Avrupa’nın pek çok kentinde Tutsakların Sesi Pakformu’nun (TSP) başlattığı Kardeş Tutsak Kampanyası yaygınlaşarak sürüyor.
TSP’nin başlatmış olduğu Kardeş Tutsak Kampanyası’na Fransa’nın Paris kentinden katılan İsmet Polat’la yapılan röportajı yayımlıyoruz.
Hapishane denince aklınıza ne geliyor?
Devrimci tutsaklar geliyor. Devrimci tutsaklık, devlet tarafından devrimcilerin etkisiz hale getirilmeye çalışılması demek. Devrimciler devletin birçok saldırısına maruz kaldılar. İdam sehpaları, işkencehaneler, katliamlar devletin devrimcilere karşı işlediği sayısız suçların adıdır. Devrimcileri her dönem etkisiz hale getirmek, bir devlet politikası olarak sürekli uygulandı. Tarihi belki devletin ortaya çıkışına kadar gider. Ancak süreç içerisinde daha da geliştirdiler ve sistematik hale getirdiler. Eskiden zindanlar vardı, 80’lerde ise E tipleri, L tipleri. Şimdilerde ise F tipi, Yüksek Güvenlikli Kuyu tipi vs. çoğalıyorlar. Bütün bunların inşa edilmesinin tek amacı vardır, o da devrimcileri inandıkları davaya yabancılaştırmak, kitlelere korku salmak ve sömürü düzenlerini ilelebet sürdürmek.
TSP’nin başlattığı Kardeş Tutsak Kampanyası’na katıldınız, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Devrimciler bu faşist rejime karşı işçi sınıfı ve emekçilerin kurtuluşu için mücadele veriyorlar. Bizler de şu veya bu düzeyde onların yanında, onlarla birlikte durmaya çalışıyoruz. Devrimin gerçekleşmemiş oluşu, devrimci görevlerin bitmediği anlamına da geliyor benim için. Bu nedenle devrimci tutsakları sahiplenmek insani olduğu kadar, devrimci bir görevdir de aynı zamanda. Dört duvar arasına kapatılanlarla yoldaş olmak, paylaşımlarda bulunmanın bir aracı olarak gördüğüm için bu kampanyaya katıldım. Devrimci tutsaklara destek olmak, yaşamlarına bir nebze de olsa katkıda bulunmak için katıldım.
İnsanlara bu konuda bir çağrınız var mı?
Avrupa’da yaşayan geniş Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenlere seslenmek istiyorum. Kapitalist emperyalist dünyaya karşı mücadele ve direniş tüm hızı ile sürüyor. Faşizmin birçok saldırısına maruz kalmış ve Avrupa’ya göç etmek zorunda kalanlar olarak, ülkemizde ve dünyada olup bitenlere seyirci kalamayız. Kendisine ilericiyim, antifaşistim diyen herkesin mutlaka yapacağı bir şeyler vardır. Bana ne diyemeyiz.
Binlerce devrimci, yurtsever hapishanelerde. Onlarla empati kurmaya çalışmalıyız. Ailesinden, çocuklarından, arkadaşlarından uzaklaştırılmış, dört duvar arasına kilitlenmiş insanlarımızı düşünmeliyiz. Ben ne yapabilirim, nasıl yardımcı olabilirim diye düşünmeliyiz. Mutlaka yapabileceğimiz bir şeyler vardır. TSP’nin kampanyasına katılmak bir yol, mektuplaşmak bir başka yol. Dayanışma göstermek insani değerleri yüceltir, onurlandırır. Devrimci tutsakları sahiplenmenin onurunu hep birlikte yaşayalım.











