Geçtiğimiz 4 Temmuz’da, kadın ve çocuk hakları kolektiflerinin çağrısıyla Paris sokaklarında ve ülkenin dört bir yanında kitlesel bir gösteri düzenlendi. Çoğunluğu kadınlardan oluşan yaklaşık yüz bin kişi Paris sokaklarını doldurdu. ZORA ve SKB’den kadınlar da Paris ve Bordeaux kentlerinde tüm cinsel saldırılara ve katledilmelere karşı tepkilerini ve taleplerini dile getirmek üzere gösteride yer aldılar.
29 Haziran’da, Fransa’nın güneyinde 11 yaşındaki Lyhanna kayboldu. Çok kısa bir süre içinde fail tespit edildi. Bu kişi, daha önce son derece ağır çocuk istismarı suçlarından defalarca ihbar edilmiş 41 yaşındaki bir erkekti. Bu ihbarlara rağmen, Fransız adalet sistemi ve devleti hiçbir önlem almadı; bu kişi hiçbir zaman sorgulanmadı, mahkemeye çağrılmadı ya da gözetim altına alınmadı. Bu tepkisizlik ve bir çeşit aklanma hali, cinayetin vahşeti, yüz binlerce insanı sokaklara dökülmeye itti.
Düzenlenen Pazartesi eylemleri (les rassemblements du lundi), yalnızca bir yas gösterisi değil; çocuklara yönelik cinsel şiddet, devlet kurumlarının ihmali ve yargı sisteminin işleyişine karşı ülke çapında gelişen toplumsal bir hareket olarak değerlendirilmelidir. Fransa’nın her yerinde (en küçük kasabalara kadar) kitlesel eylemlerin ardından, çok çeşitli kesimlerden ve birçok örgütten oluşan hareket, Lyhanna cinayetini, Fransa’da münferit bir adli vaka olmaktan çıkararak çocuk koruma politikalarının sorgulandığı toplumsal bir dönüm noktasına dönüştürdü.
Pazartesi eylemlerinin talepleri dört başlıkta özetlenebilir; Çocukların korunmasına yönelik önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi ve polis, savcılık ile sosyal hizmet kurumları arasında daha etkin bir koordinasyon kurulması, çocuklara yönelik cinsel suçlarda soruşturma süreçlerinin hızlandırılması, uzmanlaşmış savcılık birimlerinin yaygınlaştırılması ve mağdurların psikolojik destek hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması, yalnızca cezaların ağırlaştırılmasını değil, eğitim, önleme, mağdur desteği ve kurumsal koordinasyonu kapsayan bütüncül bir çocuk koruma yasasının hazırlanması istenildi. Son olarak ise hükümetin ve adalet sisteminin yaşanan ihmaller konusunda siyasi sorumluluk üstlenmesi gerektiği vurgulandı.
SKB ve ZORA bu eylemlere katıldı. ZORA kitleye açık düzenlenen üç toplantıda çeşitli tartışmalar örgütledi. Bu dinamizm, ilerici sloganlar ve planlamalar etrafında çok sayıda insanı bir araya getirmeyi sağladı. Cinsel ve erkek egemen şiddet karşısında devletin suçluluğunu teşhir etti ve kadın devrimi için mücadele etmenin önemini vurguladı. Bakanlık önündeki mitingler sırasında sembolik eylemler gerçekleştirildi. Bu eylemler serisi 4 Temmuz’da çok daha büyük bir ivme kazandı.
Yaz mevsiminin gelmesiyle hareketin hızı biraz yavaşlamış olsa da, birçok örgüt 7 Eylül için kadın grevi çağrısı yapmak ve kitlesel bir seferberlik başlatmak üzere örgütlenmeye başladı. Bu hareketin geleceği bugün bakımından belirsizliğini koruyor. Fakat kesin olan bir şey var: Fransa’da hükümete ve kapitalist-erkek egemen devletin suç ortaklığına karşı öfke giderek artıyor ve hiçbir şey eskisi gibi kalmayacak.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 17 Temmuz 2026 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











