Tarihte bazı günler yalnızca takvim yapraklarında değil, halkların kolektif belleğinde, mücadele tarihinde ve sınıflar savaşımının derin hafızasında yerini hep korur.
8 Mayıs 1945, tam da böyle bir gündür. Hitler faşizminin Sovyetler Birliği öncülüğündeki komünistler, ezilen halklar ve işçi sınıfı tarafından uğratıldığı kesin yenilgiyi simgeler. Bu gün, emperyalist propaganda merkezleri tarihi nasıl çarpıtırlarsa çarpıtsınlar, bu büyük zaferden emperyalizme pay biçmeye çalışsınlar, 8 Mayıs hâlâ başta Sovyet halkları olmak üzere komünistlerin, ezilen halkların insanlığı faşizm belasından nasıl kurtardığının tarihini yazmaya devam etmektedir.
Faşizm, kapitalist sistemin yaşadığı derin bunalımın ürünü olarak ortaya çıktı. ABD ve İngiliz emperyalizmi, yükselen faşizmi Sovyetler Birliği’ne karşı kapitalist dünyanın saldırı üssü olarak gördüler. Ve faşizmin yükselişine, Avrupa’daki yayılmacı politikalarına karşı gerçekte hiçbir şey yapmadılar. Onların esas derdi, sosyalist dünyanın öncüsü olan Sovyetler Birliği’ni Naziler eliyle yıkmaktı.
1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaliyle başlayan savaş, Moskova önlerine ulaşan Nazi ordularına karşı eşi benzeri görülmemiş direniş ile, Leningrad’da 900 gün boyunca süren Nazi kuşatmasına karşı teslim olmayan mücadele ile halkların onurunu yeniden yükseltti. Bu savaşta Sovyetler Birliği 27 milyon insanını kaybetti. Kadın, çocuk, yaşlı demeden on milyonlarca insan, faşizmin barbarlığına karşı direnirken yaşamını yitirdi.
Tarih 8 Mayıs 1945’i gösterdiğinde, insanlık büyük bir karanlığın üzerine güneş gibi doğan bir zafere tanıklık etti. Nazi faşizmi, Sovyetler halkının insanüstü bedeller ödeyerek kazandığı kesin bir zaferin ürünü olarak tarihin çöplüğüne atıldı. Bu zafer yalnızca bir askerî başarı değildi. Eski düzene, kapitalist dünyaya karşı sosyalist yeni dünyanın; Kızıl Ordu ve Sovyet halkları şahsında dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarının da başarısıydı. Sovyetler Birliği’nin bu zaferi yalnızca Nazi ordularını mağlup etmekle kalmamış, dünya halklarına başka bir dünyanın mümkün olduğunu da göstermişti.
Emperyalist merkezler dâhil olmak üzere dünya genelinde işçiler, emekçiler ve ezilen halklar, Sovyetlerin yükselttiği kurtuluş mücadelesine büyük bir sempati duydular. Savaş sonrası Doğu Avrupa’da birbiri ardına kurulan “Halk Cumhuriyetleri” ve dünya genelinde sömürgeciliğe karşı başlatılan ulusal kurtuluş mücadeleleri, eski dünyanın yüreğine korku saldı. Dünya’da ilerici-devrimci ve demokratik hareketlerin güç kazandığı bir döneme girilmişti ve bunda faşizmin yenilgisi, dünyayı yeniden paylaşma hedefli savaşın sona ermesi, kapitalist-emperyalist dünyanın önemli bir kesiminde halk egemenliği ve sosyalizm mücadelesinin artan şekilde güç kazanması en önemli etkendi.
Faşizm bugün de farklı biçimlerde varlığını sürdürmektedir. Irkçılık, milliyetçilik, otoriterleşme eğilimleri ve faşist örgütlenmeler yeniden güç kazanmaktadır. Faşist akım ve partiler Fransa, İtalya, Macaristan, Avusturya, Hollanda, Almanya gibi Avrupa ve birçok başka ülkede sadece faaliyet hâlinde değiller, değişen oranda olmak üzere güç de kazandılar. Türkiye, devlet yönetim yetkilerini elinde toplamış faşist şeflik eliyle yönetiliyor.
Bugün 3. Dünya Savaşı hazırlıklarının, Amerika’nın İran’a yönelik başlattığı savaş saldırganlığı ile sürdürüldüğü, İsrail siyonizminin Filistin halkına uyguladığı soykırım katliamlarına ara vermediği ve bununla yetinmeyerek Lübnan’a saldırdığı, İran’a yönelik savaşta bizatihi rol aldığı koşullarda Ortadoğu halkları savaşa sürüklenmişlerdir.
Avrupa’da da kaynaklar giderek silahlanmaya aktarılırken militarizm ile sosyal eşitsizlik birlikte büyüyor, kitleler arasındaki yoksulluk daha fazla artıyor. Bu nedenle antifaşist mücadele, faşizmi ve savaşı üreten koşullara karşı bütünlüklü bir mücadele ile geliştirilecektir. Kapitalist-emperyalist sisteme karşı mücadeleyi, ırkçılığı ve faşizmi yenilgiye uğratarak, ezilen halkların mücadelesi ile dayanışarak büyütebiliriz.
8 Mayıs 1945; direnişçilerin, partizanların ve Sovyet halklarının mücadelesiyle kazanılmıştır. Bu tarihsel miras, bugün hepimiz için yeni mücadelelerin pusulasıdır. Direnenlerin yolundan ilerleyeceğiz.
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AVEG-KON)











