Sınıflar mücadelesinde egemen sınıfların sadece politik muhalifleri ortadan kaldırmak için değil, aynı zamanda tüm toplumu sindirmek ve itaat eder duruma getirmek için başvurduğu kirli yöntemlerden biri olan gözaltında kaybetme saldırısı, birçok ülkede güncelliğini koruyor. Bunun son kitlesel örneğini emperyalistler tarafından Şam’da iktidara getirilen faşist Colani rejiminin ocak ayında Rojava’ya yönelik saldırısında gördük.
Şam rejiminin Rojava’yı tasfiye saldırısında binlerce insan ya katledildi ya da kaçırıldı. Hâlâ sayısı belirsiz kayıplar var ve ailelerinin eylemleri sürmektedir. 18 Ocak’ta Şam’a bağlı güçlerce kaçırılan gazeteci yoldaşlar Eva ve Ahmet de kaçırılanlardan sadece ikisiydi.
Eva ve Ahmet için kurulan inisiyatifin yürüttüğü mücadele şimdiye kadar iki önemli kazanım elde etti. Bu mücadelenin şimdiye kadarki kısmını irdelemek, bundan sonraki görevler bakımından önemlidir. Eva ve Ahmet’ten haber alınamadığı duyurulduğunda oluşan inisiyatif, gözaltında kayıplara karşı mücadele deneyimlerinden de yararlanarak, kampanyanın perspektifini, şiarını, kapsamını ve araçlarını belirleyip hızla mücadeleye başladı. Ailelerin ve hukukçuların mücadeleye dahil edilmesi, kampanyaya en geniş kesimleri katabilmek, ısrarlı ve istikrarlı bir mücadele yürütmek hattından yüründü.
Kampanyanın ilk hedefi Eva ve Ahmet’in nerede tutulduklarını ortaya çıkarmaktı. Mart ayında başlayan mücadele nisan ayında tanıklar üzerinden hayatta olduklarını ortaya çıkardı. Böylece gözaltında katletme ve kaybetme saldırısı önlenmiş oldu. Birinci önemli kazanım bu oldu.
Yasaları gereği kendi vatandaşına sahip çıkması gereken Alman devletinin, oluşturulan geniş kamuoyu baskısı sonucu 23 Nisan’da Eva’yı ziyaret etmesi, 30 Nisan’da Şam rejiminin ilk defa kamuoyu önünde her ikisinin de tutuklandıklarını açıklaması ve böylece kaçırıp tutukladıklarını kabul etmesi izledi. Eva’nın 152 gün sonra faşist cihatçı rejimin elinden koparılıp alınması ve özgürleştirilmesi, kampanyanın ikinci kazanımı oldu.
Kampanya, planlandığı gibi üç ayak üzerinden yürütüldü. Sokak mücadelesi, kamuoyu yaratmak ve diplomasi çalışması yürütmek. Bu adımların, birbirini besleyen ve büyüten bir tarzda ele alınması. En önemlisi güçlü bir sokak mücadelesi yürütülemezse kamuoyu yaratmak zayıf kalırdı. Kamuoyu zayıf kalırsa diplomasi çalışması da etkisiz kalırdı.
Kampanyanın günübirlik yönetilmesi, merkezi inisiyatifin avukat ve Eva’nın ailesi ile birlikte uyumlu, kapsayıcı ve ısrarlı bir pratik sergilemesi, tüm umutsuz ve pasif düşüncelere karşı ideolojik mücadele yürütmesi, Eva ve Ahmet’i bulacağına inanan kararlı bir irade ile çalışması kampanyanın başarısında belirleyici oldu.
İnisiyatif, kampanyayı oluşturduğu perspektifler doğrultusunda merkezi olarak yönlendirirken, yerelleri ihtiyaç duydukları materyal, araç ve perspektifle donatmak, ama yerellerin inisiyatifler olarak kendi özgünlüklerini katacak bir mücadele hattı belirlendi.
Kampanya boyunca Rojava’da, Suriye’de kaçırılan ve akıbetleri bilinmeyen binlerce insanın durumunu da işlemesi, faşist cihadist Şam rejimini ve onunla iş birliği içinde olan Türk devletini ve emperyalist Avrupa devletlerini de teşhir etti.
Kampanyanın Avrupa sınırlarını da aşarak binlerce insanın katkısını almasıyla Eva özgürleştirildi. Bu; önemli bir başarı, ancak görevin yarısıdır. Ahmet’i özgürleştirme mücadelesinde daha işin başında olunduğu görülüyor. Şam rejimi Ahmet’le hiçbir görüşme yaptırmadığı gibi, sağlığı ve güvenliğine dair de bir bilgi vermemektedir. Bu durum Ahmet’in yaşamının ciddi tehlike altında olduğunu göstermektedir ve kampanyanın bundan sonraki bölümü için önemsenmelidir.
İnisiyatifin kampanyanın bundan sonraki etabını “daha zorlu görev” olarak tanımlaması, Ahmet’i özgürleştirme mücadelesine daha güçlü bir katılım çağrısı olarak anlaşılmasıdır. Ahmet’i de HTŞ’nin elinden koparıp alma mücadelesinin ideolojik ve politik önemini gözeterek, sahip çıkmalı ve inisiyatifin perspektifleri doğrultusunda “Ahmet’e Özgürlük” şiarı başta Suriye elçilikleri olmak üzere, dört bir tarafı kuşatmalıdır.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 3 Temmuz 2026 tarihli Perspektif köşesi











