Türkiye bir kadın mezarlığına dönmüş durumda. Resmi sayıların hiçbir inandırıcılığı yok ve günde en az 7 kadın cinayeti işleniyor. Çok azı resmi rakamlara geçiyor. Çoğu “nedeni bilinmeyen” olarak adlandırılıyor ya da açıklanamayan bir şekilde balkondan düşüyor kadınlar…
Çok değil 10 gün önce bir günde 6 kadının katledildiği haberi medyada yer aldı. Kadın örgütleri, insan hakları savunucuları, devrimciler tekrar alanlarda, mahkeme önlerinde kadın cinayetlerini lanetlediler. Devleti görevini yapmaya çağırdılar. İstanbul Sözleşmesine geri dönülmesi gerektiğini belirttiler.
Kadınlar çoğu zaman en yakınındakiler tarafından, doğrudan aile içindeki erkekler tarafından öldürülüyor. Katiller devletin kutsadığı yerde, “evin içinde”… Ve ne yazık dün de iki kadın cinayeti haberiyle sarsıldık.
Fatma Nur’u, kızına cinsel istismarda bulunan eski kocasını ve bağlı olduğu Kuran’a Hizmet Vakfı’na karşı yaptığı açıklamalarla tanıdık. Kendisine de küçük yaşta tecavüz eden bu sapıkla zorla evlendirilen, yıllarca işkence, zorla alıkoyma ve şiddete maruz kalan Fatma Nur bir röportajında “ne zaman şikayet için gitmek istesem, ilaçlı sularla beni evden dışarı çıkarmadılar, ben beş yılımı hatırlamıyorum” demişti. Kendisine yapılanları kabullendiğini ama kızına da aynısının yapıldığını fark ettiğinde buna sessiz kalamayacağını belirterek, ifşa yoluna giden, şikayette bulunan, açıklamalar yapan Fatma Nur’a baskı ve tehditlerin yapıldığını herkes biliyordu. Koruma talebi de vardı.
Fatma Nur Çelik adalet nöbeti tutuyordu. Kamuoyuna yaptığı açıklamalar da “Başıma bir şey gelirse, bu intihar değildir. 5 Mayıs’a kadar hayatta kalabileceğime inanmıyorum. Ben ve kızım hayattan koparılacak ve buna intihar süsü verilecek. Ölümümüzün sorumlusu bu karanlık yapı ve bizi koruyamayanlardır. Bunun üstünün örtülmemesini, bizim davamızın da sahiplenilmesini istiyorum.” demişti.
Ne yazık dediği gibi oldu. O ve kızı dün Zeytinburnu sahilinde ölü bulundular. Aile bakanı, utanç ve vicdan azabı çekeceği yerde, bu katliamdan Fatma Nur’u suçladı. Erkek egemen devlet, her zamanki gibi kadını değil, katili korudu.
Fatma Nur öğretmen ise eğitim verdiği lisede, 17 yaşındaki bir gencin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Okullarda artan şiddet ve çeteleşme de son yıllarda sıklıkla gündeme getirilen bir konu. Gençleri geleceksiz bırakan, uyuşturucu şebekelerinin ve çetelerinin ağlarına iten bu sistem, aynı zamanda kadın düşmanı erkini küçük yaşlardan itibaren çocukların beynine sokuyor ve “bir bebekten katil yaratıyor”.
Hangi sosyal, kültürel, ekonomik çevrede olursak olalım, öldürülüyoruz. Hep beraber, daha güçlü, daha örgütlü, daha inatçı olmadığımız sürece bu cinayetlerin önünü kesmek mümkün değil! Bu son örnekler bizlere yine ve yeniden devletin ve yasalarının bizi korumadığını gösteriyor. Yaşamlarımıza ve birbirimize sahip çıkmak için kadınlar, örgütlenin!
Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) Avrupa











