İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen “Direnme Hakkı” Konferansı’nın sonuç bildirgesinde, emperyalist devletlerin “terörle mücadele” adı altında yürüttüğü politikaların küresel bir baskı mekanizmasına dönüştüğü vurgulandı. Bildirgede Filistin halkının direniş hakkına destek yinelenirken, yasaklama rejimlerine, yaptırımlara ve siyasal faaliyetelerin suç haline getirilmesine karşı uluslararası mücadeleyi büyütme çağrısı yapıldı.
İnsan hakları örgütleri, hukukçular, siyasal örgütler, araştırmacılar, gazeteciler ve uluslararası dayanışma ağlarının katılımıyla 13-14 Haziran tarihlerinde Madrid’de gerçekleştirilen “Direnme Hakkı” Konferansı, yayımladığı sonuç bildirgesiyle emperyalist devletlerin “terörle mücadele” adı altında yürüttükleri siyasal faaliyetleri suç ilan eden politikalarına karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.
Bildirgede, 11 Eylül sonrasında inşa edilen “Teröre Karşı Savaş” doktrininin yalnızca güvenlik adı altında suçlu ilan etme ve muhalefeti bastırmanın, halkların direnişini suçmuş gibi göstermenin ve sömürgeci tahakkümü sürdürmenin temel araçlarından biri haline geldiği belirtildi.
FİLİSTİN DİRENİŞİ MERKEZE ALINDI
Konferansta, bu politikaların en ağır sonuçlarının Filistin’de yaşandığı vurgulandı. Bildirgede, emperyalist ABD ve Avrupa Birliği’nin yaptırımları ile “terör listeleri” politikalarının, Siyonist İsrail’in Gazze’de yürüttüğü saldırılar ve toplu cezalandırma ve infaz uygulamalarına uluslararası meşruiyet zemini oluşturduğu ifade edildi.
Filistinli siyasal yapıların eylemlerinin suç ilan edilmesi, dayanışma faaliyetlerinin hedef alınması ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkının engellenmesinin emperyalist merkezlerin saldırılarında temel araçlar arasında yer aldığı kaydedildi.
‘TERÖR LİSTELERİ SİYASİ BASKI ARACIDIR’
Sonuç bildirgesinde, “terör örgütü” listeleri oluşturarak ve bunlara bağlı yaptırım mekanizmalarının hukuki değil siyasal araçlar olduğu belirtilerek, bu uygulamaların emperyalist müdahaleleri kolaylaştırdığı, sömürgeci politikaları güçlendirdiği ve uluslararası dayanışmayı hedef aldığı ifade edildi.
Katılımcılar, gözetim politikaları, mali yaptırımlar, sansür uygulamaları ve siyasi tutsaklık saldırılarının aynı baskı sisteminin parçaları olduğuna dikkat çekti.
ULUSLARARASI DAYANIŞMA ÇAĞRISI
Konferans, Filistin halkının yaşam, kendi kaderini tayin ve işgale karşı direnme hakkına koşulsuz destek verdiğini ilan etti.
Bildirgede ayrıca yasaklama rejimlerine karşı mücadele, Filistin’le dayanışmanın suç ilan edilerek terörize edilmesine karşı ortak tutum geliştirilmesi, gözetim ve yaptırım politikalarının teşhir edilmesi, siyasal örgütlenme özgürlüğünün savunulması ve uluslararası dayanışma ağlarının güçlendirilmesi temel mücadele başlıkları olarak sıralandı.
‘MÜCADELE ORTAKLAŞACAK’
Madrid Konferansı katılımcıları, yayımlanan bildirgenin bir sonuç değil yeni bir uluslararası mücadele sürecinin başlangıcı olduğunu belirtti ve Avrupa ve uluslararası ölçekte ortak mücadele mekanizmalarının inşa edilmesi çağrısıyla sona erdi.











