8 Eylül 2026 Salı - 23:03
DÖKÜMANLAR
Video Haberler
Haber Gönder
AVEG-KON
  • Languages
    • Deutsch
    • English
    • Français
Banner 2023 - copy
Banner 2023
  •  
  • GÜNCEL
  • EMEK
  • LGBTI+
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • EKOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • DÜNYA
  • AÇIKLAMALAR
  • SEÇTİKLERİMİZ
  • TÜM HABERLER
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  •  
  • GÜNCEL
  • EMEK
  • LGBTI+
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • EKOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • DÜNYA
  • AÇIKLAMALAR
  • SEÇTİKLERİMİZ
  • TÜM HABERLER
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
AVEG-KON
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
Haber Gönder

ARZU DEMİR’İN RÖPORTAJI / Paula Maier: Kadın dayanışması bu şiddete karşı en güçlü silahımızdır

21 Ağustos 2026 Cuma- 16:33
ARZU DEMİR’İN RÖPORTAJI / Paula Maier: Kadın dayanışması bu şiddete karşı en güçlü silahımızdır
PaylaşTwitWhatsapp

İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki geri gönderme merkezinde Ocak ayında tecavüz işkencesine uğradığını açıklayan Alman devrimci Paula Maier, ajansımıza konuştu. Yoldaşlarının ve kadınların dayanışması sayesinde yaşadığı işkenceye karşı mücadele etme gücü kazandığını belirten Maier, “Devletler bedenlerimizi siyasallaştırıyor ve onları geri almak da bize düşüyor. Utanç, taraf değiştirmeli” dedi.

ARZU DEMİR- Rojava halklarıyla dayanışmak amacıyla Ocak ayında Kuzey Kürdistan’a giden Alman devrimci Paula Maier’in İstanbul Havalimanı’ndaki geri gönderme merkezinde tutulduğu tek kişilik hücrede 29 Ocak’ı 30 Ocak’a bağlayan gece tecavüze uğradığından geniş bir kesim haberdar oldu.

Paula’nın yaşadıklarını bir video ile anlatmasının ardından özellikle Almanya’da eylemler yapılırken, Türkiye’deki kadın örgütleri de bu konuyu gündemine aldı. DEM Parti’nin de Meclis’te girişimleri oldu.

Türkiye ve Kürdistanlı kadınların politik mücadelesinde rutin bir şiddet biçimi haline gelen cinsel işkencenin, enternasyonal dayanışma gösteren kadınlara karşı kullanılması, kadın örgütlerinin de gündeminde.

Paula’dan önce, Halklar Karavanı’nda yer alan Alma Herrmann’ın da İstanbul’da, Gazze Filosu’nda yer alan Anna Liedtke’nin İsrail’de yaşadığı cinsel işkenceyi teşhir etmesi, Avrupalı kadınların da dikkatini bu konuya çevirdi. Alma ve Anna’nın üyesi olduğu antikapitalist genç kadın örgütü Zora, sonbaharda bu konuya dair uluslararası bir etkinlik yapma hazırlığında.

ETHA’nın sorularına yanıt veren Paula da, uzun süre yaşadığı suskunluğu aşmasında kendinden önce bu şiddete karşı açıklama yapan, mücadele eden kadınların varlığının önemli olduğuna dikkat çekiyor. “Bana bu adım için cesaret veren şey, diğer kadınların yaşadıklarıydı” diyor ve sosyalist kadınların 2000 yılında İstanbul’da gerçekleştirdiği “Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Hayır Kurultayı”ndan da haberdar olduğunu söylüyor.

“Kadın dayanışması, bu tür anlarda sahip olduğumuz en önemli şeydir” diyen Paula, bu cinsel saldırıya karşı kadınlarla birlikte mücadele etmekte kararlı.

Paula’nın sorularımıza yazılı olarak verdiği yanıtlar şöyle:

Öncelikle bu cesur açıklaman için sana çok teşekkür ediyoruz. Senin yanındayız. Bu suçun işlendiği yer hakkında bizimle bazı bilgiler paylaşabilir misin?

28 Ocak Çarşamba günü Mardin’e giderken gözaltına alındık ve Mardin’deki karakolda bir süre kaldıktan sonra, 20 saatlik bir otobüs yolculuğunun ardından İstanbul’a, İstanbul Uluslararası Havalimanı’ndaki geri gönderme merkezine götürüldük. 29 Ocak Perşembe günü, yine zorla uçaktan indirildik ve geri gönderme merkezine konulduk. Orada gece boyunca tek kişilik hücrelere kapatıldık ve 30 Ocak sabahı sınır dışı edildik. O gece, geri gönderme merkezindeki tek kişilik hücrede görevli memurlardan biri tarafından cinsel saldırıya uğradım.

Bu saldırının ardından neler yaşandı?

Sabah saatlerinde kelepçelendik. Kelepçelere ek olarak bazılarımıza ağızlık takılmış halde sınır dışı edildik. Her birimize iki memur eşlik ediyordu. Dört kişilik gruplara ayrıldık; bu, daha önce büyük mücadelelerle kazanılmış ve hepimize güç veren kolektif bağımızı kasten kırmak içindi.

Uçağa giderken Türk devletinin güç gösterisi ve tacizleri devam etti. Örneğin kasıtlı olarak dolambaçlı yollardan geçtiler, normal yollardan gitmediler, askeri bölgeye girdiler ve tankların yanında durdular. Farklı kentlere sınırdışı edildik. Uçaktan indiğimiz tüm kentlerde, çeşitli örgütlerden yoldaşlar tarafından çok sıcak bir şekilde karşılandık.

Videodan anladığımız kadarıyla, bu saldırıyı kamuoyuna açıklamakta uzun süre zorlandın. Bunu kamuoyuna duyurmaya nasıl karar verdiğini bize anlatabilir misin?

Yaşadıklarımın elbette etkileri oldu: utanç, korku ve yalnızlık hissi. Bunlarla yüzleşmek, önce yoldaşlarıma güvenip sonra bu adımı atmak, aktif ve kolektif bir süreçti.

Geri döndüğümüzden beri, yaşadıklarımızla yoğun bir şekilde uğraştık. Bu deneyimleri politik bir çerçeveye oturtmaya ve bunlarla yüzleşmeye çalıştık.

Bu deneyimleri ve duyguları bir güce dönüştürmek için bir kolektif zemin ve etkileşimin ne kadar önemli olduğunu gördük. Bundan büyük bir güç aldım.

Bana bu adım için cesaret veren şey, diğer kadınların yaşadıklarıydı. Bask Bölgesi’nden Nekane ve Türkiye’den Asiye gibi kadınların hayatları, deneyimleri ve attıkları adımlar üzerine çok kafa yordum. Uluslararası alanda kadınlar yüksek sesle haykırıyor: “Utanç, taraf değiştirmeli!” Bu, benim de mücadele sloganım oldu. Yakın geçmişte, Anna Liedtke ile birlikte Almanya’da bu adımı atan ikinci sosyalist kadın oldum, ancak arkamızda aynı hikayelere sahip, belki de hikayelerini paylaşma imkânı bulamayan çok daha fazla kadın var. Sanırım ikimiz de bunu bir zorunluluktan yaptık: Ancak bunu kamuoyuna duyurursak, cesaretimizi toplayabilirsek, diğer kadınları da sessizliği bozmaya teşvik edebilir, onlara yalnız olmadığımızı gösterebilir, kampanyalar düzenleyebilir, dayanışmayı hissedilir kılabilir ve hapishanelerdeki cinsel işkenceye karşı mücadelemizi kazanabiliriz.

ÇEVREMDE BÜYÜK BİR DAYANIŞMA GÖRDÜM

Giderek daha net bir şekilde anladım ki: Bu adımı atmalıyım. Bunu bugün söyleyecek noktaya son aylar içinde geldim ve bu noktaya da tek başıma gelmedim.

Almanya’ya döndükten sonra çevremde büyük bir dayanışma gördüm; bu da mücadelemi sürdürmem için bana güç verdi. Güven kazanabildim, güç toplayabildim ve desteğe güvenebildim – ama bu, hiç şüphe ya da korku yaşamadığım anlamına gelmez. Bu açıklamayı yapmanın bir bakıma kontrol edilemeyen bir yanı da var. Aynı zamanda, bu şimdiye kadar attığım en güçlü adımlardan biri.

Bu konuyu kamuoyuna duyurman sürecinde kadın dayanışması nasıl bir rol oynadı?

Kadın dayanışması, bu tür anlarda sahip olduğumuz en önemli şeydir. Sadece çevremdeki yoldaşlarımın değil, mücadelelerini öğrendiğim tüm kadınların da üzerimde ne kadar büyük bir etkisi olduğunu anlatmaya çalıştım. Paylaştığımız şey, şiddet deneyimleri olmakla birlikte, özellikle de direniş deneyimleridir. Bu sistemde kadınlar olarak birbirimizle rekabet etmemiz ve birbirimizden koparılmamız bekleniyor. Kadın dayanışması ise buna karşı en güçlü silahımızdır. Bu dayanışma sayesinde bireysel deneyimlerimizden kolektif bir duygu, öfke ve güç doğabilir; bu da her bir bireye, kamuoyuna karşı da etkili bir tavır sergileme cesareti verir.

Senin yanı sıra, o dönemde Halk Karavanı’nda bulunan Alma da cinsel şiddete maruz kalmıştı. Bu cinsel şiddet, Türkiye ve Kürdistan’daki kadınlar için tam anlamıyla gündelik politik hayatın bir gerçeğidir. Cinsel şiddete karşı nasıl ve hangi ilkeler temelinde mücadele edilmelidir?

Cinsiyete dayalı baskı ve şiddet, tesadüfi ya da tamamen bireysel bir saldırı değildir. Bu baskı, egemen toplumsal iktidar ilişkileriyle bağlantılıdır ve siyasi örgütlenmeyi zayıflatmak, kadınları sindirmek ve ataerkil düzeni sürdürmek amacıyla kasıtlı olarak uygulanır.

Hem somut olarak mağdur olan kişiyi hem de toplumsal nedenleri göz önünde bulunduran bir cevaba ihtiyacımız var. Deneyimlerin dile getirilebileceği ve birlikte işlenebileceği alanlar yaratmalıyız. Mağdurlarla dayanışma içinde destek olmalı, kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağına dair kararı onlara bırakmalı, devletin ve ataerkil sistemin uyguladığı şiddeti siyasi mücadelenin konusu yapmalıyız.

Ancak her şeyden önce bölünmemeli ve sinmemeliyiz. Baskı, insanları birbirinden izole etmeyi amaçlıyorsa, kolektiflerimizi güçlendirmeliyiz. Utanç yaratmayı amaçlıyorsa, sorumluluğu faillere iade etmeliyiz. Güçsüzlük hissi yaratıyorsa, dayanışma ve ortak eylem gücünü geliştirmeli ve mücadeleyi büyütmeliyiz.

Dolayısıyla, sosyalizm için ortak örgütlenme, uluslararası dayanışma ve her türlü ataerkil ve devlet şiddetine karşı kararlı bir mücadeleye ihtiyacımız var. Kadın devrimi bu mücadelenin ayrılmaz ve merkezi bir bileşeni olmalıdır. Hedefimiz, hiçbir insanın cinsiyeti, cinsel yönelimi veya kökeni nedeniyle ezilmediği bir toplumu yaratmaktır. Ve bu toplumda, tüm cinsiyetlerin kurtuluşu ikincil bir mesele olarak değil, sömürü dünyasını aşmak için toplumsal kurtuluşun merkezi bir parçası olarak ele alınmalıdır. Çünkü birine yönelik saldırı, hepimize yönelik bir saldırıdır!

Avrupa’daki devrimci-demokratik kamuoyu bu konuda neler yapıyor?

Artık Avrupa kamuoyu benim yaşadıklarımı biliyor. Açıkladığım günden beri Almanya’nın birçok şehrinde mitingler ve eylemler düzenlendi. İnternette, yoldaşların kendiliğinden bir araya geldiğini, sokakları işgal ettiğini veya dayanışma fotoğrafları çektiğini görebiliyoruz.

Almanya’nın yanı sıra, özellikle İtalya ve Fransa’da da bu deneyimlerin gündeme getirilmesini sağladık.

Önümüzdeki dönemde, Avrupa’daki devrimci-demokratik kamuoyunu harekete geçirmek ve aktifleştirmek, kadın devrimi için mücadele etmelerini sağlamak önemli bir yerde duracaktır.

Hukuki yollara başvurmanın sizin için ne gibi bir önemi var?

İşkence, fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddetin, Türk devletinin muhalif, ilerici ve devrimci güçlere saldırmak ve meşru direnişi kırmak için kullandığı yaygın yöntemler olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, Türk devletinin kendi uşaklarına hesap soracağına inanmıyorum.

Türkiye’nin tarihinden, kadınların adalet için kendileri mücadele etmek zorunda olduklarını öğrenebiliriz. 2000 yılında, sosyalist kadınlar gözaltında cinsel işkenceye karşı gerçekleştirdikleri konferansla sessizliği bozdular. Suçları ortaya çıkarmayı başardılar ve yetkililerin bu insanlık suçlarını işleme cesaretini kırdılar. Bugün de durum aynı. Görevimiz, bu mücadeleyi kendi ellerimize almaktır.

Yaşadığın cinsel şiddet konusunda Türkiye ve Kürdistan’daki kadın örgütlerinden beklentilerin nelerdir?

Türkiye ve Kürdistan’daki kadın örgütlerinin ve devrimci-demokratik kamuoyunun tepkileri muazzam. Cinsel şiddete karşı sessiz kalmamalıyız. Bu, siyasi öncülere ve özellikle de biz kadınlara yönelik özel bir saldırı biçimidir.

Buna siyasi bir yanıt verilmesi gerekiyor. Bu yanıt farklı biçimler alabilir: somut dayanışma eylemleri, yaşam ve çalışma alanlarında ajitasyon çalışmaları, birleşik mücadele ya da siyasi kampanyalar. Bu, somut vakanın ötesinde, devlet ve ataerkil şiddetin işleyişini görünür kılmak için bir başlangıç noktası da olabilir.

Bu deneyimi pek çok kadınla paylaşıyorum; bu sadece benim hikâyem değil, pek çok kadının hikâyesidir ve her şeyden önce cinsel şiddete karşı mücadele, tüm kadınları birleştiren bir hikâyedir. Bu deneyimleri bir direniş hikâyesine dönüştürmek hepimizin görevidir. Devletler bedenlerimizi siyasallaştırıyor ve onları geri almak da bize düşüyor. Utanç, taraf değiştirmeli!

Etiketler: arzu demirPaula Maier

İlgili İçerikler

Fransa’da kadınlar sokakta: Erkek şiddetine karşı kapsamlı yasa istiyoruz

Fransa’da kadınlar sokakta: Erkek şiddetine karşı kapsamlı yasa istiyoruz

8 Eylül 2026 - 16:19

Fransa'nın başkenti Paris ve Strasbourg kentinde sokaklara çıkan kadınlar, erkek şiddetini cezalandıran, kadın ve çocukları bu şiddetten koruyan kapsamlı bir...

Graz’da kadın cinayetlerine karşı öfke seli: Yastan direnişe

Graz’da kadın cinayetlerine karşı öfke seli: Yastan direnişe

8 Eylül 2026 - 16:08

Avusturya'nın Graz kentinde sosyalist gençlik örgütü Young Struggle'ın çağrısıyla bir araya gelen 400'e yakın kişi, artan kadın cinayetlerine ve devletin...

Zürih ve Paris’te 10 Eylül coşkuyla kutlandı

Zürih ve Paris’te 10 Eylül coşkuyla kutlandı

7 Eylül 2026 - 11:13

İsviçre'nin Zürih ve Fransa'nın başkenti Paris'te MLKP’nin kuruluş yıldönümü 10 Eylül coşkuyla kutlandı Kutlamalar saygı duruşuyla başladı. ZÜRİH yılında MLKP’nin...

“Rheinmetall’i Silahsızlandır” kampı sona erdi

“Rheinmetall’i Silahsızlandır” kampı sona erdi

7 Eylül 2026 - 10:32

"Rheinmetall'i Silahsızlandır" Kampı'nın son gününde yapılan antimilitarist yürüyüşe polis saldırdı. 100 kişinin yaralandığı saldırıya rağmen binlerce kişi yürüyüşünü sürdürdü. Almanya'nın...

Londra’da Kürtaj karşıtı “Yaşam Yürüyüşü”ne karşı eylem

Londra’da Kürtaj karşıtı “Yaşam Yürüyüşü”ne karşı eylem

6 Eylül 2026 - 10:46

Londra’da Kürtaj karşıtı “Yaşam Yürüyüşü”ne karşı eylem Atılım Londra İngiltere’nin başkenti Londra’da 5 Eylül Cumartesi günü, sosyalist gençlik örgütü Young...

Daha fazla yükle
Sonraki yazı
Paula için Brüksel’de eylem yapıldı

Paula için Brüksel'de eylem yapıldı

Haber Takvimi

Ağustos 2026
P S Ç P C C P
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  
« Tem   Eyl »

ÖZGÜR HABER

ÇOK OKUNANLAR

  • Zürih ve Paris’te 10 Eylül coşkuyla kutlandı

    Zürih ve Paris’te 10 Eylül coşkuyla kutlandı

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Fransa’da kadınlar sokakta: Erkek şiddetine karşı kapsamlı yasa istiyoruz

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Graz’da kadın cinayetlerine karşı öfke seli: Yastan direnişe

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Londra’da Kürtaj karşıtı “Yaşam Yürüyüşü”ne karşı eylem

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • “Rheinmetall’i Silahsızlandırın” eylem kampında “Ortadoğu’da Güncel Durum” konulu panel düzenlendi

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0

Okumak için tıklayınız

  • ANASAYFA
  • İLETİŞİM
  • DÖKÜMANLAR
  • DATENSCHUTZERKLÄRUNG
avegkon.com

by©2020D

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  •  
  • GÜNCEL
  • EMEK
  • LGBTI+
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • EKOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • DÜNYA
  • AÇIKLAMALAR
  • SEÇTİKLERİMİZ
  • TÜM HABERLER

by©2020D