Bu yıl ki Eurovision şarkı yarışması, Avusturya’nın başkenti Viyana’da yapılacak. Organizasyonun yarı finalleri 12-14 Mayıs’ta, finali 16 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. Yarışmaya 35 ülke katılacak. Bu, 2003 yılından beri görülen en düşük katılımdır. İspanya, Hollanda, İrlanda, Slovenya ve İzlanda, Gazze işgal ve soykırımı nedeniyle Siyonist İsrail devletinin yarışmaya katılmasını protesto ederek, katılmama kararı aldı.
Bu ülkelerin itirazı bilindiği halde organizatörler İsrail’in katılımına ilişkin ayrı bir oylamaya bile gerek duymadan tercihini İsrail’den yana yaptılar. Boykotun çeşitli medya kuruluşları ve başka kimi kurumlar tarafından desteklenmesiyle “Eurovision şarkı yarışması” tarihinin en büyük kriziyle başlayacak.
Eurovision yarışması günümüzde burjuva popüler kültürün sergilediği bir gösteri mekanıdır. Sanatsal ve kültürel etkinlikten ziyade katılımcılarının siyasi nedenlerle birbirine puan verdikleri, siyasal tercihlerin belirleyici olduğu bir platforma dönüşmüştür. Örneğin savaşın ardından Ukrayna’nın birinci seçilmesi bunun bir ifadesidir. “Notaların evrensel, puanların siyasal” olduğu gerçeği yarışmanın ruhunu yansıtır. Müzikal kaliteden ziyade görsel şova dönüşen yarışmanın kaderinin “juri-halk oylaması”nca belirlendiği koca bir yalandır. Devletlerin ve diğer medya tekellerinin oluşturdukları bütçeler, oylamanın, haliyle yarışmanın kaderini daha baştan koşulluyor. Siyonist İsrail’in etkili puanlar almasında ayırdığı bütçenin rolü gizlenmiyor bile. Siyonistler döktüğü kanı bu biçimiyle temizlemeye çalışıyor. Yalnızca bu bile yarışmanın ne denli adil, ne denli sanatsal olduğu konusunda bir fikir vermektedir.
Performanslarda bireysel, sanatsal özgünlük ve yeteneklerin değil, ülkelerin temsiliyetinin esas alınması ve siyasal konjonktüre göre şekillenmesi yarışmanın niteliğini belirlemektedir. “Ülkeler arası yarış” yanılsamasıyla ulusal duygular ve ülke fetişizmleri köpürtülebilmektedir.
Devletlerin çıkarlarının yanı sıra bölgesel, ulusal, dünyasal konjonktürün koşullandırdığı bu burjuva popüler yarışma katılımcılar bakımından bir yaprak dökümünü andırmaktadır. 2021 ve 2022’de Belarus ve Rusya’nın yarışmaya katılmaları engellendi. Faşist şeflik rejimi başka bahaneler öne sürse de, gerçekte politik islamcı planlarıyla bağlı olarak 2013’den beri yarışmanın dışında kalmaktadır. Bu yılki yaraşmaya katılmama kararı alanlar kervanına İspanya, İrlanda, Hollanda, Slovenya ve İzlanda da katılmış oldu.
Eurovision şarkı yarışmasında dünya işçi sınıfının ve ezilenlerinin hiçbir çıkarı yoktur. İnsanlığı, doğamızı ve bütün canlıları büyük yıkımlara uğratan emperyalist-kapitalist sistemin çoklu kriz koşullarında böylesi kültürel hegemonya biçimleriyle gerçekleri manipüle etme gayretleri de sonuç vermeyecektir. Bu yılki yarışma sürecine damgasını vuracak olan, savaşa ve faşizme karşı mücadele olacaktır. Burjuva medya tekellerinin Eurovision yarışması türü böylesine sanatsal entrikaları da emperyalistlerin ve suç ortaklarının işledikleri suçları, katliamları gizlemeye yetmeyecektir. Halkların direnişi ve dayanışması bu oyunu bozmaya devam edecektir. Birçok kurum ve kuruluş tarafından siyonist soykırıma, işgal ve savaşa karşı, boykot çağrısı tam da burada anlam bulmaktadır. Bilelim ki, bu yarışma, bir şarkı yarışmasından öte bir şeydir. Öyleyse, Eurovision şarkı yarışmasını izlemeyelim, boykot edelim! Edelim ki, halkların devrimci vicdanlarındaki öfke sokakları tutuştursun!
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 8 Mayıs 2026 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











