Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AVEG-KON) tarafından düzenlenen 11. Yaz Kampı kapsamında, emperyalist paylaşım savaşları ve Avrupa’nın rekor düzeydeki silahlanma politikalarını ele alan bir panel gerçekleştirildi. Sunumda, savaşın sınıfsal doğasından küresel ekonomik eksen kaymalarına ve savunma sanayisinin devasa kârlarına kadar bir çok konu tartışıldı.
AVEG-KON’un geleneksel olarak düzenlediği yaz kampında, bu yıl tırmanan küresel savaş tehdidi ve militarizm tartışmalarının odağında bir panele ev sahipliği yaptı. Kamp programı çerçevesinde sunumu gerçekleştirilen panelde, kapitalist-emperyalist sistemin savaş politikaları, NATO’nun genişleme stratejileri ve Avrupa’daki kemer sıkma ile silahlanma kararları incelendi.
Panel sınıflı toplumların ortaya çıkışıyla birlikte savaşların bir sömürü ve kaynaklara el koyma aracına dönüştüğü, Clausewitz ve Lenin’in savaş ile politika üzerine geliştirdiği temel teorik çerçeve hatırlatılarak başladı.
Sunumda, küresel sermaye birikimi ve güç dengelerindeki radikal değişim nesnel verilerle ortaya konuldu. ABD’nin küresel GSYH içindeki payının gerilerken Çin’in payının yükseldiği ve Avrupa’nın ciddi bir ekonomik kan kaybı yaşadığı aktarıldı. Washington’ın Asya-Pasifik bölgesini ana mücadele alanı görerek NATO üzerindeki yük paylaşımını artırmak istediği ve Lahey Taahhüdü ile üye ülkelere yüksek savunma harcamalarını dayattığı belirtildi.
Almanya’nın askeri harcamalarını 124,7 milyar Euro’ya çıkararak bölgenin en büyük silahlanan ülkesi haline geldiğine değinilen sunumda, Alman savunma devi Rheinmetall’in mühimmat üretim kapasitesini katlayarak 2025 yılında 9,9 milyar Euro ciro ve 1,8 milyar avro kâr açıkladığı örneği verildi. Sosyal hakların kısıtlanarak silahlanmaya bütçe ayrılması eleştirilirken, İspanya’nın sosyal harcamaları gerekçe göstererek bu hedefi reddetmesi istisnai bir tutum olarak değerlendirildi.
Mücadele vurgusuyla tamamlanan panel sunumunda, kapitalizmin yarattığı dikte barışlarının yeni savaşların tohumlarını taşıdığı ifade edilerek, halkların gerçek ve kalıcı barış için anti-emperyalist ve anti-kapitalist mücadeleyi büyütmesi gerektiği altı çizildi.
Sunumların ardından gerçekleşen soru cevap bölümünden sonra panel sona erdi.











