Avusturya’nın Graz kentinde faaliyet yürüten sosyalist gençlik örgütü Young Struggle, evsiz bırakılan göçmenlerin Metahofpark’ta gayriinsani koşullarda yaşamaya zorlanmasına karşı yazılı açıklama yaptı. Styria eyalet hükümetinin sosyal kesinti politikalarını eleştiren örgüt, göçmen düşmanlığının kapitalist sistemin çelişkilerini gizlemek ve işçi sınıfını bölmek amacıyla egemenler tarafından bilinçli bir strateji olarak devreye sokulduğunu vurguladı.
Avusturya’nın Graz kentindeki Metahofpark’ta göçmenlerin ve evsizlerin karşı karşıya kaldığı barınma krizi ve derinleşen hak gaspları, gençlik örgütlerinin tepkisini çekiyor. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayan Young Struggle Graz, parkta derme çatma muşambalar altında yaşam mücadelesi veren insanların durumunun tesadüfi olmadığını, egemen siyasetin bu ağır koşulları bilinçli bir biçimde tercih ettiğini belirtti.
Styria eyalet hükümetinin Mart 2025 tarihinde Ukraynalı sığınmacılar için faaliyet yürüten ilk kabul merkezlerini kapattığı hatırlatılan açıklamada, bu kararın toplumun en savunmasız kesimlerini hedef alan topyekun bir sosyal yıkım programının yansıması olduğu ifade edildi. Söz konusu pratiklerin Avrupa genelinde yükseltilen göçmen karşıtı dalgadan bağımsız olmadığına işaret edilerek, göçmenlerin sistemli bir şekilde “düşman” haline getirilmesinin temel amacının kapitalist sistemin yapısal krizlerini ve asıl çelişkilerini gizlemek olduğu kaydedildi.
“İŞÇİ SINIFININ BÖLEREK SERMAYEYİ GÜVENCELEMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Sürecin ekonomik ve ideolojik arka planına dikkat çeken Young Struggle Graz, bu durumun doğrudan egemen sınıfların maddi çıkarlarına hizmet ettiğini vurguladı. İşçi sınıfının ulusal, bölgesel ve etnik hatlar üzerinden parçalanmasının mevcut sömürü düzenini yeniden üretmek için kullanıldığı belirtilen açıklamada; egemen yapıların kitleler arasında dayanışmayı büyütmek yerine rekabeti körüklediği, bu yolla hem sömürüyü güvenceye almayı hem de gelişebilecek toplumsal direnç odaklarını parçalamayı hedeflediği aktarıldı.
Gençlik örgütü, ilerici ve devrimci güçlerin önündeki temel görevin bu pratikleri yalnızca yüzeysel bir yaklaşımla eleştirmekle sınırlı kalmaması, sorunların kökenini doğrudan kapitalist üretim ilişkilerinde görerek buralara karşı cepheden bir mücadele hattı örmesi gerektiğini ifade etti. Açıklama, göçmen kimliğine yönelik geliştirilen ideolojik saldırıların püskürtülmesi ve egemenlerin bölme hamlelerine karşı ortak, sınıf temelli bir perspektifin kararlılıkla savunulması çağrısıyla son buldu.











