Siyonist rejimin ABD emperyalizmiyle ortaklaştığı, Avrupa devletlerinin de desteklediği soykırım ve imha savaşına karşı gelişen kitle hareketi geçen yılın yaz aylarında yeni bir form aldı.
Siyonist rejim süreklileşmiş askeri saldırıların yanı sıra ambargo-kuşatmayla açlığı ve sefaleti örgütleyerek Gazze’yi teslim almak istedi. Filistinlileri aç bırakarak mahküm ettiği toplu aş merkezlerini bombalayarak tarihte eşi benzeri az görülmüş bir vahşet uyguladı. Bu vahşeti dünyaya duyuran gazetecileri katletti. Hapishaneleri birer işkence merkezine dönüştürdü. insan hakları kuruluşlarının Gazze’ye girişine izin vermedi.
Filo, katılımcı militanların tanımı ile insanlığın vicdanını temsil etti. Bu kuşatmaya saldıran, dünyada kamuoyu oluşturan eylemciler, Avrupa’da ezilenlerin desteğini alırken, kimi burjuva devletleri de saflaştırdı.
Siyonist rejim, filo katılımcılarına saldırdı, cinsel ve fiziki şiddet uyguladı. Avrupa’ya ve ülkelerine dönen eylemciler, filonun ruhunu, uluslararası dayanışma rüzgarını taşıdılar.
Global Sumud Filosu yeniden sularda. Emperyalist-siyonist saldırganlığın bölgeyi savaşa sürüklediği, Gazze’de işgalci saldırıların sürdüğü, Filistinli tutsaklara dönük saldırıların arttığı, Batı Şeria’da işgal planlarının yapıldığı bir kesitte Global Sumud Filosu, insanlığın vidanını yeniden harekete geçirdi.
İsrail ordusu uluslararası sularda 32 teknelik sivil konvoya saldırarak gemilere el koydu, bazı teknelerin motorlarını ve navigasyon sistemlerini parçalayarak aktivistleri ölüme terk etti. Bu yalnızca bir müdahale değil, halkların dayanışmasını boğmaya yönelik organize bir devlet terörüdür.
29 ülkeden yüzlerce aktivist bulunduğu filodan kaçırıldı, işkenceye uğradı.
Bu şiddet, siyonist rejimin yıllardır Filistinliler üzerinde sürdürdüğü sistematik şiddetin denizlerdeki devamıdır. Batılı emperyalistlerin ve “uluslararası toplum”un sessizliği suç ortaklığının göstergesidir.
Filonun yeniden deniz açılacağını açıklaması, bütün baskılara rağmen direnişin kırılmadığını gösteriyor. Mesele salt Gazze değil, mesele emperyalizme, siyonizme, ablukaya ve emperyalist savaşa karşı dünya halklarının ortak kavgasıdır.
Ezilenlerin bu sınır tanımaz dayanışma pratiği dünya halklarına verilen bir mücadele mesajıdır. Bu mesajı yaygınlaştırmak ve sesi büyütmek, ablukayı kırmak dönemin görevlerinin başında geliyor. Sömürüye, işgale ve emperyalist savaşa karşı direniş, ancak bu zeminde yürütülür.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 15 Mayıs 2026 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











