Emperyalist savaşlara ve kapitalizmin krizine karşı gençler 8 Mayıs’ta Gençlik grevine doğru yürüyor.
21 Mart’ta, farklı Avrupa ülkelerinden örgütler, savaşa ve zorunlu askerliğe karşı uluslararası ve enternasyonalist gençlik meclisi için Milano’da bir araya geldi. Konferansın ardından gençlerin ortak iradesi, zorunlu askerlik ve militarizasyona karşı bir gençlik grevi için 8 Mayıs tarihini belirlemek oldu.
Grev iki perspektifle gerçekleşecek. Birincisi, daha önce tartışıldığı gibi, savaşa karşı net bir enternasyonalist perspektifle militarizasyona karşı mücadeleyi genişletmek olacak. Bunu yaparken ikinci perspektif, açık bir antikapitalist duruşa dayanan, sosyalistlerin önderlik ettiği sınıf bilincine sahip bir gençlik hareketi yaratmak.
8 Mayıs’ın görevi, okullarda, üniversitelerde, işyerlerinde veya mahallelerde greve hazır ve geniş genç kitlelere ulaşacak kadar yaratıcı bir gençlik hareketinin kararlılığını inşa etmek için gerekli güveni geliştirmektir. Kadınlardan LGBTİ+’lara, genç göçmenlere ve işçilere kadar, 8 Mayıs, savaş karşıtı mücadelenin gelişebileceği temelleri atmakla yükümlüdür. Hareketin sürekliliğini sağlamak ve mücadeleyi büyütmek için yeni bir perspektif kazanmak amacıyla 8 Mayıs’tan sonra yeni bir tarih belirlenmesi mutlak bir zorunluluktur.
Kuşkusuz Avrupa’da farklı emperyalist ülkelerde farklı koşullarla karşı karşıyayız. Örneğin, bazı ülkelerde zorunlu askerlik uygulamasının halihazırda var olduğunu veya militarizasyonla ilgili gerçekliklerin oldukça farklı olduğunu görüyoruz. Bu, genç sosyalistlerin somut görevlerinin farklı ülkelerde farklı olacağını açıkça göstermektedir.
Almanya’da genç sosyalistlerin görevi, okul grevini hem siyasi hem de örgütsel olarak genişletmektir. Bu, sadece askere almayı değil, aynı zamanda Alman emperyalizminin açık bir suç ortağı olduğu ABD emperyalizmi tarafından yürütülen savaşları da hedef almak için “savaşa karşı savaş” sloganını öncü bir çağrı olarak ortaya koymak anlamına gelir. İkincisi ise, genç öğrenci ve işçi örgütleriyle yeni platformlar ve ittifaklar kurarak üniversite öğrencilerine ve genç işçilere ulaşmaktır.
Fransa’da ise 8 Mayıs, Kızıl Ordu’nun Hitler faşizmine karşı verdiği mücadeleyi ve zaferi anmak için resmi tatil günüdür. O gün faşistler Paris’te bir yürüyüş düzenleyeceklerini duyurmuş olsa da, 8 Mayıs için yapılacak seferberlik bir grev olmayacak, ancak antifaşist ve savaş karşıtı hareketin bağlantısını vurgulayacaktır.
8 Mayıs’taki gençlik grevi, yaklaşan mücadelelere hazırlanmak amacıyla gençlik kitlelerinin en geniş kesimlerine ulaşmayı hedefleyecektir. Bu seferberlik, grev yöntemleri ve bunun gençlik üzerinde yarattığı etki konusunda zengin bir deneyim kaynağı olacaktır. 8 Mayıs grevi yine 9 Mart kadın grevi örneğinden ilham alarak Avrupa’da yeni bir grev kültürü yaratacak ve geliştirecektir.
Gençlik grevine çok zaman kalmadı, ancak Nisan ayının sonu şimdiden örgütlenme için güçlü bir platform olarak karşımıza çıkıyor. Özgürlük Filosunun Filistin’e yola çıkmasıyla birlikte, uluslararası dayanışma yeniden Avrupa’daki siyasi hareketin merkezine gelecek. Ortadoğu’da tırmanan savaş sırasında filonun, dünya halklarının baharını ilan etme kararlılığı, önemli bir ideolojik temeldir. Filistin dayanışma hareketini 8 Mayıs için yapılacak seferberliğe dahil etmek, bu hareketin devrimci karakterini güçlendirecektir.
Gençlik grevi hazırlıkları sırasında sosyalist gençlik, devrimci perspektifleri yansıtmalı, emperyalist savaşlara karşı sınıf savaşını büyüterek yürüyüşüne devam etmelidir. Politik cüret ve devrimci yaratıcılık, dönemin parolası olacaktır.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 23 Nisan 2026 tarihli Perspektif köşesi











