KADIN ÖNCÜLÜĞÜ
Eğitim, yalnızca bilgi aktarımı değil, zihniyet dönüşümünün aracı olarak ele alınıyor. Jineoloji (Kadın Bilimi) dersleri ve kadın akademileriyle toplumsal cinsiyet eşitliği bilinci güçlendiriliyor.
Ekonomik alanda ise kooperatif ve komünal model öne çıkıyor. Kadınların ekonomik bağımsızlığı, özgürleşmenin temel unsuru olarak görülüyor; kadın kooperatifleriyle üretim ve gelir kadınların doğrudan katılımıyla örgütleniyor.
ORTADOĞU KOŞULLARINDA DEVRİMİN NİTELİĞİ
SKB Almanya değerlendirmesinde, bu kazanımların Avrupa açısından sıradan görülebileceği; ancak söz konusu coğrafya Ortadoğu olduğunda son derece ileri ve devrimci bir nitelik taşıdığı ifade ediliyor. Nitekim birçok Batı ülkesinde dahi eş başkanlık ya da yüzde 50 kota sistemi uygulanmazken, şiddete karşı yasaların etkin biçimde işletilmediğine dikkat çekiliyor.
MÜCADELE SÜRÜYOR
Açıklamada, kadın devriminin yalnızca yasal düzenlemelerle sınırlı olmadığı, gündelik yaşamda köklü dönüşüm için bilinç yükseltme çalışmalarının sürdüğü belirtiliyor. Son dönemdeki siyasi gelişmeler ve anlaşmaların süreci zorlaştırdığı, ancak kadın kazanımlarını koruma mücadelesinin devam ettiği vurgulanıyor.
SKB Almanya’ya göre Rojava’da inşa edilen kadın merkezli model, tüm zorluklara rağmen günümüz dünyasında dikkat çekici bir toplumsal deneyim ve bir umut olarak öne çıkıyor. Avrupa’da yaşayan kadınlara düşen görev ise bu deneyimi kamuoyuna anlatmak ve kadın özgürlük mücadelesinin uluslararası dayanışmasını büyütmek olarak ifade ediliyor.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 20 Şubat 2025 tarihli Sosyalist Kadın köşesi











