Suriye’de emperyalist-sömürgeci politikalarla iktidara taşınan HTŞ iktidarı halklara işkence ve zulüm uygulamaya devam ediyor. HTŞ, iktidara taşındıkları ilk günden itibaren batılı emperyalistlerle birlikte bölgede başta sömürgeci faşist Türk devleti, siyonist İsrail ve belli başlı tüm gerici ve işbirlikçi Arap rejimlerinin desteği nedeniyle sürdürülebilir bir zulüm makinasına dönüştü. Bunu aynı zamanda geniş çaplı katliamlar gerçekleştirerek hayata geçirmeye çalıştı.
Bu dönemde binlerce Alevi devrik Esad rejiminin destekçisi olduğu iddiasıyla katliamlardan geçirilirken, güneyde bulunan Dürzi halkları da aynı saldırganlıkla karşı karşıya geldi. Tüm bu saldırılar gerçekleşirken HTŞ’nin uygulamaları ve politikalarını kabul etmeyen, muhalif tüm kesimler, bilim insanları, eğitimciler, sanatçılar ve gazeteciler özel olarak hedeflendi. Katledilenlerin yanı sıra kimisi de tutuklanarak hapishanelere konuldu.
Sömürgeci faşist Türk devletinin yönlendirmesi ve desteğiyle Rojava toprakları sürekli olarak saldırı altında tutuldu, devrim kazanımları gasp edildi. Bu saldırı ve katliam ortamında yüzlerce SDG’li katledilirken, binlercesi de HTŞ çetelerine esir düştü. Yüzlercesinden ise hâlâ haber yok. Yaşamlarından haber alınamayanlar arasında Özgür TV programcısı ve muhabiri Ahmet Polad ve Alman gazeteci Eva Maria Michelmann da bulunmaktaydı. Eva ve Ahmet, Avrupa’da özel olarak yürütülen çalışmalar başta gelmek üzere Rojava’da da esir ve kayıplarla ilgili yürütülen mücadeleler sonucunda HTŞ çetelerinin hapishanede tuttuğu ortaya çıktı.
Eva ve Ahmet’e Özgürlük İnsiyatifi’nin Avrupa kentlerinde başlattığı çalışmalarda hiç kuşku yok ki her iki gazetecinin işkence ile tutuklama saldırısından HTŞ çeteleri ve açık destek sunan tüm emperyalist ve gerici devletlerin sorumluluğuna dikkat çekmektedir. Kaçırıldıkları ilk aşamada “elimizde yok”, “bilgimiz yok” gibi cevaplarla oyalamacı yalan perdesini yırtan, gerçekleşen eylemler ve ailenin, avukatların girişimleri olduğu açık.
Şimdi HTŞ zindanlarında işkence altında tutulan her iki gazetecinin özgürlüğünü sağlamak, çetelere her türlü siyasi, askeri ve ekonomik desteği vermekten çekinmeyen başta Almanya olmak üzere tüm emperyalist devletlerin sorumluluğundadır. Bundan dolayı kaçırıldıkları ilk aşamada oluşturulan “Ahmet Polad ve Eva Maria Michelmann Nerede İnisiyatifi”, nerede tutuldukları ortaya çıktığı koşullarda şimdi ‘ikinci etaptayız’ diyerek onların özgürlüğünü kazanmaya kilitlenen çalışmalar yürütmeye kilitendi. Bugün haklı olarak gazetecilerin özgürlüğünün sağlanması amacıyla tüm Avrupa ülkelerinde yoğun bir faaliyet yürütülmekte. Başta Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu gibi emperyalist devlet kurumları, Suriye ve Almanya konsoloslukları ve basın-yayın kuruluşları olmak üzere yaygın eylemler, bilgilendirme stantları ve protesto gösterileri ile eylem sürekliliğini sağlamak önemli bir yerde durmaktadır. Yürütülen Eva ve Ahmet’e özgürlük kampanyasının yaygınlaşması ve kitleselleşmesi ve acil bir biçimde gündemleşmesi ilgili devletlerin harekete geçmesi ve sonuç almaya zorlanmaları bakımından önemlidir. Çalışmaların daha kitlesel bir tarzda, günlere yayılan çadır eylemleri, konsolosluklara dosyaların verilmesi, basın-yayın kuruluşlarını bilgilendirme ve duyarlılık sağlanması gibi boyutlara taşımak, değişik birçok kurumu sürece katmak anlamını taşıyacaktır.
ADGB de konuyu gündemine alarak birleşik mücadele imkanlarını sefeber etmenin bir kaldıracına dönüşecektir. Etkin bir kampanya ile duyarlılığı ve hareketi sürekli kılmak, yerel seçilmişleri, sendikaları, parti ve grupları zorlamak, konunun gündemleşmesi ve sonuç alıcı bir hareket örmek bakımından da ihtiyaçtır.
Kampanyanın hali hazırda kazandıklarına ve deneyimlerine yaslanarak; Ahmet ve Eva’yı özgürleştirmek için harekete geçelim, “Ahmet ve Eva’ya Özgürlük” sloganını her alanda yükseltelim!
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 29 Mayıs 2026 tarihli Perspektif köşesi











