Tayyip Erdoğan’ın Ankara’da ev sahipliği yapacağı Zirve öncesi NATO bileşenleri ve öncelikli amaçları arasında cereyan eden gerilim derinleşiyor. Gerilim, bugünlerde İsveç’de düzenlenen NATO ülkeleri Dişişleri Bakanları zirvesine yansıdı.
NATO, zayıflayan amaç ve yön birliğini nasıl aşacağını tartışıyor. ABD, AB şahsında öteki bileşenlere kendi emperyalist-sömürgeci çıkarları doğrultusunda hizalanmalarını, ABD’nin emperyalist dünya strateji ve hedeflerine yedeklenmelerini beklerken, başta İngiltere-Almanya-Fransa emperyalistleri gelmek üzere Avrupa emperyalistleri, kıtanın “güvenliği” ve emperyalist çıkarlarıyla uyumlu, Batılı emperyalist blok bakımından daha “eşit” bir savaş örgütü istiyor.
Rakip emperyalist ülkelerle keskinleşen rekabetin yeni bir emperyalist paylaşım süreci ve savaş emarelerini ortaya çıkarttığı koşullarda bu ayrışma bir kopuş düzeyine varmasa da belirgin çelişkiler kazanmış durumda.
Ukrayna savaşı karşısında çatırdayan yön birliği, ABD-siyonist rejimin İran saldırılarında artık iyice kaybedilir duruma geldi. İngiltere ve İspanya gibi belli başlı NATO müttefiklerinin üslerini saldırıya sunmamaları Trump ABD’sinin NATO’ya dair varoluşsal sorular sordurttu ve Ankara zirvesi öncesi tansiyonu yükselterek kendi çıkarları doğrultusunda saflaştırmanın bir imkanına dönüştürdü.
ABD, NATO ve askeri kapasitesini kendi çıkarları gereği Doğu Asya-Pasifik bölgesinde yoğunlaştırarak Çin’i çevrelemeleyi esas alırken Avrupa emperyalistleri, Rusya’nın askeri ve siyasi bakımdan caydırılması ve çevrelemesini öne çekiyor. ABD’den farklı olarak Hürmüz boğazı ve bölgenin enerji ve iktisadi koridorları Avrupa için yaşamsal olduğundan daha tedbirli ve dengeli politika bu çıkar-hedef ayrışmasının son görüngülerinden oldu.
Avrupa emperyalistleri bu koşullar altında askeri kapasiteleri ve iş birliklerini yoğunlaştırıp ortaklaştırmak, NATO’nun yanı sıra “stratejik özerklik” sağlayacak bir hazırlığa denk düşecek bir yapılanmayı geliştirmek için kollarını sıvadılar.
Bunun için en son “Security Action for Europe” kredi programı için 150 milyar Euro ayırdı. Ayrılan bütçenin hangi doğrultuda kullanılacağı sorusu da Avrupa emperyalistleri içerisinde çıkar ve hedef ayrışmalarını yeniden gün yüzüne serdi. Fransa, bu bütçeyi geleneksel olarak kendi nükleer ve askeri kapasitesini geliştirmenin bir kaldıracına dönüştürmek isterken Almanya ve Doğu Avrupa ülkeleri ABD-NATO ile iç içe, birbirini tamamlayacak şekilde kullanılmasını öngörüyor.
Her halükarda Avrupa emperyalistleri yeni dönemde askeri yapılanma ve militarizmin ana üslerinden biri ve ekonominin askerileşmesinin ana motoru olacaktır.
“Stratejik özerklik” her ne kadar uzun vadeli bir program olarak Avrupa emperyalistlerinin gündeminde olsa da bugün Avrupa pazarı ve siyasi ilişkiler sistemi (askeri savunması da dahil) bin bir iple ABD emperyalizmine ve NATO’ya bağlıdır.
Faşist Trump’ın Almanya’dan 5 bin ABD askerini çekme ve ırkçı faşist Narocki yönetimindeki Polonya’ya asker gönderme kararı, hava savunmasında önemli bir boşluğu dolduracağı varsayılan “Tomahawk” orta menzilli füzeleri Almanya’da konuşlandırmaktan vazgeçmesi Avrupa’yı kendi çıkarları doğrultusunda saflaştırmada şantaj ve zor dahil elinden geleni yapacağını gösteriyor.
“NATO 3.0” diye adlandırılan ve Ankara zirvesi ile nitelikleri olgunlaşacak yeni NATO, ağırlık merkezi ve bileşen ilişkileri ne olursa olsun yeni bir emperyalist paylaşım savaşının kışkırtıcı ve agresif öznesi olarak Avrupa’da da emperyalist savaş karşıtı tepki ve hareketin ana muhatabı olmaya devam edecek.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 29 Mayıs 2026 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











