Tempolu bir siyasal faaliyet dönemini geride bıraktık. Emek seferberliği, HTŞ çetelerinin Rojava’ya saldırısına karşı direniş, faşist şeflik rejiminin sosyalistlere yönelik gözaltı ve tutuklama saldırısına karşı eylemler, Eva ve Ahmet’in bulunması ve özgürleştirilmesi için yürütülen çalışmalar, yoğunlaştırılmış siyasal çalışmalar veya kampanyalar biçiminde sürdü. Bu aynı süreçte kimi ölümsüzlerin anmaları, İvana festivali, 8 Mart, Newroz, 1 Mayıs, kuyu tipi hapishanelere karşı tutsakları sahiplenme, komünist kadın tutsak Seda Baykan’la dayanışma, imza günleri, tiyatro-geceler, Atina Prosfygika direnişçileriyle dayanışma, G7 ve NATO zirvesi karşıtı eylemler gibi çalışmalar-etkinlikler de oldu. İç içe ya da ardışık biçimde birçok siyasal kampanya ya da görevin başarıyla yerine getirilmesi bir dönemin kazanılması demektir.
Öncelikler söz konusu olduğunda makas değişikliğine gidildiği gibi, her biri üzerinde özel bir yoğunlaşma da sağlanmıştır. Çoklu görevler bağlamında yapılan müdahalelerin ayrı ayrı ve hep birlikte birbirlerini sınırlayıcı yönde karşılıklı etkileri olsa da bunlar yönetilmiştir. Cepheler ve alanlar arasındaki ilişkiler bakımından da uyumlu, koordineli, birbirini anlayan ve tamamlayan yerde durulmuştur. Güçlerimiz sürekli hareket ve eylem halinde olmuştur. Birçok alanda da güçlerimiz daha görünür olmuştur. Sokakta görünen, eyleminin gücüyle sürükleyici bir yerde duran bir güç olarak, duruşuyla tasfiyeciliğe karşı pozisyon da alarak farklılığını göstermiştir. Daralma ve içe dönmeye karşı iradi müdahale gücü gelişmiştir.
Ne var ki, dönem içerisinde siyasal çalışmalarımızda yakaladığımız hız ve tempo, örgütsel tabloyla; kadro, örgüt ve yönetim gücü fazlasıyla orantısız bir durum sergilemektedir. Siyasal başarılar örgütsel durumla at başı ilerleyememiştir. Siyasal yön bakımından daha ileri bir doğrultunun yakalanması, eşitsiz de olsa daha ileri eylemsellik düzeyinin yakalanması ve buradan geriye düşülmemesi örgütsel tablo üzerinde çalışmayı daha fazla geriye çekmiş, örgütsel ihtiyaçlara daha yakın durmayı engelleyici bir rol oynamıştır. Siyasal mücadele ve önderlik görevleri alanında sağlanan gelişme, örgütsel durum ve ihtiyaçlarla uyumlu değildir.
Yakalanan başarı yeni süreçte örgütselliğin yükseltilmesi yönünde atılacak adımlarla güçlendirilmelidir. Örgütsel işleyişte süreklilik; komite, hücre ve çalışma gruplarının nitelik ve işleyiş düzeyini yükseltme; cephe ve örgütlerin kendi rol ve işleyişine uygun bir işleyiş ve inisiyatif kazandırma ihtiyacı daha da büyümüştür.
Siyasal olduğu kadar örgütsel sorunlarla, görevlerle, ihtiyaçlarla yüzleşmede ve bu temelde mevzilenmede çaba ve ısrarımızı arttırarak, sözden eyleme geçiş düzeyimizi yükseltmeliyiz. Bu zeminde örgütsel kendiliğindencilikle, irade zayıflığıyla mücadele çıtasını yükseltmeliyiz.
Örgütsel daralmayı tersine çevirmenin yolunun, siyasal çalışmaları arttırmaktan geçtiğini kendi deneylerimizen de biliyoruz. Kadro ve örgüt sorunları ancak siyasal mücadele zemininde çözülebilir. Düz bir çizgide ilerleyerek sonuç alamayacağımız açık. Siyasal olduğu kadar örgütsel olarak da ilerleyişimizi zayıflatan yetersizliklerimizin yaratacağı devrimci gerilimi enerjiye dönüştürmek; kolektivizmle, iradeyle çözüm yolu arayışına odaklanarak yeni başarılara yürümeliyiz.
Siyasal çalışmalarımızda daha fazla hız ve tempo, daha fazla örgütsellik için saflarımızı da etkileyen umutsuzluk tonu ağır basan toplumsal psikolojiyle müdahale bugün özel bir değerdedir. Var olan örgüt ve kurumların işlevselleşmesinde derinleşmek, çevre-çeperi örgütlemek, gençlik dinamizmiyle yenilenmek için planlı, programlı, hedefli hareket etme düzeyini yükseltmeliyiz. Sözle eylem, iddiayla emek, kendini ortaya koyuş, önderlik etmek, ideolojik mücadeleyle değişimde ve kadrolaşmada yeni bir düzey arasındaki pratik bağı kurmalıyız. Sınırlarını aşma yönelim ve emekçiliğinde yetersizlikler aşılmadan, değişik zorlama ve gerilimler yaşanmadan bu olmaz, olamaz.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 31 Temmuz 2026 tarihli Perspektif köşesi











