14 Eylül 2026 Pazartesi - 08:31
DÖKÜMANLAR
Video Haberler
Haber Gönder
AVEG-KON
  • Languages
    • Deutsch
    • English
    • Français
Banner 2023 - copy
Banner 2023
  •  
  • GÜNCEL
  • EMEK
  • LGBTI+
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • EKOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • DÜNYA
  • AÇIKLAMALAR
  • SEÇTİKLERİMİZ
  • TÜM HABERLER
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  •  
  • GÜNCEL
  • EMEK
  • LGBTI+
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • EKOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • DÜNYA
  • AÇIKLAMALAR
  • SEÇTİKLERİMİZ
  • TÜM HABERLER
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
AVEG-KON
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
Haber Gönder

Atılım Gazetesi başyazısı: Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Yasası aklanamaz

14 Ağustos 2026 Cuma- 10:01
Atılım Gazetesi başyazısı: Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Yasası aklanamaz
PaylaşTwitWhatsapp

Yenişemeyen tarafların değil kazanan tarafın dikte ettiği türden bir yasa bu. “Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi” adı verilen bu kanunun silahsızlanmayı, silahlı yapının dağıtılmasını güvencelediği kesindir, fakat neye kapı araladığı meçhuldür. Faşist inkarcı sömürgecilik “Kürt” sözcüğünü ağzına almadan, kendi istediği koşullarda bir anlaşma dayatmış ve kabul ettirmiş bulunuyor.

15 Ağustos 1984 Atılımına yaşam veren gerilla örgütlenmesi ve savaşımı, bölge ve Kürdistan üzerindeki önemli etkileri bir yana, yol açtığı büyük ulusal demokratik birikimin, çeşitli tipte fiili kazanımların ve kimi yasal mevzilerin ardından “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” adı verilen yasayla varlığını sonlandırma kararını her düzeyde uygulamanın eşiğine gelmiş bulunuyor. Değişik partilere mensup 468 parlamenterin “evet” oyuyla kabul edilen kanunun uygulamaya girmesi gerillanın faşist sömürgeciliğin yasayla belirlediği silah bırakma şartlarını yerine getirmesine; MGK’nın, “silah bırakma pratiği yasada belirlendiği biçimde gerçekleşmiştir” raporu vermesine ve Tayyip Erdoğan’ın, kanun Resmi Gazetede yayınlansın talimatına bağlı.

Atılım, geçen haftaki 278. sayısında burjuva Meclis’te tartışmaya açılan yasa teklifinin içeriğini ele almıştı. Taslak, komisyonda ve genel kurulda herhangi bir değişiklik yapılmaksızın kabul edildiği için, kimi zorunlu hatırlatmalar dışında yazıda ifade edilen değerlendirmeleri tekrardan kaçınacak; yasanın kabulü sonrasında yürütülen, politik mücadele bakımından da, ideolojik açıdan da sorunlu veya ‘silahsızlandırıcı’ kimi görüşlere ve propagandalara dikkat çekeceğiz.

Bunlardan ilki emekçi sol cenahtan reformist solun, silah tekelinin devlete devredilmesinden, ezilenlerin zor araçlarıyla politika yapmaktan vazgeçişinden duyduğu memnuniyet temelinde anlaşmaya verdiği destekte ve yeni koşullarda devletin siyasi mücadeleye yaklaşımının farklılaşacağı veya “demokratikleşme” beklentisi yaratma tavrında somutlanıyor. Onlara göre, ezilenlerin şiddeti devlet terörünün gerekçesiydi; o gerekçe egemenlerin elinden alınıyor. Yasal, barışçı ve parlamenterist çalışmaya gün doğmaktadır.

İkincisi ise, yasaya değilse de, anlaşma yapılabilmiş olmasına övgülerde; herkesin gözü önündeki inkarcı sömürgeci yasanın kabul edilişinin büyük bir başarı olarak sunulmasında, demokratikleşme için bir buzkıran olduğu ya da buzkırana dönüştürüleceği görüşünde cisimleniyor. Bunun ulusal demokratik hareketin kadrolarından, kendilerini ulusal demokratik basındaki yazarlıklarıyla var etmeye ahdetmiş, kimisi bugün ak dediğine koşullar aynıyken yarın kara demeye hazır kerameti kendinden menkul kimi “birey”lere değin destekçisi var.

Anlaşmaya ve bu zeminde geliştirilecek sürece destek isteniyor. Destek vermek yerine, devrimci bir görüş açısından yasanın içeriğini ve faşist devletin planlarını tartışmanın; onun faşist sömürgeci hedeflerine karşı uyarıcı olmanın; faşist şeflik rejiminin burjuva rakiplerini ezmeye kadar varan terörüne pratik kayıtsızlığı eleştirmenin; Bahçeli gibilerinin faşist demagojilerini ciddiye almaya devam etmeye itirazın ne büyük bir politik ve ideolojik dar görüşlülük ve yanlış olduğu üzerine sözler ediliyor.

Örneğin, ABD başta olmak üzere, emperyalist sistemin tüm dünyada devrim ocaklarını söndürme, Ortadoğu’da anti-ABD’ci, anti-siyonist olanlar da dahil, “devlet dışı silahlı grupları yok etme” politikası ya da örneğin Rojava ve Suriye’de olup bitenler en azından nesnel olarak, analizde, yön belirlemede, örgütte, taktikte, ideolojide bir yer tutmasın isteniyor.

Örneğin, faşist inkarcı sömürgeci devletin en büyük ihraç metası dün ordusuyken, buna bugün silah sanayisiyle bağlı metaların da eklendiği; bölgesel yayılmacılık ve tekelci sermaye için nüfuz alanları yaratma politikasının devletin temel dış politika çizgisine dönüştüğü ve bütün bunların rekabet gücü sınırlı kapitalist devlet koşullarında, iç siyasi yaşamda faşist terörü, faşist baskıları, yasakları koşullayacağı gibi sorunların bir kenara bırakılması bekleniyor.

Fakat en mühimi yasanın niteliği önemsenmesin; o, bir buzkıran gibi düşünülsün, pek memnun edici olmasa da, yasanın açacağı kapıdan geçildiğinde ulusal demokratik haklara ve genel demokratikleşmeye yol açacak düzenlemelere ve politik koşullara ulaşılacağından hareket edilsin isteniyor.

Bunlara “evet” demek, devrim amacına bağlılığını sürdüren, devrimci bir programa ve siyasi çizgiye sahip partiler, gruplar için elbette olanaklı değildir.

NİTELİĞİ BİR KENARA İTİLEREK YAPILAN ÖVGÜLER GERÇEĞİ ÇARPITMAKTADIR

Nasıl bir anlaşmayla karşı karşıyayız?

Gerilla örgütlenmesinin dağıtılması ve silahsızlanmanın kanıtlanması temeli üzerinde yükselen, herhangi bir demokratik yön taşımayan, adıyla bile inkarcı sömürgeci zihniyeti yansıtan bir kanunla karşı karşıyayız. Yenişemeyen tarafların değil kazanan tarafın dikte ettiği türden bir yasa bu. “Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi” adı verilen bu kanunun silahsızlanmayı, silahlı yapının dağıtılmasını güvencelediği kesindir, fakat neye kapı araladığı meçhuldür. Faşist inkarcı sömürgecilik “Kürt” sözcüğünü ağzına almadan, kendi istediği koşullarda bir anlaşma dayatmış ve kabul ettirmiş bulunuyor. Düşman hesap vermiyor, hesap soruyor. Bu, yalnızca tehlike alarmıdır. Ferahlık işareti değil.

Kök budur. Faşist MGK bunların yerine getirildiğine ikna edilirse, “kök”ün doğuracağı yeni durum, birey olarak başvurularla devletin mahkeme sisteminden geçirilecek tek tek gerillaların, PKK’li tutsakların çoğunluğunun ve sürgün vekillerin, belediye başkanlarının, yasal parti kadrolarının, 5 ve 10 yıl boyunca denetim, 3 yıl süreyle de siyasi yasaklılık altında yaşamaları ve bu durumun iyi halliliklerini kanıtlamaları halinde sona ermesinden ibarettir.

Böyle bir anlaşmayı ideolojik bakımdan meşrulaştırmak, siyasi bakımdan “tarihi adım” olarak yüceltmek dipten doruğa yanlıştır.

Gerçeği eğip bükmenin mücadeleye de moral ortama da bir yararı yok ve olmayacaktır.

Kürt halkının tıpkı Rojava’da olup bitenler gibi, anlaşmanın bu ilk ürününün içeriği ve dili nedeniyle çok büyük bir acı duyduğu, sancı yaşadığı inkardan gelinebilir mi? Faşist inkarcı sömürgecilere haklı güvensizliği ve öfkesi yok sayılabilir mi?

FAŞİST ŞEFLİK REJİMİ İÇİN “İÇ CEPHENİN SAĞLAMLAŞTIRILMASI” ESASTIR

Faşist şeflik rejimi ulusal demokratik ve genel demokratik talepler karşısında faşist, inkarcı sömürgeci bir tutum içinde olmayı sürdürecektir. AKP-MHP ittifakının TMK’yı kaldırmak, ceza yasasını buna göre düzenlemek, Anayasayı ulusal demokratik ve genel demokratik haklar doğrultusunda yenilemek gibi bir gündemi de, eğilimi de söz konusu değildir. Kürt halkının ulusal varlığının tanınması, anadilde eğitim ve siyasi özerklik talepleri “bölücülük” sayılmaya, yasaların ve devlet terörünün hedefi olmaya devam edecektir. Söz, basın, örgütlenme, toplantı, eylem haklarının sınırı, politik, iktisadi, mali ve ideolojik olarak “iç cephe”yi zayıflatmamayı ölçü alacaktır. Politik hak talepli eylemler kadar, iktisadi ve sendikal haklar doğrultusundaki eylemler de faşist zorbalıkla karşılanacaktır. Durumun ve gelişmelerin söylediği budur.

Faşist politik İslamcı HTŞ rejiminin Rojava Devrimi ve kazanımları karşısındaki tutumu bile AKP-MHP faşist ittifakının planlarını öngörmeye yeter. Rojava’daki anadilde eğitim yasağı, resmi kurumların Kürtçe adlarının yazılı olduğu tabelaların kaldırılmak, Kürtçe kent adlarının yerine Arapça adların geçirilmek istenmesi gibi politikaların faşist inkarcı sömürgeci Türk burjuva devletinin salt tam desteğine değil, aynı zamanda isteklerine dayandığı, görmek isteyen herkesin görebileceği kadar açıktır.

Buna “resmi” demenin yanlış olmayacağı kimi Saray kalemlerinin veya silahlı ve silahsız faşist yüksek bürokrasinin kimi sözcülerinin, bir dizi vesileyle, “silahla alamadığınızı, yasal imkanlarla alacağınız hayaline kapılıp durumu zorlamayın; Kürt ulusu, ana dilde eğitim başlıklı tüm iddia ve talepler bölücülüktür, bölücülüğe asla izin verilmeyecektir” biçimindeki inkarcı, ırkçı itiraflarını da ekleyebilirsiniz.

Ulusal demokratik hareketi “milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi” cenderesinde tutmak, faşist inkarcı sömürgeciliğin yeni dönemdeki başta gelen hedefi olacaktır. O nedenle de, gerillanın silahsızlanmasını ve dağıtılmasını güvencelediği koşullarda, inkarcı sömürgeci zihniyet ve yüzünü ortaya koymakta gecikmeyecektir. Anlaşmanın veya vaat edilen yeni aşamalarının bu konularda sağladığı veya sağlayacağı en ufak bir kazanım yoktur.

Rejimin, bu zemindeki saldırganlığını geciktirecek, demagoji ve vaatlerle yatıştırma siyaseti yürütmesine yol açabilecek iki etken var. Birincisi; faşist şefin adaylık ihtiyaçlarıyla bağlı anayasal değişiklik ihtiyacı. İkincisi; seçimlerde geliştirmek isteyebileceği ittifak veya ittifak önleme taktikleri. Ulusal demokratik güçlerin bunu geri çevirmesi de sert bir baskı dalgasıyla cevaplanacaktır. CHP’yle başlayıp Yeni Parti’yle devam eden faşist devlet terörü başa gelebilecekleri görmek için eğiticidir

YOLUMUZU BEKLEYEN TÜM DEVRİMCİ YAPILARI SINAVDAN GEÇİRECEK ZORLU BİR SAVAŞIM DÖNEMİDİR

AKP’nin kitle tabanının daralmaya devam etmesi, Erdoğan’ın seçimleri kaybetme korkusu, halkın büyüyen ve yeni kesimlere yayılan Tayyip Erdoğan ve faşist şeflik rejimi nefreti, değişik taleplerle geliştirilen hak talepli fiili meşru mücadeleler bu saldırganlığın umutsuzca bir kayıtsızlıkla şiddetlenmesini koşullayabilir.

Bütün bunlar aynı zamanda yoksulluğun, adaletsizliğin, demokratik haklardan yoksunluğun, işsizliğin, pahalılığın, kadın cinsine yönelik erkek birey ve erkek devlet şiddetinin, hak gasplarının, faşist devlet terörünün, ulusal ve inançsal eşitsizliklerin, doğal çevrenin tahribinin, çalışma koşullarının kötülüğünün, zindanlardaki zulmün, zengin-yoksul uçurumunun yarattığı manzaraların, uyuşturucu, bahis, çeteleşme cenderesinin emekçi semtlerde yol açtığı tahribatın derinden etkilediği on milyonların birikmiş acılarıyla, öfkeleriyle, özlemleriyle, kinleriyle, gözyaşlarıyla, çaresizlikleriyle, talepleriyle, hayalleriyle oluşmuş patlayıcı maddelerin tutuşturulması koşullarıyla iç içedir.

Yeni bir tasfiyeci umutsuzluk rüzgarı estirmeye hazırlanan faşist şeflik rejiminin, devrimci hareketin kitleleri örgütlü hale getirmesini, kadrolaşma faaliyetlerini, fiili meşru eylemler yürütmesini ve mücadelenin değişik biçimlerini kullanmasını engellemeyi amaçlayacak saldırılarını; “terör/terörizm” demagojisi eşliğinde yoğunlaştıracağı faşist psikolojik savaşı göğüslemek; dört bir yana yayılmış toplumsal patlayıcı maddeleri tutuşturacak kıvılcımları üretmek veya hazırlamak; tüm bu konulardaki çalışmalara kuvvet, zenginlik, tempo ve yaygınlık kazandıracak bir birleşik mücadele iradesi geliştirmek için düşünsel, ruhsal ve pratik hazırlıklar hızlandırılmalıdır.

Etiketler: Atılım Gazetesi BaşyazısıMilli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Yasası

İlgili İçerikler

Rotterdam’da 10 Eylül kutlaması

Rotterdam’da 10 Eylül kutlaması

13 Eylül 2026 - 11:07

Atılım Hollanda Marksist Leninist Komünist Parti'nin (MLKP) kuruluşunun 32. Kavga yılı Hollanda'nın Rotterdam kentinde "Şan olsun 32. yılında MLKP'ye" şiarıyla...

SKB ve ZORA’dan Fête de l’Humanité’de kadına yönelik şiddete karşı yürüyüş – VİDEOLAR

SKB ve ZORA’dan Fête de l’Humanité’de kadına yönelik şiddete karşı yürüyüş – VİDEOLAR

12 Eylül 2026 - 19:24

Atılım Paris Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) Fransa örgütü ve antikapitalist genç kadın örgütü ZORA, Fête de l’Humanité’nin ikinci gününde kadına...

10 Eylül Frankfurt, Hildesheim, Viyana ve Brüksel’de kutlandı

10 Eylül Frankfurt, Hildesheim, Viyana ve Brüksel’de kutlandı

12 Eylül 2026 - 19:04

Marksist Leninist Komünist Parti'nin (MLKP) 32. kuruluş yıldönümü, Frankfurt, Hildesheim, Viyana ve Brüksel'de kutlandı. FRANKFURT Frankfurt'ta komünist gençler, "Şan olsun...

Ahmet Polad: 8 aydır bana her gün işkence yapıyorlar, 4 aydır açlık grevindeyim

Ahmet Polad: 8 aydır bana her gün işkence yapıyorlar, 4 aydır açlık grevindeyim

12 Eylül 2026 - 18:40

GAZETECİ ARKADAŞIMIZ AHMET POLAD METRİS 1 NO'LU T TİPİ HAPİSHANESİ'NDE TUTULUYOR Rakka'da haber takibi yaparken 19 Ocak'ta kaçırılan gazeteci arkadaşımız...

Gazeteci arkadaşımız Ahmet Polad Türkiye’ye iade edildi – Güncellendi

Gazeteci arkadaşımız Ahmet Polad Türkiye’ye iade edildi – Güncellendi

12 Eylül 2026 - 18:35

İNİSİYATİF: AHMET POLAD DERHAL HASTANEDE TEDAVİ ALTINA ALINMALI Rakka'da haber takibi yaparken 19 Ocak'ta kaçırılan gazeteci arkadaşımız Ahmet Polad, 9...

Daha fazla yükle
Sonraki yazı
SKB Avrupa’dan Paula Maier için dayanışma çağrısı

SKB Avrupa'dan Paula Maier için dayanışma çağrısı

Haber Takvimi

Ağustos 2026
P S Ç P C C P
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  
« Tem   Eyl »

ÖZGÜR HABER

ÇOK OKUNANLAR

  • Rotterdam’da 10 Eylül kutlaması

    Rotterdam’da 10 Eylül kutlaması

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • SKB ve ZORA’dan Fête de l’Humanité’de kadına yönelik şiddete karşı yürüyüş – VİDEOLAR

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • 10 Eylül Frankfurt, Hildesheim, Viyana ve Brüksel’de kutlandı

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Ahmet Polad: 8 aydır bana her gün işkence yapıyorlar, 4 aydır açlık grevindeyim

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • İngiltere’de 10 Eylül kutlamaları

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0

Okumak için tıklayınız

  • ANASAYFA
  • İLETİŞİM
  • DÖKÜMANLAR
  • DATENSCHUTZERKLÄRUNG
avegkon.com

by©2020D

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  •  
  • GÜNCEL
  • EMEK
  • LGBTI+
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • EKOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • DÜNYA
  • AÇIKLAMALAR
  • SEÇTİKLERİMİZ
  • TÜM HABERLER

by©2020D