İsviçre’nin St. Gallen kentinde yaşayan Welat Aydın, yaklaşık üç yıl önce yaptığı sığınma başvurusunun reddedilmesi ve dosyasının 16 aydır Federal Mahkeme’de sonuçlandırılmaması üzerine açlık grevine başladı.
İsviçre’nin St. Gallen kentinde yaşayan Welat Aydın, sığınma başvurusuna ilişkin hukuki sürecin uzun süredir sonuçlandırılmamasını protesto etmek amacıyla süresiz açlık grevi başlattı.
Edinilen bilgilere göre Aydın’ın yaklaşık üç yıl önce yaptığı sığınma başvurusu reddedildi. Bunun üzerine dosya 16 ay önce Federal Mahkeme’ye taşındı. Ancak geçen süreye rağmen başvuruya ilişkin henüz bir karar verilmedi.
Başvurusuna ilişkin belirsizliğin devam ettiğini ifade eden Aydın, bugün St. Gallen Mahkemesi önünde süresiz açlık grevine başladığını duyurdu.
Welat Aydın’ın durumuna dair açıklama yapan İsviçre Göçmen İşçiler Federasyonu (İGİF), açlık grevindeki Welat Aydın’a dayanışma ziyareti gerçekleştirdi. İGİF, yetkili kurumlara çağrıda bulunarak uzun süredir sonuçlandırılmayan hukuki sürecin gecikmeksizin tamamlanmasını ve başvuruya ilişkin belirsizliğin giderilmesini istedi.
Son yıllarda Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde sığınma ve iltica politikalarına ilişkin tartışmalar da yoğunlaştı. İnsan hakları savunucuları ve göçmen dernekleri, özellikle İsviçre, Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin tümünde sığınma başvurularının reddedilme oranlarının arttığını, başvuru süreçlerinin uzadığını ve geri gönderme uygulamalarının hak ihlali riskleri doğurabildiğini dile getiriyor. Örgütler, uluslararası koruma talebinde bulunan kişilerin gönderildikleri ülkelerde kötü muamele, işkence veya diğer ciddi hak ihlalleriyle karşılaşma riski bulunan durumlarda geri göndermeme ilkesinin titizlikle uygulanması çağrısında bulunuyor.
Bu tartışmalar, 22 Mayıs’ta İsviçre tarafından Türkiye’ye iade edilen ve ardından tutuklanan İGİF üyesi Mehmet Toprak’ın iadesiyle de gündeme gelmişti. İnsan hakları savunucuları, iltica başvurularının değerlendirilmesinde uluslararası koruma yükümlülüklerine uygun hareket edilmesi, başvuruların makul sürede sonuçlandırılması ve sığınmacıların temel haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor.











