Tüm emperyalist güçler son hız silahlanmaya devam ediyor. Silahlanma ya da diğer bir deyişle militarizm, ABD’den AB’ye, Rusya’dan Çin’e kadar tüm emperyalistlerin olduğu kadar Türkiye’den İran’a, İsrail’den Hindistan’a, Pakistan’a kadar bölgesel güçlerden tek tek ülkelere kadar bütün dünyada görülen bir durum. Sadece emperyalist çelişkilerin artmasının bir sonucu değil bu tablo şüphesiz. Aynı zamanda ekonominin militarizasyonunu bütün ülke ekonomilerin kötüye gitmesi nedeniyle, en kârlı alan olarak görüldüğü için de tercih ediliyor. Kendi savaş sanayiini geliştiremeyenler bu rekabette sınıfta kalacak ve diğerine bağımlı duruma geçecek.
AB ülkeleri de bu durumun hem tetikleyicileri hem de duruma ayak uyduranlarından oluşuyor. Geçtiğimiz hafta içerisinde tek tek ülkeler içerisinde ya da çeşitli çokuluslu ortaklıklarla yapılan anlaşmalara bile tek başına baktığımızda, tüm kapitalist devletlerin sınırsız silahlanma yolunda oldukları açıkça görülebilir.
Romanya-Ukrayna arasında yapılan stratejik ortaklık, savunma, ekonomi, istihbarat ve kritik altyapı gibi sektörlerde taraflara yeni iş birliği alanları açtı. Bu stratejik ortaklık, Ukrayna’nın Avrupa Atlantik entegrasyonu için Romanya’nın desteğini güvenceye almayı sağlarken, Romanya’nın da Karadeniz’deki konumunu güçlendirmeye hizmet ettiği iddia ediliyor.
Almanya, Federal Almanya Ordusu Bundeswehr’in Avrupa’nın konvansiyonel anlamda en güçlü ordusu olmasını hedeflediğini açıkladı. Buna dönük parlamentoya bir askeri strateji sunan SPD’li savunma bakanı Boris Pistorius, Rusya’ya karşı hazırlıklı olmak için muvazzaf asker sayısının 2035 yılına kadar 185 binden 260 bine, yedek asker sayısının da 200 bine çıkartılması gerektiğini söyledi.
Yine, Almanya savunma devi Rheinmetall başkanı, Avrupa’da büyük bir yeniden silahlanma kampanyasının başlamasıyla birlikte Almanya’nın artık ABD’den daha fazla mühimmat üretebildiğinin “müjdesini” verdi. Rhinemetall başkanı Armin Papperger, orta kalibreli mühimmat üretimini yıllık olarak dört katından fazla arttırdıklarını ve topçu mermisi üretimini 70 binden 1,1 milyona çıkardıklarını belirtti.
Norveç, İngiltere, Kanada ve Avustralya Kraliyet Donanmaları ile birlikte, Küresel Savaş Gemisi ortaklığı kurmak için bir araya geldi. Norveç Kraliyet Donanması, 34 adede kadar dünya standartlarında savaş gemisi geliştirilmesi, inşası ve işletilmesini denetleyen ekibe resmen kabul edilmiş oldu.
Fransa ise öteden beri silahlanmaya yönelik kamu bütçesini arttıran ülkelerden. Daha yakın bir tarihte Sırbistan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Belgrad’a yaptığı devlet ziyareti sırasında Fransa’nın Dassault Aviation şirketinden 12 adet Rafale savaş uçağı satın almak için bir sözleşme imzaladı.
Yine Macron’un geçtiğimiz günlerde Atina’ya yaptığı ziyarette iki ülke arasında 8 yeni anlaşma imzalandığı belirtildi. Eylül 2021’de Paris’te iki ülke arasında 5 seneliğine imzalanan Savunma ve Güvenlik Alanlarında İş birliğine Yönelik Stratejik Ortaklık Anlaşması’nın yenilendiği ve taraflar itiraz etmedikçe anlaşmanın otomatik olarak uzatılacağı kaydedildi. Ayrıca, eğitim, bilim, nükleer teknoloji, savunma, dijital okyanus sistemleri ve askeri teknoloji ile MICA IF/RF füzelerinin sürekli desteklenmesine ilişkin 8 yeni anlaşmanın da imzalandığı aktarıldı.
Şüphesiz ki silahlanma yarışı işçi sınıfı ve emekçilerin sosyal, politik ve ekonomik haklarına dönük tüm Avrupa’da saldırıların alabildiğine arttırılması, göçmenlere ve “ötekilere” karşı ırkçılığın büyümesi ve yeni faşist hareketlerin geliştirilmesiyle at başı gidiyor. Silahlanmanın hiçbir biçimde işçi ve emekçilere getirisinin olmadığı, tersine kapitalist kölelik zincirlerinin daha da sıkılması anlamı taşıdığı, her gün daha fazla enflasyona, hayat pahalılığına ve yoksullaşmaya itilen milyonların hayatlarında yansıyor.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 1 Mayıs 2026 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











