Sayısız mücadele deneyiminden de bilindiği gibi, böyle bir anda kavgayı göze almamanın veya kavgadan uzak durmanın yol açacağı bedeller çok daha ağır olacaktır. 1 Mayıs’ta Taksim İnisiyatifi’ni gösterip geleceğe yeni bir yol açanlar, aynı birleşik kararlılığı NATO toplantısına karşı göstererek, Suruç Katliamı yıldönümünde faşizme karşı öfkeyi büyütmeye, yaymaya ve NATO’ya karşı pratikleri, görüşleri nedeniyle tutuklananların şahsında “zindanlar boşalsın tutsaklara özgürlük” şiarıyla yürütülecek güçlü bir kampanyaya hazırlanmalıdır.
Daha dün Gazze’de füze saldırılarıyla, savaş uçaklarının bombardımanlarıyla, faşist Siyonist namlulardan çıkan kurşunlarla 20 bin çocuğun katledilmesinden, 40 bin çocuğun yaralanmasından, tüm Filistin’de soykırımcı katliam ve yıkımdan birinci derecede sorumlu olan ABD emperyalizminin elebaşılığında Ankara’da yapılacak NATO toplantısına çok az bir zaman kaldı.
Aynı dönemde, önde gelen NATO üyelerinden emperyalist İngiltere ve Almanya’nın Filistin soykırımına karşı eylem yapmayı “suç” ilan ettiklerine, dayanışma eylemleri geliştiren Filistinli göçmen kitle örgütlerini ve göçmen olmayan yasal enternasyonalist örgütleri “terörist faaliyet yürütmekle” suçlayıp yasakladıklarına, tutuklamalara giriştiklerine tüm dünya şahittir. 18’inden 80’ine silahsız kadınları, erkekleri, LGBTİ+’ları taşıyan Filistin’e destek gemilerine saldıran, kaçırma, işkence, cinsel taciz ve tecavüz suçlarını işleyen faşist Siyonist İsrail’le ticaret yapmaya devam eden NATO üyesi devletin adının Türkiye Cumhuriyeti olduğu ve bu ilişkiyi politik İslamcı faşist şeflik rejiminin yürüttüğü de dünya halklarınca biliniyor.
NATO’nun suç listesi uzun, kanlı, nefret ve öfke uyandırıcıdır.
Örneğin, Kürt halkının dört parçaya bölünmüş ülkesinde ulusal özgürlük ve birlik hakkının faşist sömürgeci terörle bastırılmasının arkasındaki temel güç NATO’dur. Aynı NATO, faşist 12 Eylül darbesinin baş destekçisidir. O, kuruluşundan günümüze tüm dünyada işçilerin ve ezilenlerin özgürlük, adalet, toprak, ulusal hak eşitliği ve cinsler arası eşitlik taleplerine karşı savaşmış, faşist kontrgerilla örgütlenmesini yaymış, işgallere girişmiş, faşist askeri darbelere her türden desteği vermiş, değişik ülkeleri kapsayan yağma ve talan savaşlarını başlatmış, kitle katliamlarına destek olmuş, işkenceci eğitmiş lanetli bir emperyalist politik askeri örgüttür. Kuruluşundan günümüze geçen 77 yıl boyunca NATO ve başta ABD emperyalizmi olmak üzere tek tek üyeleri tarafından korkunç insanlık suçları işlenmiştir.
Kimi genel yönleriyle vurgulanan NATO gerçekleri ile Ankara toplantısının güncel ve dönemsel hedeflerinin Türkiye ve Kürdistan halklarına sabırla, zengin araçlarla, biçimlerle ve enerjik tarzda anlatılması, gösterilmesi çalışmalarını yürütmek ve kitleleri NATO toplantısının engellenmesi hedefi etrafında birleştirmek ve eyleme seferber etmek üzere kurulmuş birleşik antifaşist, antiemperyalist platform çalışmalarını sürdürüyor. Aynı biçimde faşist şeflik rejimi de NATO’ya Karşı Birlik’i ve Koordinasyon’u durdurup püskürtmek, mücadele yürüten ve mücadeleye ilgi ve eğilim duyan kitlelerde korku yaratmak, sokakları teslim almak hedefiyle başlattığı geniş çaplı gözaltı ve tutuklama saldırılarına devam ediyor. Yalana dayalı faşist psikolojik savaşın geniş yığınlar üzerinde etkili olması için tüm imkanlarını kullanıyor.
NATO’ya Karşı Birlik tüm bunlara cesaretle göğüs germeli; bu muharebede ezilen, sömürülen emekçi insanlığın Türkiye ve Kürdistan’daki sesi, boyun eğmezliği ve umudu olarak hareket etmeli; kitle gücü zayıflığından ötürü herhangi bir duraksamaya kapılmadan başta Ankara olmak üzere tüm kentlerde halkların düşmanı emperyalist NATO’ya, onun yeni kanlı planlar ve kararlar almak, 3. emperyalist dünya savaşı hazırlıkları yürütmek üzere düzenleyeceği toplantıya karşı meydanlarda, sokaklarda, mahallelerde Türkiye ve Kürdistan halklarının itirazını, öfkesini maddileştirmelidir. 2004’te İstanbul’da sergilenen irade bu kez yeni koşullarda yeni biçimiyle Ankara’da ayağa dikilmelidir.
Politik kitle ajitasyonunun yaygınlık ve yoğunluğundan eylem araç ve biçimlerine, fiili meşru mücadeleyle kazanılmış hakların ve moral üstünlüğün düzeyinden politik iddia seviyesine değin bir dizi konuda 2004’ün gerisinde olduğumuz fazla söz gerektirmiyor. Faşist şeflik rejiminin kuruluşuyla; onun Kürt ulusal demokratik hareketini ve devrimci hareketi yok etmek, fiziki olarak ezip dağıtmak hedefli faşist sömürgeci savaşıyla; demokratik hak ve özgürlüklerin yasal düzenlemeler ve fiili uygulamalarla kullanılamaz hale getirilmesiyle, halk kitlelerinin yoksulluk krizine itilmesiyle; kırlarda ve kentlerde ağır kadro kayıplarıyla, bunlara rağmen tünel savaşları görkemine erişen devrimci demokratik direnişle karakterize olan son on bir yıllık dönemin açtığı yaralar kadar, biriktirdiği direnç ve savaşım azmi de gerçeğin özsel ve yüzü geleceğe dönük parçasıdır.
Verili siyasi koşullar ve güç eşitsizliği koşullarında öyle bir duruşun zorlukları, yeni bedeller gerektireceği geniş kitlelerce de görülüyor. Fakat sayısız mücadele deneyiminden de bilindiği gibi, böyle bir anda kavgayı göze almamanın veya kavgadan uzak durmanın yol açacağı bedeller çok daha ağır olacaktır. Bu, kendini yalnızca devrimci ve antifaşist saflarda oluşacak ruh halinde ve düşünceler üzerinde yaratacağı olumsuz etkide değil, daha önemlisi demokratik hak ve özgürlükler, iktisadi ve sosyal talepler için dövüşme yönelim ve eğilimindeki kitleler içinde yaratacağı etkide de gösterecek, onların kalplerinde de umutsuzluğu doğuran duygular örgütleyecek, faşist psikolojik savaşın etkilerini yoğunlaştıracaktır. Ağır yaralarla çıkılacak olsa bile tüm dünyanın gözlerinin çevrili olduğu böyle bir sorunda, böyle bir anda kavgaya atılmak ve direniş faşist devlet terörüyle, saray saltanatı sürenlerin faşist keyfilik ve küstahlıklarıyla, inkarcı sömürgecilikle, erkek egemenliğiyle, faşist politik İslamcı dayatmalarla, kayyumculukla, kapitalist sömürüyle, işsizlikle, pahalılıkla, yoksullaştırma saldırılarıyla sorunu olan, bunlara karşı taleplere, özlemlere sahip geniş yığınların duygularında umudu ve mücadele azmini canlı tutacaktır.
1 Mayıs’ta Taksim İnisiyatifi’ni gösterip geleceğe yeni bir yol açanlar, aynı birleşik kararlılığı NATO toplantısına karşı göstererek, Suruç Katliamı yıldönümünde faşizme karşı öfkeyi büyütmeye, yaymaya ve NATO’ya karşı pratikleri, görüşleri nedeniyle tutuklananların şahsında “zindanlar boşalsın tutsaklara özgürlük” şiarıyla yürütülecek güçlü bir kampanyaya hazırlanmalıdır.











