Emperyalistler arası çelişkilerin artmasıyla birlikte dünya savaşına dönük hazırlıklar somutlaşıyor. AB, 2030’a kadar “olası bir savaş” için kendisini hazırlayacağını açıkladı. Avrupa kamuoyunda ve basınında değişik savaş olasılıkları gündeme getiriliyor ve toplumsal militaristleşme tüm hızıyla ilerletiliyor. Örneğin okullarda, üniversitelerde ve tüm sivil yaşam alanlarında ordunun reklam panolarını görmek artık rahatlıkla mümkün. Ordunun, özel yetkililerinin okullara, meslek okullarına gidip iş bulamayan geçleri orduya davet etmesi ve yeni gençlik kuşakları savaşa ve militarizme özendirmeye çalışması alışılagelmiş bir hal aldı.
‘89 politik depremiyle revizyonist SSCB ve Varşova paktının çökmesiyle değişen dünya dengeleri koşullarında, Avrupa’da pek çok ülke “zorunlu askerliği” kaldırmıştı ve profesyonel ordu sistemine geçmişti. Ne var ki, son yıllarda artan emperyalist çelişkiler ve savaş olasılıkları “zorunlu askerliği” yeniden gündeme getirmiş oldu. Avrupa’nın tüm devletlerinde savaş bütçelerinde artışlar ve zorunlu askerliğe dönük yeni yasal düzenlemeler görmek mümkün. Almanya, 2008’den sonra doğan tüm erkekler için “talebe dayalı askerlik hizmeti” (seçici zorunluluk) başlatarak, kayıt-yoklama ve tatbikat zorunluluğu getirdi; yeterli gönüllü bulunmaması durumunda “zorunlu hizmet” devreye girecek. Fransa gençlere yönelik 10 aylık gönüllü ücretli askerlik programını hayata geçirecek. İtalya ve İngiltere de aynı şekilde mevcut askeri sistemlerini zorunlu askerlik yönünde genişletme yoluna gidecek. Danimarka, 2025 yılında askerliği kadınlar için de zorunlu hale getirecek. İsveç, 2010 yılında kaldırdığı zorunlu askerliği, 2017’de hem erkekler ve hem de kadınlar için geri getirdi. Letonya 2028’den itibaren kadınlar için de zorunlu askerlik uygulamasına geçecek. Litvanya’da zorunlu askerliği tekrar yürülüğe koydu. Emperyalistler zorunlu askerlik dayatmasının tutmayacağını bildikleri için onu “kademeli” olarak uygulayacaklarından ve “gönüllülüğü tercih etmek”ten söz ediyorlar. Bu uygulamaların “talebe dayalı” ve “gönüllü” kısmının alıcısının bulunmadığı koşullarda “zorunlu” hale geleceğinden kuşku yok.
Bütün bu gelişmelerin bir tesadüf olmadığı açık. Emperyalistler daha fazla silahlandıkları, ekonomiyi savaşın ihtiyaçlarına göre yeniden örgütledikleri gibi, insan gücünü de hazırlıyorlar. Gönüllülük temelinde bir savaşı sürdüremeyeceklerini biliyorlar. O nedenle de, “ülkenin çıkarı”, “güvenlik” gibi gerekçelerle toplumu da savaşa hazırlamaya çalışıyorlar.
Yeni bir emperyalist savaş hazırlıklarına karşı gençliğin zorunlu askerlik dayatmasına karşı tavrı daha şimdiden büyük bir anlam kazanmaktadır. Almanya, Fransa ve İtalya başta gelmek üzere, gençliğin askerlik dayatmasına karşı 5 Mart’taki öğrenci eylemleri önemli bir adımdı. 21 Mart’ta çok sayıda gençlik örgütü temsilcisi savaşa ve zorunlu askerliğe karşı Enternasyonalist Gençlik Meclisi için bir araya gelerek gençliğin nasıl konumlanması gerektiğini ortaya koydu. 8 Mayıs’ta Avrupa’nın birçok ülkesinde grev/okul boykotu gerçekleştirildi. Burjuvazinin tüm yanılsamalarını boşa çıkartarak “zorunlu askerliğe” karşı çıkmak, askere gitmeme çağrısını yapmak savaş karşıtı mücadelenin büyütülmesi bakımından son derece önemli bir adım oldu.
Gençliğin ileri bölükleri savaşa karşı ilk adımlarını doğru atmış oldu. Ancak bu adımlar geliştirilmediği ve içeriği doldurulmadığı taktirde emperyalist savaş propagandası karşısında yeterli olmayacağı açık. Daha şimdiden, emperyalist savaş kışkırtıcılarının gelecekte “anavatan savunması” propagandasını yapacağını kestirerek hareketi bölme çabalarını öngörerek, savaş karşıtı mücadelede sınıf bakışını korumak o yüzden önem taşıyor. Bu görev de en başta komünistlere düşüyor.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 14 Ağustos 2026 tarihli Avrupa Gündemi köşesi











