Eylül ayının ilk haftasında Almanya’nın Köln kentinde, her yıl olduğu gibi bu yıl da “Rheinmetall’i Silahsızlandırma” Eylem Kampı düzenlendi. Almanya ve Avrupa’daki savaş karşıtı hareketten yaklaşık 1.500 aktivist, altı gün boyunca ortak eylemler gerçekleştirmek, tartışmalar yürütmek ve kolektif bir yaşamı örgütlemek üzere kampta bir araya geldi. Kamp, Almanya’daki devrimci hareketin savaş hazırlıklarına karşı mücadeleyi eylem pratiğinin belirleyici başlıklarından biri haline getirme yönündeki ortak iradesini bir kez daha ortaya koydu. Aynı zamanda edinilen deneyimler üzerinden önümüzdeki mücadele dönemine ilişkin perspektifler de tartışıldı.
Rheinmetall, Alman emperyalizminin en önemli silah şirketlerinden biri. 2025 yılında 9,9 milyar Euro’luk rekor ciroya ulaşan bu savaş tekeli, dünya çapındaki silah ve tank tedarikinde başı çeken şirketler arasında yer alıyor. 2018 yılında Türk devletinin Efrîn’e yönelik saldırılarına tepki olarak kurulan “Rheinmetall’i Silahsızlandırın” ittifakı ise uluslararası dayanışmanın örgütlü ifadelerinden biri olarak ortaya çıktı.
Eski Federal Şansölye Olaf Scholz’un Ukrayna Savaşı’nın ardından 2022’de ilan ettiği “dönüm noktası” (Zeitenwende) politikasıyla birlikte Rheinmetall’in ekonomik ve politik önemi milyarlarca Euro’luk yatırımlarla daha da arttı. Bu gelişme, bu yıl “Kesintileri Durdurun” sloganı altında gerçekleştirilen ve işçilerin ve ezilenlerin yaşamın her alanında karşı karşıya kaldığı askerileşmeyi gündemine alan kampın politik çerçevesini de belirledi. Bunun yanı sıra uzlaşma süreci, YPJ’nin savunulması ve Gino gibi enternasyonalist antifaşistlerle dayanışma kamptaki önemli tartışma ve dayanışma başlıkları arasındaydı.
Kamp kapsamında gerçekleştirilen eylemler yalnızca Rheinmetall şirketine yönelik doğrudan eylemlerle sınırlı kalmadı. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da savaş hazırlıklarının parçası olan çeşitli kurumlar hedef alındı. En büyük eylemlerden biri, aralarında sosyalist gençlik örgütü Young Struggle’ın da bulunduğu çeşitli örgütlerden yaklaşık 100 aktivistin katılımıyla bir Alman ordusu kışlası ve eğitim merkezine yönelik gerçekleştirilen ablukaydı. Kışlanın girişi sekiz saat boyunca işgal edildi ve merkezin faaliyetleri gün boyunca durduruldu.
Kampın bir diğer kazanımı da polis kuşatmasının aşılmasıydı. Geçen yıl 11 saat süren kuşatmanın ardından, bu yıl da benzer bir saldırıyla karşılaşan aktivistler altı saatlik direniş sonunda ablukayı kırdı. Eylem boyunca Rojava bayrakları taşındı ve Kürdistan’la dayanışma sloganları atıldı.
Bu yıl daha da şiddetlenen cinsiyetçi ve ırkçı polis şiddeti, devletin savaşa karşı mücadeleyi baskılar yoluyla kamuoyundan izole etme çabasını bir kez daha ortaya koydu. Bu saldırılara karşı geliştirilecek ortak ve kararlı tutum, önümüzdeki dönemde savaş karşıtı mücadelenin önemli başlıklarından biri olacaktır.
Kampın ardından temel görev, edinilen deneyimleri kampın dışına taşımak ve savaş hazırlıklarına karşı ortak bir mücadele hattı kurmaktır. Özellikle gençlik örgütleri inisiyatif almalı ve 20 Kasım’ı savaş karşıtı mücadelenin güçlü bir dayanağı haline getirmelidir.
* Atılım Gazetesinin Avrupa Eki’nin (atilimavrupa1994@gmail.com) 11 Eylül 2026 tarihli Sosyalist Gençlik köşesi











