Kapitalizmin varoluş krizi yaşadığı günümüz koşullarında, farklı emperyalist ülkeler, bloklar arası rekabet ve hegemonya mücadelesi de gelişiyor. Bu durumun 3. dünya savaşı olasılıklarını geliştirmesine paralel, emperyalistler, bir yandan savaş hazırlıklarını yoğunlaştırırken, bir yandan da ekonominin militarizasyonunu daha kârlı bir alan olarak örgütlüyorlar. Bunun sonucu olarak çeşitli ülkelerdeki silah tekelleri, dünya halklarının kanı üzerinden inanılmaz kârlar elde ediyor.
Bu somut durumun son örneğini İngiliz silah üreticisi BAE Systems oluşturdu. BAE geçtiğimiz günlerde Ukrayna ve Gazze’deki savaşlarla bağlantılı olarak artan askeri harcamaların silah ve savunma sistemlerine olan talebi körüklemesiyle rekor finansal sonuçlar elde ettiğini duyurdu.
Şirket, 2025 yılı için faiz ve vergi öncesi işletme kârını, bir önceki yıla göre yüzde 12 artışla 3,32 milyar sterlin olarak açıkladı. Satışlar ise yüzde 10 yükselerek 30,66 milyar sterlinle şirket tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Yeni alınan 36,8 milyar sterlinlik siparişle birlikte, şirketin biriken iş hacmi aralık ayı sonu itibarıyla 83,6 milyar sterlinlik rekor düzeye ulaştı.
Kârlardaki bu keskin yükseliş, dünya çapında artan savaş koşulları ve İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırım saldırılarının sürdüğü bir döneme denk geliyor. Gazze’deki sivil altyapı tahrip edilip, katliamlar artarken, İngiliz savunma firmaları Siyonist İsrail ordusu tarafından kullanılan silah sistemlerinin tedarik zincirinde yer almaya devam ediyor.
BAE Systems, küresel F-35 avcı uçağı programının ana sanayi ortaklarından biri. İsrail Hava Kuvvetleri tarafından işletilen bu uçaklar, Gazze’ye yönelik saldırılarda defalarca kullanıldı. BAE Systems, her bir F-35 uçağının arka gövdesi ve Birleşik Krallık’ta üretilen diğer kritik bileşenleri dahil olmak üzere yaklaşık yüzde 13 ila 15’ini imal ediyor. Uçaklar ABD’de monte edilse de İngiltere üretimi parçalar, Siyonist İsrail’in operasyonlarında kullanılan uçak filosunun ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor.
F-35 programının ötesinde BAE Systems; F-15 ve F-16 jetleri de dahil olmak üzere diğer muharip uçak platformları için bileşen ve sistemler üretti. İşçi Partisi hükümeti, İngiliz şirketlerinin İsrail dahil yurt dışına savunma bileşenleri tedarik etmesine izin veren ihracat lisanslarını onaylamaya devam ediyor. İngiliz ihracatı, değer bazında İsrail’in toplam silah ithalatının küçük bir kısmını oluştursa da Birleşik Krallık merkezli firmaların F-35 gibi büyük çok uluslu programlardaki rolü, ülkeyi savaş tedarik zincirinin merkez ülkelerinden birisi haline getiriyor.
İcra Kurulu Başkanı Charles Woodburn, emperyalist rekabet ve artan militarizasyonun yarattığı “ticari” iklimi kabul ederek şu ifadeleri kullandı:
“Artan güvenlik zorluklarının yön verdiği bu yeni savunma harcamaları döneminde, hizmet verdiğimiz ulusları şimdi ve gelecekte korumak için gereken hem gelişmiş konvansiyonel sistemleri hem de yenilikçi teknolojileri sağlama konusunda iyi bir konumdayız. Rekor seviyedeki sipariş stoğumuz ve çevikliğimizi, verimliliğimizi ve kapasitemizi artırmak için işimize yaptığımız yatırımlarla, önümüzdeki yıllarda da büyümeyi sürdüreceğimize güveniyoruz.”
Şirket, 2026 yılında işletme kârının yüzde 9 ile 11, satışların ise yüzde 7 ile 9 arasında artmasını bekleyerek büyümenin devam edeceğini öngörüyor.
Bu tablo, kapitalistler bakımından dünyadaki potansiyel ve fiili çatışmaların ekonomik büyüme için bir “fırsat” olarak görüldüğüne işaret ederken, gerçekte ise farklı ülkelerden işçi sınıfı ve ezilenler için daha fazla açlık, yoksulluk, kan ve göz yaşı anlamı taşıyor.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 27 Şubat 2026 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











