NATO Zirvesi protestolarının Avrupa ülke ve kentlerinde de birleşik bir eylem gücü ortaya çıkardığı, Prosfygika direnişi ile dayanışma mücadelesinde önemli bir başarı elde edildiği, Eva ve Ahmet’e özgürlük kampanyasının Eva’nın özgürleştirildiği bir aşamaya geldiği bir siyasal atmosferde 20 Temmuz Suruç katliamının 11. yıl politik çalışmalarına başlandı.
“Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz” şiarıyla, DAİŞ tarafından yakılıp yıkılmış bir kenti, Kobanê’yi yeniden inşa etmek için yola çıkan 33 genç devrimcinin hayali, moloz yığınlarına dönüşmüş bir kenti yeniden yeşertmek, halkların toplumsal yaşamı yeniden inşasına destek olmak, katkı sağlamaktı. Sosyalist gençliğin çağrısıyla geniş bir yelpazeyi; yurtsever, antifaşist, devrimci ve sosyalist kesimleri, inşa gönüllüsü emekçileri aynı amaç ve düş etrafında buluşturan bir hakikat yolculuğuydu.
Suruç’ta buluşan 300’ü aşkın devrimci sosyalist genç Amara Kültür Merkezi’nde basın açıklaması yaptıkları esnada faşist devlet destekli DAİŞ çetelerinin katliamcı saldırısına uğradı. Bu katliamda 33 düş yolcusu ölümsüzleşirken, onlarcası da yaralandı. 33’ler katledildiler, çünkü Kobanê’yi düşürme hayalleri suya düşen faşist şeflik, DAİŞ’in tetikçiliğinde Kobanê’yi sahiplenenlerden, Rojava Devrimi’ni kendi devrimi gören devrimcilerden, sosyalistlerden intikam almak istedi.
Faşist AKP iktidarının yükselen halk, kadın ve gençlik hareketleri karşısında çoktandır hazırlığını yaptığı “çöktürme planı” Suruç katliamıyla devreye sokuldu. 11 yıl önce faşist şeflik rejiminin inşası böyle bir kanlı gençlik katliamı üzerinden yükseldi. Suruç katliamı ile bir devrim düşü, halkların ortak mücadelesi, birleşik devrim perspektifi hedeflendi. Suruç katliamının ardından Ankara, İstanbul-Sultanahmet, İstanbul-Atatürk Havalimanı, Cizre, Sur, Silopi, Gever, Elazığ ve daha birçok yerde katliamlar yapıldı, kentler yerle bir edildi, insanlar bodrumlarda yakıldı. Sokakta en küçük hak talebine, özgürlük ve adalet mücadelesine zalimane saldırılar düzenlendi.
Ölümsüzlüğe uğurlanan 33 Düş Yolcusunun ardından “Suruç İçin Adalet Herkes İçin Adalet” şiarıyla başlayan mücadelede, bu topraklarda katliama, zulme, haksızlığa uğramış ve adalet isteyen herkesin, her hareketin buluşturulması ve birleştirilmesi hedeflendi. Açığa çıkacak politik enerjinin toplumsal mücadelenin kaldıracı haline getirilmesi önemli bir kazanım olacaktı. Tıpkı Cumartesi Anneleri ve Galatasaray oturma eylemlerinin gözaltında kayıplar mücadelesinde ortaya çıkardığı tarihsel birleştirici mücadele mirasında olduğu gibi yeni bir mevzi harekete geçirici oldu. Bugün baktığımızda, Suruç için adalet mücadelesinin önemli bir gelenek yarattığını görüyoruz. Suruç Aileleri İnisiyatifi bu mücadele geleneğinin önemli bir kazanımıdır.
Suruç için adalet mücadelesi ve ölümsüzlerimizi sahiplenmek, ideallerini yaşatmak, Avrupa’da yaşayan Türkiyeli Kürdistanlı emekçilerin gündemine taşımak, kıta çapında önemli bir gündem olmayı sürdürüyor. Gerek Suruç mahkemelerine heyet göndermek biçiminde, gerekse de enternasyonalistlerin gündemine taşıyarak ve bir dayanışma köprüsü kurmak amacıyla, genç devrimcilere onları anlatarak, yıldönümü etkinliklerini en az bir haftaya yayarak sokak eylemleri ile adlarını sloganlaştırdık.
Sosyalist gençlerin 33 düş yolcusunun adlarını Avrupa kentlerine vererek eylemler gerçekleştireceği bu yılda; yıldönümü yürüyüş ve mitinglerinin yanı sıra panel ve söyleşiler, sokak sergileri, film gösterimleri ve bir dizi kültürel-siyasal çalışmanın bir arada ele alındığı hafta etkinlikleri başladı bile.
Dolayısıyla, bulunduğumuz her alanda ölümsüzlerimizi her günkü mücadelemizin en güçlü kaynaklarından biri olarak anmayı, adlarını daha güçlü haykırmayı boynumuzun borcu olarak bilmeliyiz. 19-20 Temmuz tarihinde gerçekleştirilecek eylemlere en kitlesel biçimde yerli ve göçmen tüm ilerici, devrimci, enternasyonalist örgüt ve bireylerin katılımını şimdiden örgütlemek için adımlarımızı sıklaştırma zamanı.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 17 Temmuz 2026 tarihli Perspektif köşesi











