Atılım Avrupa
AVEG-KON 11. Yaz Kampında politik süreçle ilgili söyleşi düzenlendi.
AVEG-KON 11. Yaz Kampında düzenlenen panelde, Avrupa’daki, Ortadoğu’daki gelişmelerle ilgili kapsamlı sunum yapıldı.
Sunumda, revizyonist Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra dünyanın tek süper gücü ABD’nin olduğu, süreçten sonra çok kutuplu dünyaya geçildiğini vurgulanarak, emperyalist rekabetin son derece yoğunlaşması sonucu silahlanmanın ve bölgesel çatışmaların arttığı belirtildi. Konuşmacı, sadece Almanya’nın 2025 yılında 100 Milyar Euro ek bütçeyle silahlandığını söyledi.
Emperyalist rekabetin ve savaşların karşısında durabilecek bölgesel direniş merkezleri ve ulusal hareketlerin ağır darbeler aldığını ve gerilediklerini söyledi. Emperyalistler, dünyadaki devrim ve direniş odaklarına söndürme çabasının. “3. Dünya savaşına doğru giden yolda emperyalist rekabetle birlikte direniş merkezlerin geriletilmesi iç içe geçiyor” denildi.
Avrupa’daki siyasal gelişmeleri değerlendiren konuşmacı, Avrupa’da faşist hareketler gelişen sınıf mücadelesinin parçalılığını belirtti. Artan emperyalist ve kapitalist çelişkiler sonucu yoğunlaşan kapitalist iktisat krizi ve kronik işsizlik sonucu dünya işçi sınıfı ve burjuvazi arasında çatışmalar, devrimin nesnel koşullarını ve toplumsal patlatma olanakları arttırdığını dikkat çekti.
Ortadoğu’da özel olarak Gazze’de büyük katliamlara rağmen Hamas ve diğer direniş örgütlerinin mücadelede ısrar etmesininin olumlu olduğu, ABD emperyalizmine karşı direniş çemberini yıkmak için İran’a karşı başlatılan saldırının göstermelik barış görüşmelerine rağmen devam ettiği kaydedildi. Şeriatçı faşist İran devletinin savaş sürdükçe işbirlikçi ülkeleri cezalandırdığını, petrol ve doğal gaz akışını engelleyerek basınç oluşturduğunu belirtti. İsrail siyonizminin geri çekilmiş gibi görünmesine rağmen savaşın, İsrail savaşı olduğunu vurguladı. Dünyayı etkileyen savaşın İran’ın coğrafik konumu ve İran halkın seferberliği güç dengesini değiştirdiğini söyledi. Savaş, İran devletine karşı iç mücadeleyi ve sınıf savaşının önüne geçtiğini hatırlattı.
Rojava’daki gelişmeleri değerlendiren konuşmacı, HTŞ çetelerinin Halep’in Kürt mahallelerine saldırdıktan sonra ABD’nin desteğiyle adım adım ilerlediğini belirtti. Şu an temel haklardan yoksun kalan Kürt halkının Rojava’da statü hakkını dahi kaybettiğini vurguladı. Saldırılara karşı erken geri adım atılmasını ve yeterince direnişe geçilmemesini eleştiren konuşmacı, barış ve uzlaşma sürecine karşı eleştirililerini de dile getirdi. MHP başkanı Devlet Bahçeli’nin “Ya teslim olursunuz ya da silahlarınızla gömülürsünüz” açıklamasının “Devlet zihniyetinde herhangi bir değişimin olmamasının kanıtıdır” diyen konuşmacı çerçeve yasanın ulusal direnişin tasfiyesi anlamına geldiğini belirtti.
Saray iktidarının Kılıçdaroğlu’nu kayyum atayarak CHP’yi tasfiye ettiğini, 3 Şubat’ta sosyalistlere karşı operasyonla tasfiye sürecine karşı çıkan odağı da tasfiyeyi dayattığını belitti.
Tasfiye süreçleri tanımlamak için dünyanın değişik direniş odaklarına karşı tasfiye saldırılarını anlatan konuşmacı, Kolombiya’da barış sürecinden sonra eski komutanların ve halk kahramanlarının katledilmesini örnek verdi. HTŞ’nin Rojava’daki kazanımları ABD desteğiyle tehdit etmesi, Rojhilat’da Kürtlerin daha tedbirli olmasını sağladığını belirtti.
Konuşmada, “Emperyalistler günümüzde Lübnan’da Hizbullah’ı Lübnan ordusuna dahil ederek tasfiye etmek istiyor. Irak’da Haşdi-Şabi milislerini Irak ordusuna dahil etmek istiyor, Güney Kürdistan’da Peşmergeleri Irak ordusuna dahil etmek istiyor. Merkezi ordular dışında ordular tasfiye edilmek isteniyor. Devrimci kuvvetler dışında anti batıcı cepheyi yol etmek istiyorlar.” diye belirtildi.
Konuşmacı, Kürt ulusal hareketi tüm kazanımları gerillaya ve gerilla etrafında gelişen serhildanlara borçlu olduğunu, DEM Parti’nin uzun süre bireşen hukukunu hiçe saydığını, ortak hukuk ve ittifak anlayışı işletmediğini, bunun eleştirildiğini söyledi.
Soru cevap bölümünde konuşmacı, gelecek süreçte Abdullah Öcalan’ın çalışma koşullarının iyileştirilmesi dışında somut bir kazanımın olmayacağını, NATO toplantısında emperyalist batılı güçlerin Erdoğan’a desteğini arttırdığını ve Abraham anlaşmasını dayattıklarını belirtti.
Gelecek süreçte yeni ittifaklarla siyasete müdahale edileceğini, örneğin NATO karşıtı ittifakın ve kuyu tiplerine karşı ittifakın etkili olduğunu düşündüğünü söyledi. Dünyanın emperyalist rekabet sonucu üçüncü dünya savaşına doğru giderken toplumsal patlamaların da bunlara cevap olarak mümkün olduğunu vurguladı. Günümüzde büyük antiemperyalist antikapitalist güçlerin olmayısı gelcekte böyle devam edeceğinin anlamını taşımadığını belirtti. Tüm devrimci sosyalist güçlere sirayet eden tasfiyecilik saldırısına karşı büyük cesaret ve inatla direnerek cevap verileceğini söyledi.











