17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın ilk günündeyiz.
Dünden bugüne sosyalistler, devrimciler, insan hakları savunucuları, sendikacılar, gazeteciler ve muhalifler, dünyanın farklı yerlerinde devlet güçleri veya onlara bağlı paramiliter çeteler tarafından kaybedilmektedir. Bu yöntemi uygulayan devletler, baskı ve sömürü düzenlerine karşı mücadele eden insanları hedef alarak, gözaltında kaybetme politikasıyla toplumda korku ve mezar sessizliği yaratmayı amaçlamaktadır. Zorla kaybetmeler, yalnızca bireylere yönelik bir saldırı değil, aynı zamanda toplumsal muhalefeti sindirmeye dönük sistematik bir devlet politikası olarak kullanılmaktadır.
Dünyanın birçok ülkesinde faşist ve gerici devletler tarafından uygulanan bu yöntem sonucu yüzbinlerce insan katledilmiş ve kaybedilmiştir. Bugün de Meksika’dan El Salvador’a, Kolombiya’dan Ortadoğu’ya kadar pek çok yerde devlet güçleri veya onlarla bağlantılı çeteler tarafından insanlar kaçırılmakta, gözaltında kaybedilmekte ve akıbetleri gizlenmektedir.
Ve dünyanın her yerinde, gözaltında kaybetme politikası, toplumsal muhalefetin kararlı mücadelesi ve direnişi ile püskürtülmüştür. Plaza de Mayo annelerinden Cumartesi Anneleri’ne mücadele tarihi, bunun örnekleriyle doludur.
Rojava’ya yönelik HTŞ saldırıları sırasında kaçırılan gazeteciler Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polad’ın durumu da, kaçırılarak gözaltında tutma politikasının ve buna karşı mücadelenin güncel örneklerinden biridir. 18 Ocak’tan bu yana kendilerinden haber alınamayan iki gazetecinin akıbetleri hakkında uzun süre hiçbir bilgi edinilememiş, aylar süren mücadelenin ardından tutuklu olduklarına dair sınırlı bilgilere ulaşılmıştır. Tüm girişimlere rağmen kendileri ile görüşme koşulları sınırlandırılmaya devam etmektedir. Her iki gazetecinin özgürlüklerine kavuşmalarını sağlamak şimdi daha güçlü bir sahiplenme ve mücadele ile olanaklı olacaktır.
1995’te ilan edilen 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın bu sene 31. yılındayız. 21 Mart 1995 günü devletin kolluk güçleri tarafından gözaltına alınarak katledilen ve bir kimsesizler mezarlığında ailesinin ve yoldaşlarının etkin mücadelesi ile bulunan Hasan Ocak’ın sembolleştiği bir mücadele tarihi ardımızda. O günden bugüne Cumartesi Anneleri’nin adalet mücadelesi yakınlarının akıbetleri açıklanıncaya kadar kararlıca sürdü. Bizler Avrupa kentlerinde gözaltında kaybedilenlerin hesabını sormak ve adalet talebimizi haykırmak için sokaklarda olmaya devam edeceğiz! Avrupa’da yaşayan göçmen işçi ve emekçileri 17-31 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek olan eylem ve etkinliklere katılmaya, adalet ve hakikat talebini büyütmeye çağırıyoruz!
Katiller hesap verecek, kaybedenler kaybedecek!
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AVEG-KON)











